Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı

Pazartesi
Saat 20:00 Sahih Tefsir Şerhi (Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)

Çarşamba
Saat 20:00 ez-Zeberced Şerhi (Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)
Saat 21:30 Hadis Usulü 1. Seviye (Mustalah İlmi - Muderris: Ebu Leylâ)

Cumartesi
Saat: 19:00 Hadis Usulü 4. Seviye (İlmi Meseleleri Tahkikte Hadis Ehlinin Menheci)
Saat: 20:30 el-Albaniyyât Şerhi


27 Şubat 2017 Pazartesi

Mezhep Mutaassıplarının Hadis Metinlerini Tahrif Etmeleri -1-

Teravih Namazının Rekat Sayısı Hakkındaki Tahrif
Ebu Davud rahimehullah Sunen’inde şöyle rivayet eder;
حَدَّثَنَا شُجَاعُ بْنُ مَخْلَدٍ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا يُونُسُ بْنُ عُبَيْدٍ، عَنِ الْحَسَنِ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ جَمَعَ النَّاسَ عَلَى أُبَيِّ بْنِ كَعْبٍ، «فَكَانَ يُصَلِّي لَهُمْ عِشْرِينَ لَيْلَةً، وَلَا يَقْنُتُ بِهِمْ إِلَّا فِي النِّصْفِ الْبَاقِي، فَإِذَا كَانَتِ الْعَشْرُ الْأَوَاخِرُ تَخَلَّفَ فَصَلَّى فِي بَيْتِهِ، فَكَانُوا يَقُولُونَ أَبَقَ أُبَيٌّ»
el-Hasen (el-Basrî) rahimehullah’tan: “Ömer b. el-Hattab radiyallahu anh insanları Ubey b. Ka’b radiyallahu anh’ın imamlığında bir araya getirdi ve o da onlara yirmi gece (teravih) namazı kıldırdı. Onlara ancak (bu yirmi gecenin) son yarısında kunut yaptırdı. (Ramazan’ın) Son on gününde ise cemaatle kılmayıp evinde kıldı. “Ubey kaçtı” diyorlardı.”
Sunenu Ebi Davud 1/136, no:1429 Humus baskısı.
Hadisin metni böyledir. Fakat mezhep mutaassıpları (ki “Tebliğ Cemaati” diye meşhur olan fırka da bunlardandır) “yirmi gece” lafzını, Ebu Davud’un Sünen’inin Hindistan baskılarından birinde: “Yirmi rekat” olarak tahrif etmişlerdir.
Bazı Hanefi taassupçular da bu tahrif edilmiş kelimeye dayanarak bunu her yerde yaymışlar ve kendilerinin bu gafletleri sebebiyle Hadis Ehlini kınamışlardır.
Bu tahrifin mezheplerini desteklemek isteyen taassupçular tarafından yapıldığının delilleri şu şekildedir:
1- Sunenu Ebi Davud nüshalarında “yirmi rekât” lafzı sadece bahsedilen Hind baskısında vardır, başka nüshalarda “Yirmi gece” olarak geçmektedir.
2- Tarih boyunca âlimler bu hadisi Ebu Davud’un Sünen’inden naklederlerken “yirmi gece” lafzıyla zikretmişler, bu konuda Ebu Davud nüshalarında bir fark olduğuna en ufak bir işarette bulunmamışlardır.
Mesela bkz: Mişkatu’l-Mesabih (no:1293 – el-Elbani tahkiki), Zeylai, Nasbu’r-Raye (2/126 – 1973 tarihli 2. Baskı) İbn Kudame, el-Mugni (2/167)
Uyarı: el-Hedyu’n-Nebeviyi’s-Sahih Fi Salati’t-Teravih kitabının yazarı şeyh Muhammed Ali es-Sabuni, (s.56) “yirmi rekât” lafzıyla İbn Kudame’nin el-Mugni’sinden naklediyor! Fakat bu da bir tahriftir. Zira el-Mugni’de “yirmi gece” lafzıyla nakledilmektedir.” Şeyh Sabuni’nin akide ve hüküm meselelerinde Hadis ve Sünnet ehline düşmanlığı meşhurdur. Bu sebeple birçok âlimler kendisine reddiyeler yazmışlardır. Es-Sabuni’nin tahriflerine diğer bir örneği Şeyh Selim el-Hilali şöyle zikreder: “İbn Cerir, Tefsir’inde (29/14) “Baldırın açıldığı gün” (Kalem 14) ayetinin tefsirinde, Dahhak dedi ki: İbn Abbas radiyallahu anhuma diyordu ki: “Cahiliyye halkı şöyle diyorlardı…” diye rivayet ederken, es-Sabuni: “Dahhak dedi ki: İbn Abbas’ın şöyle dediğini işittim:…” diyerek nakletmiştir. Bu apaçık bir yalan va ahmakça bir tahriftir. Zira Dahhak rahimehullah, İbn Abbas radiyallahu anhuma’ya yetişmemiş, onunla karşılaşmamıştır. Nasıl olur da “İbn Abbas’tan işittim” diyerek O’ndan işitmediği bir sözü söyleyebilir?”
3- Beyhaki Sünen’inde (2/498), Ebu Davud’un rivayet yoluna dayanarak “Yirmi gece” lafzıyla rivayet etmiştir. Bu da Ebu Davud’un nüshalarına muvafıktır.

Bu Tahrifin Başlangıç Tarihi

Yirmi gece” lafzı, Ebu Davud’un Sünen’inin Hindistan’da hicri 1318 yılına kadar basılan bütün nüshalarında mevcuttur. Bu baskılarda bu konuya dair nüsha veya rivayet farklarına dair bir işaret söz konusu değildir. Lakin Ebu Davud’un Sünen’i, Şeyh Mahmud Hasen tarafından, onun dipnotlarıyla basılınca, kendileri veya istişare ettikleri biri, rivayetteki bu tahrif ile birlikte yayınladılar ve kitabın doğru nüshalarındaki “yirmi gece” kelimesini, dipnottaki tahrife dayanarak “yirmi rekât” şeklinde zikrettiler.
Bu tuzak, insanlara Ebu Davud’daki bu hadisin lafızlarında rivayet veya nüsha farkı olduğu şeklinde bir fikre sebebiyet verdi.  Yine aynı şeyi Ebu Davud şerhi olan Bezlu’l-Mechud baskısının dipnotunda da yaptılar.  Hâlbuki Bezlu’l-Mechud kitabının sahibi olan Şeyh Halil Ahmed es-Seharenfuri el-Hanefi, “rekât” şeklinde lafız farkına işaret etmemiştir. Fakat metnin dipnotunda şöyle geçiyor: “Şeyh Mevlana Muhammed İshak’ın kıraat edilen nüshasında “rekât” şeklinde geçmektedir.” (!) Bu da diğer bir beladır. Zira bunu söyleyen kişi meçhuldür, bu nüshayı nerede gördüğünü ve bu nüshanın nerede bulunduğunu zikretmemiştir!
Sonra Ebu Davud’un Sünen’i Şeyh Fahru’l-Hasen’in dipnotları ile basılınca hadisin metnini: “yirmi rekât” şeklinde yazdılar ve dipnotuna da: “başka nüshada yirmi gece şeklinde” geçtiğine işaret ettiler!
Bütün bu şaibeli çabaların hedefinde hadisin lafızlarıyla oynayıp teravih namazını yirmi rekât olarak tespit etme girişimi vardır. Başka bir şey değil!
Birisi çıkıp: “Büyük âlimler neden bu tahrife karşı çıkmadılar ve Sünen’in önceki baskılarını ortaya koymak için çalışmadılar?” diyebilir. Buna şöyle cevap verilir: “Onlar bundan daha çetin ve daha çirkin olan; bazı ayet tahriflerine dahi sükût etmişlerdir.
Ayet tahrifi ve bu hadisin tahrifi hakkında ayrıntılı bilgi için bkz.: Şeyh Sultan Mahmud, Ni’me’ş-Şuhud Ala Tahrifi’l-Gâlîn Fi Suneni Ebi Davud; Muhammed Eslem el-Bâkistani, Cemaatu’t-Teblig: Akidetuha ve Efkaru Meşayihiha (s.18-19)
Allah’tan selamet dileriz.    

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)