Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı

Pazartesi
Saat 20:00 Sahih Tefsir Şerhi (Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)

Çarşamba
Saat 20:00 ez-Zeberced Şerhi (Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)
Saat 21:30 Hadis Usulü 1. Seviye (Mustalah İlmi - Muderris: Ebu Leylâ)

Cumartesi
Saat: 19:00 Hadis Usulü 4. Seviye (İlmi Meseleleri Tahkikte Hadis Ehlinin Menheci)
Saat: 20:30 el-Albaniyyât Şerhi


13 Ağustos 2017 Pazar

Zındık Ne Demektir? Kime Denir?

Bazı cahiller, muayyen bir şahıs hakkında “Zındık” kelimesinin kullanılmasının, İslam’ın ilk yıllarında bu kelimenin kâfir manasında kullanıldığı için Haricîlerin tekfiri ile aynı olduğu şeklinde iddia etmektedirler. 
İbn Kudame rahimehullah şöyle der: “Zındık; İslam’ı izhar edip küfrünü gizleyen münafık demektir. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in asrında münafık diye isimlendirilenler, bu günümüzde zındık diye isimlendirilmektedir.”[1]
Görüldüğü gibi bahsi geçen iddia sahibi, şer’î ıstılahlar konusunda koyu bir cahillik içindedir. Selef, zındık kelimesini, habis akidelere sapan kimseler hakkında kullanıyordu:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de zındık kelimesini, tıpkı İbn Kudame’nin açıkladığı manada kullanmıştır:
Amr b. Şuayb demiştir ki: Ben, Saîd b. el-Museyyeb'in yanında oturuyordum. Topluluktan biri dedi ki:
“Bazı insanlar Allah şer dışında (diğer rivayette: ameller dışında) her şeyi takdir etmiştir diyorlar.” Vallahi Saîd'in o günkü öfkesi gibi öfkelendiğini hiç görmemiştim. Hatta kalkıp gitmeye yeltendi. Sonra:
”Demek onu da yaptılar. Yazıklar olsun onlara. Keşke gerçeğin idrakinde olsalardı. Hakikat şu ki, vallahi ben onlar hakkında bir söz duydum ki, kendilerine şer olarak yeter” dedi.
“Allah iyiliğini versin Ebû Muhammed, nedir o söz?” diye sordum. Bana baktı, öfkesi dinmişti. Sonra dedi ki:
Bana Râfi' b. Hadîc bildirdi. Dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim:
Ümmetimde, Yahudi ve Hristiyanların inkâr ettikleri gibi Allah’ı ve Kur’ân’ı farkında olmadan inkâr edecek bir topluluk olacaktır.” Dedim ki:
“Allah beni sana feda kılsın, bu nasıl olacak ey Allah’ın rasulü?” şöyle buyurdu:
Kaderin bir kısmını kabul, bir kısmını inkâr edecekler” Ben: “Ne diyecekler ey Allah’ın rasulü?” Şöyle buyurdu:
Hayr Allah'tan, şer ise Iblis'tendir diyorlar. Bu düşünceyle Allah'ın kitabını okurlar. Böylece iman ettikten ve bilgisine ulaştıktan sonra Kur'ân'ı inkâr ederler. Ümmetim bunlardan nice düşmanlık, kin ve tartışmalar görecektir. Onlar, bu ümmetin zındıklarıdırlar. Onların zamanında yönetici zulmeder. Keşke mesele zulüm, taşkınlık ve kayırmacılıkla kalsaydı. Ayrıca Allah onların üzerine bir veba gönderecek ve genelini yok edecektir. Ardından suretleri hayvan suretine dönüştürülecek ve yerin dibine geçirileceklerdir. Bundan pek az kimse kurtulacaktır. O gün mü'minin sevinci az, üzüntüsü büyük olacaktır. Sonra Allah, onların genelini maymunlara ve domuzlara dönüştürecektir. Bundan sonra yakın bir zamanda Deccal çıkar…”[2]
İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
سَيَكُونُ فِي أُمَّتِي مَسْخٌ وَذَلِكَ فِي الْقَدَرِيَّةِ وَالزَّنْدَقِيَّةِ
Ümmetimde suret değiştirilmesi olacaktır. Bu da Kaderiyye ve zındıklarda olacaktır.”[3]
İbn Vaddah rahimehullah şöyle demiştir: “Bana Zuheyr b. Abbad şöyle haber verdi:
كل من أدركت من المشائخ مالك بن أنس وسفيان بن عيينة وعيسى بن يونس ، وفضيل بن عياض وعبد الله بن المبارك ووكيع بن الجراح وغيرهم. لا يكفرون أحدا بذنب ، ولا يشهدون لأحد أنه في الجنة وإن لم يعص الله ولا أنه في النار وإن عمل الكبائر ومن خالف هذا فهو عندهم مبتدع. قال ابن وضاح : وقال لي يونس بن عبد الأعلى : الزم هذا ولا تدعه . وقال حسين بن الحسن المروزي : نعم هذا هو الحق ولا يقول خلافه إلا زنديق
“Kendilerine yetiştiğim bütün şeyhler; Malik b. Enes, Sufyan b. Uyeyne, İsa b. Yunus, Fudayl b. Iyad, Abdullah b. el-Mubarek, Veki b. el-Cerrah ve başkaları, kimseyi günah sebebiyle tekfir etmezler ve yine kimsenin cennetlik olduğuna şahitlik etmezlerdi. Allah’a isyan etse ve büyük günahlar işlese dahi bu kimsenin cehennemlik olduğuna şahitlik etmezlerdi. Kim bu akideye muhalefet ederse onlara göre bid’atçidir.” İbn Vaddah bunun ardından dedi ki: “Yunus b. Abdila’la bana: “Bu bu inançtan ayrılma” dedi. Huseyn b. el-Hasen el-Mervezi dedi ki: “Evet, bu haktır. Buna aykırı konuşan ancak bir zındıktır.”[4]
Bazen sika ve saduk olduğuna şahitlik edilen bir kimse hakkında diğer bazı münekkid imamların zındık tabirini kullandığı varid olmuştur. Ebu Ahmed Aiz b. Habib el-Mellah hakkında Ahmed b. Hanbel: “Değerli, akıl sahibi bir şeyh idi” demiş, yine başka bir yerde: “Kendisinde sakınca yoktur. Nitekim ondan hadis dinledik” demiştir. Et-Tehzib’de, Said b. Amr el-Berzaî’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Ebu Hatim’in “Ebu Zur’a’ya: “İbn Main Aiz b. Habib’in zındık olduğunu söylüyor?” diye sorduğuna şahit oldum. Ebu Zur’a dedi ki: “Aiz b. Habib saduktur.”
Ahmed b. Gassan şöyle demiştir:
قُلْتُ لِحَمْدَوَيْهِ: بِأَيِّ شَيْءٍ تَعْرِفُ الزَّنَادِقَةَ؟ قَالَ: الزَّنَادِقَةُ ضُرُوبٌ، وَلَكِنْ مَنْ رَأَيْتَهُ يَقُولُ: إِنَّ اللَّهَ لَا يَرَى وَأَنَّ الْقُرْآنَ مَخْلُوقٌ، فَهُوَ زِنْدِيقٌ
“el-Hamduye’ye dedim ki: “Zındıkları hangi şeyle tarif edersin?” dedim. Dedi ki:
“Zındıkların türleri vardır. Lakin “Allah’ın (ahirette) görülmeyeceğini ve Kur’ân’ın mahluk olduğunu söyleyen kimseyi görürsen o bir zındıktır.”[5]
Hadise aklıyla itiraz edene zındık tabiri kullanılmıştır: Halil b. Ahmed şöyle anlattı: “Ebu Said el-Istaharî’ye bir adam gelip şöyle dedi:
 ((أيجوز الاستنجاء بالعظم؟ قال: لا. قال: لم؟ قال: لأن رسول الله صلى الله عليه وسلم؛ قال: ((هو زاد إخوانكم من الجن)). قال: فقال له: الإنس أفضل أم الجن؟ قال: بل الإنس. قال: فلم يجوز الاستنجاء بالماء وهو زاد الإنس؟ قال: فنزا عليه وأخذ بحلقه، وهو يقول: يا زنديق! تعارض رسول الله صلى الله عليه وسلم؟! وجعل يخنقه؛ فلولا أني أدركته لقتله -أو كما قال-)
“Kemikle istinca caiz midir?” O da:
“Hayır” dedi. Adam:
“Neden?” dedi. O:
“Çünkü Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onun hakkında “Cinlerden kardeşlerinizin azığıdır” buyurmuştur” dedi. Adam:
“İnsanlar mı üstün yoksa cinler mi?” dedi. El-İstahari:
“Elbette insanlar” dedi. Adam:
“Öyleyse insanların azığı olan su ile istinca etmek neden caiz oluyor?” dedi. Bunun üzerine el-Istahari adamın boğazını sıktı ve şöyle diyordu:
“Ey Zındık! Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e mi itiraz ediyorsun?” Onun boğazını öyle sıktı ki, şayet yetişmeseydim onu öldürecekti.”[6]
İbn Hacer el-Askalani şöyle nakleder: “Tahaviyye akidesinin şarihi şöyle demiştir:
وَأما من يتَعَلَّق بِقصَّة مُوسَى مَعَ الْخضر - عَلَيْهِمَا السَّلَام - فِي تَجْوِيز الِاسْتِغْنَاء عَن الْوَحْي بِالْعلمِ اللدني، الَّذِي يَدعِيهِ بعض من عدم التَّوْفِيق، فَهُوَ ملحد زنديق
“Musa aleyhi's-selâm’ın Hızır aleyhi's-selâm ile kıssasını, tevfikten mahrum kılınmış bazı kimselerin iddia ettikleri gibi ledün ilmi iddiasıyla vahiyden müstağni kalmaya delil getiren mülhid bir zındıktır.”[7]
Bu manada rivayetler çoktur.
Ümmetin imamları bu kelimeyi münafık (küfre girdiği halde, kadı tarafından irtidadına hükmedilmedikçe kanı, malı helal sayılmayan kimse) manasında kullanmışlardır:
İmam Şafii rahimehullah şöyle demiştir: “Ben Irak’ta “tağbir” diye adlandırılan zındıkların icad ettikleri ve kendisiyle insanları Kur’an’dan alıkoydukları bir şey bıraktım geldim.”[8]
Tagbir: musiki ve kaside meclisleridir.
Yine İmam Malik şöyle demiştir: “Dini kelam ile talep eden zındıklaşır”[9]
Ebu Yusuf şöyle demiştir: “İlmi, kelam ile talep eden zındıklaşır”[10]
Abdurrahman b. Mehdî rahimehullah şöyle demiştir: “Kelamı öğrenen kimsenin sonu zındıklaşmaktır.”[11]
Muhammed b. İsmail et-Tirmizî şöyle der: “Ben, Ahmed b. Hasen et-Tirmizî ile birlikte din imamı Ebû Abdillah Ahmed b. Hanbel’in yanında idik. Ahmed b. Hasen ona dedi ki:
“Ey Ebû Abdillah! Mekke’de İbn Ebi Kuteyle’nin hadis ashabı hakkında:
“Hadis ashabı kötü bir topluluktur” dediğini söylüyorlar.” Bunun üzerine Ahmed b. Hanbel elbisesini toplayarak kalktı ve
“Zındık! Zındık! Zındık!” diyerek evine gitti.[12]
İmam Buhârî, Vehb b. Cerir’den rivayette aynı manada kullanmıştır:  “Vehb b. Cerir şöyle demiştir: “Cehmîler zındıklardır. Onlar ancak arş üzerinde istiva eden kimse bulunmadığını söylemek istiyorlar.”[13]
Ebû Hâtim Muhammed b. İdris el-Hanzalî er-Râzî şöyle demiştir: “Bid’at ehlinin alâmeti eser (rivayet) ehline sövmeleridir. Zındıkların alâmeti, eser/rivayet ehlini “Haşeviyye” olarak isimlendirmeleridir.- Böylece rivâyetleri iptal etmek isterler – Kaderiyye fırkasının alâmeti, rivâyet ehlini “Müşebbihe” diye isimlendirmeleridir. Râfizîlerin alâmeti, rivâyet ehlini “Nâbite ve Nâsıbîler” diye isimlendirmeleridir. Ben diyorum ki: “Bütün bunlar asabiyedir. (taassuptur) Ehl-i Sünnet’in bir tane adı vardır, o da “Ehl-i Hadîs”tir.[14]
Ebu Zür’a er-Razî rahimehullah dedi ki; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabından birine dil uzatan bir kimse görürsen bil ki o zındıktır. Bize göre Rasul sallallahu aleyhi ve sellem haktır, Kur’an haktır. Biz bu Kur’an’ı ancak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabının sünnetleri ile eda ederiz. Onlar ise ancak şahitlerimizi cerh etmek istiyorlar ki Kitap ve sünneti boşa çıkarsınlar. Onları cerh etmek zındıklıktır.”[15]  
İshak b. Davud b. Subayh şöyle demiştir: Abdurrahman b. Mehdî’ye dedim ki “Ey Ebu Said! Beldemizde şu sufilerden bir topluluk var.” Dedi ki: “Onlara yaklaşma. Zira onlardan bir topluluk gördük, bazılarını deli ettiler, bazılarını da zındık yaptılar.”[16]
Şeyhulislam İbn Teymiyye bu manada kullanmış ve şöyle demiştir: “Mevlid merasiminde toplanıp müzik, raks ve benzeri şeyleri ibadet edinmeye gelince, ilim ve iman ehlinden hiç kimse bunların yasaklanmış çirkinliklerden olduğunda şüphe etmez. Bunu ancak ya bir cahil ya da bir zındık mustehap görebilir.”[17]
Görüldüğü gibi, ilim ehlinin, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in getirdiklerine karşı akıl ve re'yler itiraz edenler hakkında kullandıkları "zındık" tabiri, cahillerin, kıble ehlinden bazı kimseleri tekfir edip mürtet sayarak kanlarını ve mallarını helal saymalarından çok farklıdır!


[1] El-Mugni (9/159)
[2] Hasen. İbn Batta el-İbane (1517) el-Lalekai (1100) Haris (735) Begavi Mucem (1022) Taberani (4/245) Hatib el-Muttefak (306) Acurri eş-Şeria (389) Beyhaki Kader (201) Ebu Ahmed Hakim Fevaid (7) Ukayli Duafa (3/358) Deylemi (8271) Bunu Amr b. Şuayb’dan üç kişi rivayet etmiştir: Atiyye b.Atiyye – Ata b. Ebi Rabah – Amr b. Şuayb yoluyla, Abdullah b. Lehia – Amr b. Şuayb yoluyla ve İbrahim b. İsmail b. Ebi Habibe – Amr b. Şuayb yoluyla. Atiyye b. Atiyye meçhuldür. İbn Ebi Habibe zayıftır. İbnu’l-Mukri, İbn Lehia’dan kitapları yanmadan önce işittiği için bu tarik hasendir. Diğer tariklerle isnadı kuvvetlenmektedir. Allah en iyi bilendir.
[3] Sahih. İbn Batta el-İbane (1518) Firyabi el-Kader (217) Ahmed (2/127) Ebu Davud (4613) Tirmizi (2152) Hakim (1/84) el-Lalekai (1135)
[4] İbn Ebi Zemeneyn es-Sunne (223)
[5] İbn Batta, el-İbane (6/42 no:234)
[6] Herevi Zemmu’l-Kelam (1258)
[7] İbn Hacer, Zehru’n-Nadr (s.27)
[8] Sahih maktu. el-Hallal, el-Emr bi’l-Maruf (s.36); Ebu Nuaym, el-Hilye, (9/146) İbn Teymiye Mecmuu Fetava (2/352, 7/351) İbnul Cevzi Telbis (s.296) Suyuti el-Emru bil İttiba (s.8) İbnu’l-Kayyim, İğasetu’l-Lehfan (1/229) bunun Şafii’den mütevatir olarak nakledildiğini belirtmektedir
[9] İbnu’l-Muberred, Cemu’l-Cuyuş (no:32)
[10] İbn Kuteybe, Te’vilu Muhtelef (43) İbn Asakir Tebyinu Kizbi’l-Mufteri (333) Hatib Şerafu Ashabi’l-Hadis (4) Suyuti Savnu’l-Mantık (60)
[11] İbnu’l-Muberred, Cem’ul-Cuyuş (48)
[12] Hakim Marifetu Ulumi’l-Hadis (s.4) Herevi Zemmu’l-Kelam (s.62) Hatibu’l-Bagdadi, Şerafu Ashabi’l-Hadis (s.74)
[13] Sahih maktu. Buhari Halku Ef’ali’l-İbad (6)
[14] El-Lalekai İtikad (1/179)
[15] Bkz.: Hatib el-Bağdadî; el-Kifaye, İbn Asakir, Tarihu Dımeşk, İbn Hacer, el-İsabe Fi Temyizis Sahabe, Mizzî, Tehzibu’l-Kemal.
[16] Sahih maktu. Ebu Bekr el-Hallal, el-Has Ale’t-Ticare (93)
[17] Bkz.: Hukmu’l-İhtifal bi’l-Mevlid (1/34)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)