Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



26 Mart 2019 Salı

Kur’ân’da Mecaz Var mıdır?

Âlimler Kur’ânu’l-Kerim’de mecaz bulunup bulunmadığı hususunda ihtilaf etmişlerdir. Ebu Bekr b. Davud: “Mecaz lügattedir, Kur’ân’da mecaz yoktur” demiştir. Ebu’l-Abbas İbn Sureyc (v.306) onu reddederek Kur’ân’da da mecaz bulunduğunu söylemiştir. Reddiyesinde Allah Teâlâ’nın şu ayetine dayanmıştır:
لَهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَات
Manastırlar, kiliseler ve namazlar yıkılıp giderdi.” (Hac 40)
Delil olma yönü: Namazlar yıkılmaz, ancak burada namaz kılınan yerler kastedilmiştir. “Salavât” kelimesi burada mecaz yoluyla kullanılmış, muzaf hazfedilmiş, muzafun ileyh onun yerini tutmuştur. İbn Sureyc’in bu istidlaline karşı Ebu Bekr b. Davud’un bir cevabı olmamıştır. [1]
İbnu’l-Cevzî, Zadu’l-Mesir’de şöyle demiştir: “Burada salavat kelimesiyle kastedilen hakkında iki görüş vardır. Bunlardan birincisi; namazların kılındığı yerlerdir. Sonra bu konuda da iki görüş vardır:
Birincisi; Yahudilerin havralarıdır. Katade ve ed-Dahhak böyle demişlerdir. Şeyhimiz Ebu Mansur el-Lugavi’den şöyle okudum: Salavat kelimesi burada Yahudilerin havraları demektir. O İbranîce’de; Salûsâ şeklindedir.
İkincisi; Sabî’îlerin mescidleri kastedilmiştir. Bunu Ebu’l-Aliye söylemiştir.
İkinci görüş; kastedilen salavatın hakikatidir. Manası; şayet Allah’ın cihad edenler sebebiyle müslümanlardan savması olmasaydı mescidlerdeki namazlar kesintiye uğrardı demektir. İbn Zeyd böyle söylemiştir.”[2]
İbn Zeyd rahimehullah’ın dediği gibi “Salavat” kelimesinin hakikate yorumlanması bu ayetin mecaza delalet etmesine mani değildir. Zira bu durumda “hedm/yıkılma” kelimesi hakikate değil, inkıta/kesinti manasına yorumlanmış olur. Hedm kelimesinin hakikati ise mevcut olan bir şeyin yok olmasıdır. İnkıtanın hakikati; var olmamaktır. İkisi birbirinden farklı şeylerdir. Allah en iyi bilendir.


[1] Bkz.: Ebu İshak eş-Şirazî Şerhu’l-Lum’a (1/170) Ali b. Abdilkafi es-Subkî; el-İbhâc Şerhu’l-Minhâc (1/297) Bedruddin ez-Zerkeşi Bahru’l-Muhit (3/48)
[2] Zadu’l-Mesir (5/437) Bkz. Tefsiru’l-Kebir (23/41)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)