Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

24 Ocak 2026 Cumartesi

Avamın Belli Bir Mezhebi Taklid Etmesi Gerekir mi?

 İmam Ebu Abdillah Şemsuddin İbni’l-Kayyım rahimehullah, İ’lamu’l-Muvakki’in kitabında şöyle demiştir;

“Avamın bilinen mezheplerden birine uyması gerekir mi gerekmez mi? Bu konuda iki görüş vardır:

Birincisi: Gerekmez. Kesin olarak doğru olan görüş budur. Çünkü Allah’ın ve rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’in vacip kıldıklarından başka vacip yoktur. Allah ve rasulü de insanlardan hiç kimseye ümmetten birinin mezhebine uymasını, başkasından bağımsız onun dinini taklid etmeyi vacip kılmamışlardır. Faziletli asırları araştırdığımda onların böyle bir mensubiyetten uzak olduklarını gördüm. Hatta avam için bir mezhebe uymak sahih de değildir. Avam, bir mezhebe uysa dahi onun mezhebi yoktur.

Çünkü mezhep ancak bir tür araştırma ve istidlal yapabilen, mezhepler hakkında bir basireti bulunan kimse hakkında söz konusu olur.  Yahut o mezhebin füruya dair bir kitabını okuyan, imamının fetvalarını ve görüşlerini bilen kimse hakkında söz konusu olur. Ama buna ehil olmayan kimse için mezhep söz konusu değildir.

Hatta “Ben Şafiiyim veya Hanbeliyim” dese veya başka bir mezhebe mensubiyetini söylese, bu iş mücerret sözden ileri gitmez. Aynı şekilde şayet: “Ben fakihim, nahivciyim, yazarım” dese ama öyle olmasa bu da sözden ileri gitmez.

Bu durumu şu husus açıklığa kavuşturur: Şafii, Malikî veya Hanbelî olduğunu söyleyen kimse, imamın yoluna tabi olduğunu iddia eder. Bu iddia ise ancak o imamın ilimde, marifette ve istidlaldeki metodunu izlemekle doğru olur. Ama bunları bilmeksizin ve imamın siyretinden, ilminden, metodundan çok uzak olduğu halde kendisini o imama nispet etmesi nasıl doğru olabilir ki? Bu iddiadan ibarettir ve anlamsız bir sözdür.

Avamın bir mezhebi olması düşünülemez. Şayet bu düşünülebilseydi dahi, ona da, başka bir kimseye de ümmetten belli bir adamın mezhebini mezhep edinmesi yine gerekli olmazdı.  Onun bütün sözlerini kabul edip başka bir alimin sözlerini terk etmesi gerekmezdi. Bu ümmette ortaya çıkmış olan çirkin bir bid’attir. Allah’ı ve rasulünü daha iyi bilen, daha yüce mertebede olan kimseler olan İslam imamlarından hiç biri, insanlara bunu (mezhep taklidini) gerekli görmemişlerdir.

Alimlerden birinin mezhebini taklid etmeyi gerekli gören görüş haktan uzak olup, ondan daha uzak olanı ise dört mezhepten birine uymayı gerekli gören görüştür! Vallahi hayret doğrusu! Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ashabının mezhepleri, tabiinin mezhepleri ve tebauttabiinin mezhepleri ve diğer İslam imamlarının mezhepleri öldüler, hepsi iptal oldular da ümmetin fakihleri ve imamlarından ancak dört şahsın mezhebi kalmış!!

İmamlardan birinin böyle bir şey söylemesi veya buna davet etmesi mümkün olabilir mi? Yahut onların sözlerinden buna en ufak bir işaret var mıdır?

Allah Teâlâ ve rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’in sahabeye, tabiine ve onlara tabi olanlara vacip kıldığı şey neyse, kıyamet gününe kadar sonrakilere de vacip olan odur. Vacip ise ihtilaf etmez, şekli ve miktarı kudret, acizlik, zaman, mekân ve duruma göre farklılık gösterse de değişikliğe uğramaz! Allah ve rasulünün vacip kıldıklarına tabi olmak da böyledir.

Avam için mezhebi sahih gören kimse der ki: “O, intisap ettiği mezhebin hak olduğuna inanmaktadır. Bundan dolayı bu itikadına göre mezhebe uyması gerekir.” Bu kimselerin bu sözü şayet doğru olsaydı, avamın intisap ettiği mezhep dışında birinden fetva sorması haram olurdu. Onun uyduğu imam gibi başka bir imamın mezhebine de uyması haram olurdu. Bu da bu görüşün bozukluğunu ortaya koymaktadır. Çünkü Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’den bir nas görse veya dört halifesinden birinin sözünü görse, ama imamı bu hadisle veya halifenin sözüyle amel etmemişse nassı ve sahabenin sözlerini terk edecek, taklid ettiği imamın sözlerini bunların önüne geçirmiş olacaktır!

Buna göre imamlara tabi olanlardan ve başkalarından dilediğine fetva sorabilir. Avamın veya müftinin dört imamlardan birini belirleyerek taklid etmesinin gerekmediği hususunda ümmet icma etmiştir.

Aynı şekilde alimin sadece kendi beldesi veya beldelerden birinin halkının rivayet ettiği hadislerle sınırlı kalması da gerekmez. Bilakis ister Hicazlılardan, ister Iraklılardan, ister Şamlılardan, Mısırlılardan ve Yemenlilerden gelmiş olsun fark etmez, hadis sahih olarak geldiği zaman onunla amel etmek vacip olur. “ İbn Kayyım’dan nakil bitti

Usul alimi fakih şeyh Muhammed b. Abdilazim el-Mekkî el-Hanefî, el-Kavlu’s-Sedid adlı kitabında (s.32) birinci fasılda şöyle demiştir:

“Bil ki Allah kullarından hiç kimseyi Hanefi, Maliki, Şafii veya Hanbeli olmakla yükümlü kılmamıştır. Bilakis onlara nebisi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile gönderdiği şeylere iman etmeyi ve şeriatiyle amel etmeyi vacip kılmıştır.”

İmam Ebu Şame el-Makdisi el-Muemmel adlı risalesinde şöyle demiştir:

“Ariflerden birine mezhebin anlamı sorulunca şöyle cevap verdi: “Bunun anlamı değiştirilmiş din demektir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “O'na yönelenler olarak O'ndan sakının, namazı kılın; Dinlerini parçalayan ve her fırkanın kendilerinde bulunanla böbürlendiği şekilde gruplara ayrılan müşriklerden olmayın.” (Rum 31-32)

İbnu’l-İzz, Haşiyetu’l-Hidaye’de şöyle demiştir: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem dışında insanlardan birine taassup gösterip sonraki diğer imamlara tabi olmaksızın onun görüşünü tabi olunması gereken doğru kabul eden kimse sapık ve cahil bir kimsedir. Hatta o bir kâfir olabilir. Onun tevbeye çağırılması, tevbe etmezse öldürülmesi gerekir. Çünkü bu imamlardan belli bir kimseyi seçip ona tabi olmanın insanlara vacip oduğuna itikad ettiği zaman o imamı Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in mertebesine koymuş olur ki bu da bir küfürdür.” (Fullani İkazu’l-Himem s.53’te nakletmiştir.)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)