Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



5 Eylül 2016 Pazartesi

“Âlimlerin Etleri Zehirlidir” Sözü Hakkında

Bismillahirrahmanirrahim

Muhakkak hamd Allah’adır. O’na hamd eder, O’ndan yardım ister ve O’ndan bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden Allah’a sığınırız. Allah kimi hidayet ederse onu saptıracak yoktur. Kimi de saptırmışsa onu hidayet edecek yoktur. Şahitlik ederim ki Allah’tan başka ibadete layık hak ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur. Yine şahitlik ederim ki Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) O’nun kulu ve rasulüdür.
Bundan sonra:
1- “Âlimlerin etleri zehirlidir” sözü, bazı insanların kendisiyle bâtılı kastettikleri, diğerlerinin ise hakkı kastettikleri bir sözdür.
2- Hareketçiler, Fıkhu’l-Vakî’ciler ve hizipçilik davetçileri bu sözü kendilerine göre şekillendiriyor ve kendilerine karşı çıkıp sapmalarını ortaya koyan herkese karşı kullanıyorlar ve: “Âlimlerin etleri zehirlidir” diyorlar. Bununla kendilerini ve önderlerini kastediyorlar.
3- Maksatları hiçkimseye reddiye verilmemesi, hiçkimsenin kusurunun açıklanmaması ve ortaya çıkarılmamasıdır. Böylece onlara sığınacaklar ve insanları diledikleri gibi yönlendirecek, onları bid’atlere, sapmalara ve sapıklıklara sevk edecekler, bu söz ile insanları cemaatten; Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’ten ayıracaklar.
4- Ehl-i sünnet ise bu sözü salihleri için kullanırlar.
5- Ehl-i Sünnet bu sözü, hidayet ve hak imamlarını bid’atçilere karşı savunmak için kullanırlar. O imamların etleri şüphesiz zehirlidir.
6- Ama bid’at ve sapıklık ehline gelince, onların etlerinin bir kıymeti yoktur.
7- Biz bu kimselere reddiye verdiğimizde onların zatlarını ve şahsiyetlerini reddediyor değiliz. Lakin aramızda sapmaları, cehaletleri ve sapıklıkları yaydıkları, bid’atlere tutunarak fırkalaşmaya sebep oldukları için, onlar hakka ve sünnete dönünceye kadar onların bir saygınlığı yoktur. Kitap, sünnet ve imamların icmaı, bu kimselerin bir saygınlığının olmadığını ifade etmektedir.
8- Nasları iyice inceleyip düşünen kimse için bu durum apaçıktır. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
İleride size işitmediğiniz ve babalarınızın da işitmediği şeyler söyleyen kimseler gelecek. Onlardan sakının ve sakındırın.” Nebî sallallahu aleyhi ve sellem hevâ ehlinden sakındırmıştır. Haricîlerden sakındırmış ve onların öldürülmelerini ve onlarla savaşılmasını emretmiştir. Onlarla karşılaşırsa onlara karşı savaşacağını vaad etmiş, bundan dolayı da ecir vaad etmiştir. Kaderiyye’den sakındırmış ve onların hakkında:
Onlar bu ümmetin mecusileridir” buyurmuştur. Ahir zamanda çıkacak olan Mesih ed-Deccâl’den sakındırmış, hatta sahabelerden biri: “Öyle sakındırdı ki biz onun çalılığın arkasında olduğunu zannettik” demiştir. Yani onlara yakın olduğunu sandılar.
9- Nebî sallallahu aleyhi ve sellem genel olarak ve özel olarak sakındırma yapmıştır. Ümmetlerin fırkalara ayrılacağı hakkındaki hadis bunlardan birisidir. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den sonra ashabı ve sünnet imamları da bu şekilde sakındırma yapmışlardır.
10- Ömer el-Faruk radiyallahu anh şöyle demiştir: “Sizleri re’y ehlinden sakındırırım. Zira onlara Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hadislerini ezberlemek zor gelince re’y (şahsi görüş) ile söz söyler, hem saparlar, hem de saptırırlar.”
11-  el-Lâlkâî, İbn Abbas radiyallahu anhuma’dan şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Vallahi bugün şeytan için benim helakimden daha çok arzuladığı bir şey olduğunu sanmıyorum.” Denildi ki:
“Nasıl yani?” şöyle dedi:
“Doğuda veya batıda bir bid’at çıkar, bir adam onu bana nakleder, durum bana geldiğinde onu sünnet ile yok eder ve kendilerine reddederim.”
12- Zehebî, es-Siyer’de ve başka eserlerde Ömer b. Ubeyd el-Mu’tezilî el-Kaderî’nin biyografisini zikrederken Asım el-Ahvel’den şöyle nakleder:
“Biz Katade’nin meclisinde idik. Ömer b. Ubeyd’den bahsedildi ve onun aleyhinde konuşuldu. Ben dedim ki:
“İlim ehlinin birbirlerini reddettiklerini (veya birbirlerinin aleyhinde konuştuklarını) görüyorum” dedim. Katade dedi ki:
“Bilmez misin ey Ahvel! Bir adam bir bid’at çıkardığı zaman bunun bilinmesi için o kimsenin zikredilmesi gerekir.”
13- Ehl-i Sünnet kitaplarının ilim depoları olan; İbn Batta’nın el-İbane’si, el-Lâlkâî’nin Şerhu Usuli İtikad’ı ve başka eserlere bakıldığında bu durum açıkça görülür. Selef, bid’atlerden ve bid’at ehlinden sakındırma hususunda söz birliği etmişlerdir. Bundan dolayı Mus’ab b. Sad rahimehullah şöyle demiştir:
“Fitneye düşmüş olanlarla oturmayın. Zira mutlaka şu iki şeyden biri söz konusu olur: Ya sen de fitneye düşer ve ona tabi olursun, ya da sen ondan ayrılmadan önce eziyet görürsün."
Duamızın sonu âlemlerin rabbi olan Allah’a hamd etmektir.
Ubeyd el-Cabirî
Tercüme: Ebu Muaz

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)