Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Selefî Davet İle Tekfirci İşid Arasındaki Açık Farklar

Selefî Davet İle Tekfirci İşid Arasındaki Açık Farklar * Makale sahibi isminin yayınlanmasını istememiştir. Tercüme Eden: Ebu Muaz el...

31 Ocak 2018 Çarşamba

Sarıksız ve Baş Açık Namaz Kılmayı Caiz Görenlerin Şüpheleri


el-Elbani, Temamu’l-Minne Fi’t-Ta’liki Ala Fikhi’s-Sunne’de şöyle demiştir:

“Seyyid Sabık’ın: “Başı açık namaz kılmak: İbn Asakir, İbn Abbas radiyallahu anhuma’dan rivayet ediyor: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bazen takkesini çıkarır ve önüne koyarak sütre yapardı.” Sözüne gelince derim ki:

“Hadisin baş açık namaz kılmanın cevazına delil getirilmesi iki açıdan doğru değildir:

Birincisi: Hadis zayıftır. İbn Asakir’in bunu rivayette tek kalması yeterli olmakla beraber, illetini ed-Daife (no:2538) açıkladım.

İkincisi: Şayet sahih olsaydı bile mutlak olarak başı açmaya delil olmazdı. Zira rivayetin zahiri, bunu sütre bulamadığında yaptığını gösteriyor. Nitekim sütre edinmek, bu konuda gelen hadislerden dolayı daha önemlidir. Ben bu meselede başı açık namaz kılmayı mekruh görüyorum. Çünkü müslümanın, kitapda daha önce geçen hadisten dolayı namaza en mükemmel İslami görünümde girmesinin müstehap olduğu kabul edilen bir husustur: “Muhakkak ki Allah, kendisi için süslenilmesine daha layıktır.” Selefin örfünde başı açık olmak, bu şekilde yürümek, yollara ve ibadet mekanlarına başı açık girmek güzel görünümden değildir.  Bilakis bu Kafirlerin girdikleri birçok İslamî ülkelere yabancılardan geçmiş bir adettir. Bu bozuk adetlerini benimsemişlerdir. Müslümanlar onları taklit etmişler, bu onların İslam şahsiyetlerini yitirmelerine sebep olmuştur. İslam örfüne muhalefet etmeye müsaade edilmesi uygun değildir ve namaza başı açık girmenin cevazına bu zayıf hadis gerekçe olamaz.

Mısırda Sünnetin yardımcısı olan bazı kardeşlerimizin, Hac’da ihramlı kimselerin başlarının açık olmasına kıyaslayarak bunun cevazına delil getirmelerine gelince, bu kardeşlerin bu kıyaslarından daha batıl bir şey okumadım! Bu nasıl olur ki, hacda başı açmak İslam şiarıdır ve başka ibadetlerin ona katılmadığı menasiklerdendir. Şayet zikredilen kıyas sahih olsaydı, namazda başı açmanın vacip olduğunun söylenmesi gerekirdi! Çünkü hacda bu vaciptir. Bu, onların bu kıyastan vazgeçmek dışında asla kaçamayacakları bir ilzamdır. Umulur ki bunu yaparlar. Yine Ali radiyallahu anh’den merfu olarak gelen şu hadisi delil getirmelerine gelince:

“Mescidlere başı açık olarak ve sarıklı olarak gelin. Zira sarıklar müslümanların taçlarıdır” Bu çok zayıf bir istidlaldir. Çünkü hadis çok zayıftır. Ben bunun uydurma olduğuna inanıyorum. Çünkü ravilerinden Meysera b. Abdirabbih, kendi itirafıyla, hadis uyduran birisidir. El-Iraki onun metruk olduğunu söylemiştir. El-Munavi, Şerhu’l-Camii’s-Sagir’de dedi ki: “Müellif zayıf olduğu için böyle işaret koydu. Lakin İbn Asakir’in şu lafızla rivayeti buna şahittir: “Mescidlere başı açık ve örtülü olarak gelin. Zira bu Müslümanların görünüşüdür.”

Derim ki:  Munavi, bu hadis şahit olmaya uygun mu, değil mi diye bakılabilecek bir isnadını zikretmemiştir.  Özetle hadis, en düşük ihtimalle çok zayıftır. Bu hadisle delil getirmek caiz değildir ve böyle bir hadise uyarmadan sükut etmek günahtır. Sonra bu lafızla hadisi İbn Adiy’de gördüm. O lafız da yine aynı uydurucu ravi yoluyla geliyor! İbn Asakir de onun tarikinden, farklı lafızla rivayet etmiş! Suyuti Cami’us-Sagir’de önceki lafızla zikretmiştir. İbn Adiy’in rivayetini ise Cami’ul-Kebir’de diğer lafızla zikretmiştir.  Münavi “Hadisin diğer bir isnadı var” diyerek yanılmış ve birincisini ikincisine şahit kılmıştır! Görünen o ki, İbn Asakir’in isnadını kendisi görmemiştir. Aksi halde bu karışıklığa düşmez ve Mısırdaki İslami Araştırmalar heyeti, Cami’ul-Kebir’i tahkik ederken, Munavi’yi taklid ederek (1/31-33) bu düşüklüğe düşmezdi. Şayet bu ikinci lafızın adı geçen uydurucu raviden salim olduğunu farzetseydik, yine ilk lafıza şahit olmazdı. Çünkü şahit rivayet, ne mevzu hadisi ne de çok zayıf hadisi tamir eder! Nitekim Munavi’nin kendisi başka bir hadis hakkında bu hususu zikretmiştir. Unutmayan insan çok azdır! Hadisin tahricini ed-Daife’de (no:1296) yaptım.

Huşu niyetiyle başı açık namaz kılmayı müstahap görmeye gekince, bu dinde delilsiz olarak, ancak şahsi görüşle bir bid’at uydurmaktır! Şayet bu doğru olsaydı, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bunu yapardı. Şayet yapmış olsaydı mutlaka bize ondan rivayet edilirdi. Böyle bir şey nakledilmediğine göre bu bir bid’attir ve sakınmak gerekir. Geçen açıklamalardan anlaşıldı ki, müellif (Seyyid Sabık) namazda başı örtmenin daha faziletli olduğuna dair bir şey bulunmadığını söylüyor. Bu, mutlak olarak doğru değildir. Ancak özel bir delili kastediyor olabilir. Bu kabul edilebilir. Lakin az önce açıkladığımız umumi delilleri inkar edemez. Bu da, namaz için bu asırdan önce yaşayanlar tarafından bilinen, İslam’i görünüm ile süslenmektir. Umumi (genel kapsamlı) delil, buna aykırı bir delil olmadığında herkesin katında hüccettir. Bunu iyi düşünün!

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)