Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Selefî Davet İle Tekfirci İşid Arasındaki Açık Farklar

Selefî Davet İle Tekfirci İşid Arasındaki Açık Farklar * Makale sahibi isminin yayınlanmasını istememiştir. Tercüme Eden: Ebu Muaz el...

31 Ocak 2018 Çarşamba

Erkeklerin Başı Açık Gezmeleri Mürüvvetsizliktir


Erkeklerin başlarını örtmesinin hükmü nedir?

Şeyh Rebi b. Hadi’nin cevabı: Hac esnasında erkeklerin başlarını örtmeleri caiz değildir. Ama hac dışında başı örtmeye gelince mürüvvet (erdemlikik) kişinin başı açık yürümemesini gerektirir. Eğer başını açması kâfirlere benzemek oluyorsa bu da kötü bir durumdur.

Ben inanıyorum ki gençlerin çoğu bunu kâfirleri taklid ederek yapıyorlar. Aksi halde araplardan başını açan da vardır. Lakin onlar saçlarını toplarlar. Biz erkeklerin başlarını açmasının haram olduğunu söylemiyoruz, lakin başını örtmesinin mürüvvet olduğunu söylüyoruz.

Özellikle namazda insanın başını örtmesi gerekir. Nitekim İbn Ömer radiyallahu anhuma, azatlısı olan kölesinin – ki zannediyorum o Nafi’ rahimehullah idi - başı açık namaz kılarken görünce ona karşı çıkmıştır. Şöyle demiştir:

هذه الهيأة تقابل بها العظماء ؟ قال له : لا ,قال : فربّك أولى بالتعظيم (يَا بَنِي آدَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍ )

“İleri gelenler seni bu şekilde kabul ederler mi?” O da:

“Hayır” dedi. İbn Ömer radiyallahu anhuma dedi ki:

“Rabbin bu tazime daha layıktır. “Ey ademoğulları! Her secde yerinde ziynetlerinizi kuşanın” (Araf 31)  Başı örtmenin zinetlerden olduğunda şüphe yoktur. Allah size bereket versin.

Eğer başı açmak sıradan bir işse ve kafirleri taklid ve onlara benzemek söz konusu değilse bunun haram olduğunu söyleyemeyiz. Lakin daha layık ve daha şerefli olanın başını örtmen olduğunu söyleriz. Özellikle çarşılarda başı açık yürümek! Bu hiç yakışmaz!

Bu durumda bazı ülkelerde ortaya çıkan hali hatırladım. Ürdün’de ve başka ülkelerde… Ürdün’ün ilk kralı Abdullah, güzel bir risale yazmıştı. Ben onu okudum lakin kaybettim. Başı açmak hakkında, kafirleri taklit ettikleri açısından konuşuyor ve şiddetli sözler ediyordu. Bu konuda haklıdır da. Erkeklerin başlarını açmaları, kravat takmaları, pantolon giymeleri, kadınların giyim ve süslenmelerinde Allah’ın düşmanlarını taklid etmeleri gibi konulardan bahsediyordu. Vallahi bu müslümanlar adına büyük bir utançtır!

Vallahi müslümanlar yalnız kamil değil, en mükemmel akideye sahiptirler. Bunun manası kafirlerde akide bulunması değildir. Bilakis onlarda ancak şirk vardır. Lakin biz deriz ki: Müslümanlar en sahih akideye sahiptirler. Akideleri haktır. Onlar ise ahlaklarını İslam’dan taklid ederek miras almışlardır. Maalesef bütün diğer milletlerin müslümanların arkasından gelmeleri, müslümanların ahlaklarını taklid etmeleri, müslümanların adetlerine uymaları gerekirken, müslümanlar onları taklid ederek durum tersine dönmüştür. Zira müslümanların en önemli ahlakları ve en şerefli adetleri islam’dan kaynaklanmıştır. Arapların Cahiliyye’de nitelendikleri ahlaklarına gelince, onlarda sapıklık bulunmasına rağmen elbiseleri en hayırlı elbiseler idi, kadınlarına karşı – Allah’ın dilediği şekilde - kıskanç idiler. Hatta kişi kıskançlığında ileri giderek utancından kız çocuklarını gömüyordu. Bu kıskançlıkta aşırılıktır! Övülen kıskançlık ise Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in buyurduğu gibi: “Sa’d’ın kıskaçlığına hayret mi ediyorsunuz? Vallahi ben ondan daha kıskancım ve Allah da benden daha kıskançtır. Kıskançlığından dolayı Allah çirkinliklerin açığını da, gizlisini de haram kılmıştır.”  

Şu an çirkinlikler batıyı taklid eden müslümanların ortasında yaygınlaşmıştır ey kardeşlerim! Kadınlar hayasızlaşmış, erkeklerin elbiseleri Yahudi ve Hristiyanların elbiseleri gibidir. Hatta bazı ülkelerde Yahudi, hristiyan, Komunist ve müslüman arasında fark göremez, bunları birbirinden ayırt edemezsin. Herkesin elbisesi eşittir! Maalesefi’ş-şedid erkeklerle kadınlar arasında da fark yok! Yemelerinde, içmelerinde, uykularında, oturuşlarında, kalkışlarında, giyimlerinde ve her konuda müslümanların ayrıcalıklı olmaları, kafirlerden ayırt edilmeleri gerekir.  Hatta Ömer radiyallahu anh ve beraberindeki ashab zimmet ehliyle anlaşma yaptıkları zaman, onlara müslümanlardan ayrışmaları için birçok şartlar koşuyorlardı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Yahudi ve Hristiyanlara siz selamla başlamayın! Onlardan biriyle yolda karşılaşırsanız onu yolun dar yerine sıkıştırın.”

Nasıl? Yani onlar hâkir bir şekilde kendi elleriyle cizye vermek zorunda kalacaklar. Niçin bu şekilde aşağılanıyorlar? Onlara karşı büyüklük taslamak için mi? Hayır, çünkü bu işler onlardan şerefli olanlarını İslam’a girmelerine iten birer sebep olur. Bu yüzden o zamanda Arap ülkelerinde bulunan Yahudilerin ve Hristiyanların birçoğu İslam’a girmişlerdir. Çünkü bazı insanlar zillet üzere kalmayı kabullenemezler ve bundan bir çıkış yolu ararlar. İzzetin, saadetin ve saygınlığın yolunu ararlar. Dünyada ve ahirette izzet İslam’a girmektedir. Kafirin bozuk akidesi bu zilleti yüklenmiştir. Düşünür, düşünür ve İslam’ın hak olduğunu anlar. Müslümanlar bu muameleyi yaptıkları için anlar ve bu kötü durumdan kurtulmak ister.”

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)