Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı

Pazartesi
Saat 20:00 Sahih Tefsir Şerhi (Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)

Çarşamba
Saat 20:00 ez-Zeberced Şerhi (Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)
Saat 21:30 Hadis Usulü 1. Seviye (Mustalah İlmi - Muderris: Ebu Leylâ)

Cumartesi
Saat: 19:00 Hadis Usulü 4. Seviye (İlmi Meseleleri Tahkikte Hadis Ehlinin Menheci)
Saat: 20:30 el-Albaniyyât Şerhi


5 Ocak 2018 Cuma

Dünyanın Düz Olduğu Görüşünde İcma Vardır

İbn Teymiyye, dünyanın küre şeklinde olduğu görüşünü desteklemiş ve imamlıkla nitelediği ve “Rivayetleri bilmekle meşhur âlimlerden, din ilimleri ile ilgili büyük eserler sahibi, Ahmed’in ashabının ikinci tabakasından” dediği bir şahıstan nakilde bulunmuştur. Bu şahıs; Ahmed b. Cafer b. el-Munadi’dir.  O şöyle diyor: “Yeryüzünün karadan ve denizden bütün hareketlerinde küre gibi olduğunda icma ettiler.” İbn Hazm’dan da aynı şekilde nakil yapar. Şöyle diyor: “Müslümanlardan ilimde imamlık ismini hak eden imamlardan hiçbiri yeryüzünün küreselliğine karşı çıkmamıştır, onlardan bu sözü reddeden bir şey ezberlenmemiştir. Hatta Kur’an ve sünnetten deliller onun küreselliğini belirtmiştir.”  Ve arkasından uzayan sözler söylemiştir.
 Bunun sonradan çıkma bir görüş olması, onu reddetmeye yeter. İmamlardan hiçbir imam böyle bir şey (dünyanın küre olduğunu) söylememiş, Kur’an veya sünnetten de bunu zikreden bir şey gelmemiştir.
İbn Teymiyye, sapıklık önderlerinden olsa dahi bazı kimseleri imamlıkla nitelemiştir. İbnu’l-Munadî’yi de böyle niteliyor! Onun rivayetleri bilen ve din ilimlerinde büyük eserleri olan meşhur âlimlerden olduğunu söylemesine gelince, bu sırf malını revaca getirmek için süsleyen tüccarın tavrıdır. İbnu’l-Munadî’nin imam olması, meşhur bir âlim olması bir yana, aslen selefî olduğu da bilinmemektedir. Hatta İbnu’l-Munadi bu sözü İmam Ahmed’in kendisine nispet etse, ondan bu kabul edilmez, kitaptan veya sünnetten delil istenirdi. Kitapta ve sünnette bu görüşü destekleyen bir şey yoktur. Bilakis kitap ve sünnette, mücmel ve ayrıntılı olarak bu görüş reddedilmektedir.
İbn Hazm’a gelince, onun durumu malumdur. O, bir takım mutlak ifadeler kullanmıştır. Herhangi bir şey hakkında kitap veya sünnete dayalı bir icma veya ümmetin selefinden gelen sözler bulunması gerekir. Eğer böyle bir şey değilse o mücerret bir iddadan ibarettir. Bu mesele de böyledir.
Bu görüşün sahiplerinin geneli Allah Teâlâ’nın: “Geceyi gündüze dolar, gündüzü de geceye” (Zümer 5) kavlinin dünyanın küresel olduğunu gösterdiğini zannederek delil getirirler. Ayette dünyadan değil, gece ve gündüzden bahsedilmesiyle beraber, bu kimseler ayetin tefsiri hakkında da cahil kimselerdir. Selef imamlarının görüşlerinde ve tefsir âlimlerinin sözlerinde işaretle dahi olsa böyle bir açıklama yoktur. İbn Hazm’ın bu ayet hakkında: “Bu dünyanın yuvarlatıldığına dair bir nastır” sözü hayret vericidir!
Nitekim İbn Abbas radiyallahu anhuma bu ayetin tefsirinde:
يَحْمِلُ اللَّيْلَ عَلَى النَّهَارِ
“Geceyi gündüz üzerine yükler”[1] demiştir.
Mucahid rahimehullah:
يدهور الليل على النهار ويدهور النهار على الليل
“Geceyi gündüzün ardından, gündüzü de gecenin ardından getirir” demiştir.[2]
Es-Suddî rahimehullah:
يَجِيءُ بِالنَّهَارِ وَيَذْهَبُ بِاللَّيْلِ، وَيَجِيءُ بِاللَّيْلِ، وَيَذْهَبُ بِالنَّهَارِ
“Gündüzü getirip geceyi götürür, geceyi getirip gündüzü götürür” demiştir.[3]
Katade b. Diame rahimehullah:
هُوَ غشيان أَحدهمَا على الآخر
“Bu, birinin diğerini kaplaması demektir” demiştir.[4]
İbn Zeyd rahimehullah:
حِينَ يَذْهَبُ بِاللَّيْلِ وَيُكَوِّرُ النَّهَارَ عَلَيْهِ، وَيَذْهَبُ بِالنَّهَارِ وَيُكَوِّرُ اللَّيْلَ عَلَيْهِ
“Geceyi götürür ve gündüzü onun üzerine dolar, gündüzü götürür ve geceyi onun üzerine dolar” demiştir.[5]
Ed-Dahhak rahimehullah:
يُلْقِي هَذَا عَلَى هَذَا وَهَذَا عَلَى هَذَا. وَهَذَا عَلَى مَعْنَى التَّكْوِيرِ فِي اللُّغَةِ وَهُوَ طَرْحُ الشَّيْءِ بَعْضُهُ عَلَى بَعْضٍ
“Bunu onun üzerine, şunu da bunun üzerine atar” demiştir.[6] Kurtubi bunun ardından şöyle der: “Lügatte tekvîr; bir şeyin bir kısmını diğer kısmı üzerine atmak demektir.”
Mukatil, Taberi, Vahidi, Sem’ânî, İbn Ebi Zemeneyn, Maverdî, Begavî, İbn Atiyye, İbnu’l-Cevzi, Ebu Ubeyde, Kurtubî gibi sonraki müfessirler de bu minval üzere tefsir etmişlerdir.
Dünyanın küresel olduğuna bu ayeti delil getirenlerin bu iddiaları çürümüştür. Seleften hiç kimse bu ayetten böyle bir görüş çıkarmamıştır. Allah Teâlâ: “Bundan sonra yeri yaydı” (Naziat 30), “Yeryüzünü nasıl düzlediğimize baklmazlar mı?” (Gaşiye 20) buyurmuştur. Bu iki ayet yeryüzünün yayılmış ve düz olduğunun, küre şeklinde olmadığının en açık delillerindendir. Lügat ve tefsir alimleri bu hususta icma etmişlerdir. Nitekim sahabe, tabiin, müçtehit imamlar, dil uzmanları ve müfessirlerden ilgili nakilleri Modern Bilimsel Hurafeler kitabımda kaynaklarıyla aktardım.
İbn Atiyye, Gaşiye 20. Ayetinin tefsirinde şöyle demiştir: “Bu ayetin zahiri yeryüzünün küre değil, düz olduğunu göstermektedir. İlim ehlinin üzerinde bulunduğu görüş de budur. Küre şeklinde olduğunu söylemek dinin rükünlerinden bir rüknü eksiltmese de, din âlimlerinin sabit bulmadığı bir görüştür.”[7]


[1] Hasen. Taberî (20/159) İbn Ebî Hâtim (18375)
[2] Sahih. Tefsiru Mucahid (2/555) Taberî (20/160)
[3] Sahih. Taberî (20/160)
[4] Sahih. Abdurrazzak Tefsir (3/171) Taberî (20/160)
[5] Sahih. Taberî (20/160)
[6] Kurtubi (15/234)
[7] İbn Atiyye Muharraru’l-Veciz (5/475)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)