Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Sosyal Medyada “Ebu Muaz” Künyesini Kullananlar Hakkında Uyarı

Facebook, İnstagram, Twitter gibi sosyal medya programlarında “Ebu Muaz” künyesini kullanan veya “Darussunne” adıyla Facebook yayını yapa...

29 Temmuz 2018 Pazar

Bid'at Ehlinin Sünnet Ehlinden Bağları Koparması Hakkında


Ehl-i Sünnet’in Bi’d’at Ehline Uyguladığı Hecr ile, Bid’at Ehlinin Sünnet Ehlinden Bağları Koparması Arasında

(Şeyh el-Elbani rahimehullah ve öğrencilerinin yayınladıkları el-Asalet Dergisi 15 Rebiu’s-Sani 1413 Tarihli 1. Sayısında yayınlanan bir yazının tercümesidir.)

Hecr (dargınlık), selefe tabi olan Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat ve Ehl-i Hadis’in; muhalifleri yıkma, bid’atçileri caydırma, onların bâtıllarını önleme ve saptırmalarını reddetme için uyguladıkları temel bir menhecdir.[1]

Bu menhec, temel bir rükün ve sağlam bir esas olan; mü’minlere velâ (yakınlık göstermek) ve sapıklardan berâ (uzaklaşmak) esası üzerine kurulu olduğu için, olması gereken yere konulması ve buna sebep olan şeylerin karıştırılmaması gerekir.

Müslümanların hayatında şu son zamanlarda islamî çalışma alanında hecr ve bağları koparma konusunda garip, selefin menhecinden uzak bir düşünce ortaya çıktı. Bu; hizipleşme, odaklaşma ve parçalanmadır. Bu tuhaf menhecin sahipleri, kendi şekillerini ve varlıklarını muhafaza, mensuplarını bağlama ve gruplarına girecek fikirlerden korumak için özel bir takım kurallar koymaya başladılar.

Onların, mensuplarını ilim talebeleriyle oturmaktan men ettiklerini görürsünüz. Buna müsaade etseler bile sağlam kayıtlarla şart koşarlar. Mensuplarının fikirlerinde bir değişme görürlerse onları bu uyarıcıların meclislerine katılmaktan yasaklarlar. Eğer ısrar ederlerse onlarla bağların kesilmesine dair emirler çıkarırlar.

Biz bu kelimenin (hecr’in) münakaşasını hizipçilik esasına göre yapacak değiliz. Zira bu konuya özel telif edilmiş eserler vardır.[2] Lakin biz bu kimselerin; hecr hususundaki sahih menhec ile kendilerinin bağları koparma terörüni birbirine karıştırdıklarına işaret etmek istiyoruz.

Evet, buna terör diyoruz, çünkü bu, düşünce terörüdür. Zira onların katında büyük sayılan şahıslardan birine dokunulmasına/eleştirilmesine en ufak bir müsamaha göstermezler. Onları eleştiren kişinin apaçık bir hak ile mi eleştirdiği yoksa çirkin bir hata ile mi eleştirdiğini de ayırt etmeyip, fark gözetmezler.

Bâtıl biçimde bağları koparmanın şekilleri:

Şayet birisi, bir fikri tenkid eden, hatayı açıklayan veya menheci düzelten bir makale veya kitap yazsa, hak ile tenkidde bulunan o kimseyle, bu kimse Ehl-i sünnetten ve sünnetin davetçilerinden olsa dahi, onunla bağların koparılması için mücadele kapısını açarlar.

* Ona kapılar açılmaz

* Bilakis onun hakkında iftira içeren sözler yayılır.

* Hatta onun göğsüne tuzak ve suçlama okları atılır.

* Hatta kitapları ve makaleleri yasaklanır.

* Hatta davetçi kardeşlerinden ve ilim talebelerinden engellenir.

* Hatta insanları ondan sakındırır ve uzaklaştırırlar.

İşte bu menhec, İslam kardeşliğinin temizliğinden, meşru sevgideki samimiyetin saflığından uzaktır. Hatta bu, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in şu hadisine bir darbedir: “İmanın en sağlam kulpu Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir.” Zira onların bu yapmacık sevgileri şahıslar içindir ve buğuzları da sırf fikirler içindir!

Ümmetin seçkinleri olan davetçiler ne zamana kadar hizipçi sevgi ve hizipçi nefretin esiri olarak kalacaklar?!

Bu davetçiler kaydırıldıkları bu uçurumdan ne zaman çıkacaklar?

Müslümanlar, şahısları tazim ve takdis boyunduruğundan ne zaman kurtulacak ve böylece kendilerini hidayetin yüceliğine ne zaman çıkaracaklar?

Sanırız bid’atçilerin kınanmış bağ koparma şekilleri, re’y ehlinin ileri gelenlerinin hadis ehline karşı, nesillere miras kalan mücadelelerini hatırlatmıştır. Yine bizi orta çağlarda Eş’arilerin, Hanbeli’lere kurdukları tuzak arenalarına döndürmektedir.

Umulur ki bu yazı, bu konuda güzel bir son, ıslah yolu ve öne geçme vesilesi olur.


[1] Ayrıntılı delilleri için bkz.: Bekr Ebu Zeyd, Hecru’l-Mubtedi, Meşhur Hasen; el-Hecr Fi Dav’il-Kitab ve’s-Sunne.
[2] Bkz.: Bekr Ebu Zeyd, Hukmu’l-İntima, Safiyurrahman el-Mubarekfuri, el-Ahzabu’s-Siyasiyye Fi’l-İslam, Ali Hasen el-Halebi, ed-Da’vetu İlallah Beyne’t-Tecemmui’l-Hizbî ve’t-Teâvuni’ş-Şer’î

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)