Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



2 Temmuz 2018 Pazartesi

Tevhide Davet Edenlerle Tevhid Davetinin Adını Kullananların Açıklanması 2

2- Tevhide davet ettiklerini iddia ettikleri halde din konusunda yöneticilere ve âlimlere mutlak itaate çağıranlar hakikatte şirke davet edenlerdir.
Bu kimseler yöneticilerin ve alimlerin kitaba ve sünnete aykırı hükümlerine dahi itaat edilmesine çağırırlar. Cemaatin, dinsiz sistemler tarafından işgal edilmiş olan diyanet ve ona bağlı camilerin halkı olduğunu, cemaatten ayrılmış olmamak için beş vakit namaz ile Cuma ve bayram namazlarının diyanet camilerinde kılınması gerektiğini iddia ederler. Namaz vakitleri, iftar ve sahur vakitleri, ramazan ve bayram günlerinin tespiti konusunda diyanete uyulmasını salık verirler. Mesela devlet bir şeyi yasaklarsa (sigara gibi) onun haram olacağını söylerler. Yine alimlerin delilsiz olarak veya delile aykırı olarak verdikleri fetvalara, delil sorgulamaksızın uyarlar ve delil istenmesini yasaklarlar. Mesela açık delillere aykırı olduğu halde; İbn Abdilvehhab’ın sigaranın haram olduğuna dair görüşüne, İbn Useymin’in saç ekletme, video sureti ve oy kullanmaya cevaz gibi fetvalarına, el-Elbani’nin delillere aykırı olan; kadının yüzünü açmasının haram olmadığı, sakalların bir tutamdan fazlasının kısaltılması vb. sözüne, Bin Baz’ın kurana abdestsiz dokunmanın caiz olmadığı görüşüne, Fevzan’ın Ebu Hanife’yi temize çeken sözüne, teravihin 20 rekat kılınabileceği fetvasına delil olarak itibar ederler.
Tevhid ehli ise; yöneticilere ancak dünyalarıyla ilgili olarak meşru konularda itaat ederler, gayri meşru konularda ise (mesela malı konusunda haksızlık yapması, Müslümandan vergi alması gibi) sabrederler. Din hususunda ise yöneticilere itaat söz konusu değildir.
Alimlere, eğer adalet sıfatına sahip iseler, şahsi re'ylerini öğrenmek için değil, Allah'ın dinine ve hükümlerine şahitlik etmeleri için başvururlar. Bu şahitliğin de kitaptan ve sünnetten delilini talep ederler. 
Ebu Hureyre radiyallahu anh’den: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
 Benden sonra bildikleriyle amel eden ve emrolunduklarını yapan halifeler olacaktır. Yine benden sonra bilmedikleri şeylerle amel eden ve emrolunmadıkları şeyleri yapan halifeler olacaktır. Kim onlara karşı çıkarsa berîdir. Kim elini (itaat etmekten) çekerse selamettedir. Lakin razı olup tabi olan (helak olur).”[1]
Cabir b. Abdillah radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ka’b b. Ucra radıyallahu anh’e dedi ki:
Ey Ka’b b. Ucra! Ben seni sefihlerin idareciliğinden Allah’a sığındırırım.” Ka’b radiyallahu anh:
“Sefihlerin idareciliği nedir?” dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
Benden sonra gelecek bazı idarecilerdir. Benim hidayetime uymazlar ve sünnetlerime tabi olmazlar. Onların yalanlarını tasdik eden ve zulümlerinde onlara yardım eden benden değildir, ben de ondan değilim. O havzıma gelemez. Kim onların yalanlarını tasdiklemez ve onlara zulümlerinde yardım etmezse onlar bendendir, ben de onlardanım. Onlar havzıma geleceklerdir. Ey Ka’b b. Ucra! Haramdan beslenmiş bir beden cennete asla gitmeyecektir, cehennem ona daha layıktır. Ey Ka’b b. Ucra! İnsanlar sabah çıktıklarında canını ya kendilerini azat edecek olana ya da cezalandıracak olana satarlar.”[2]
Huzeyfe radıyallahu anh’den: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz ileride yalan söyleyen ve zulmeden yöneticiler olacaktır. Onların yalanlarını tasdik eden ve zulümlerine yardım eden bizden değildir, ben de ondan değilim. O havza gelemeyecektir. Onların yalanlarını tasdiklemeyen ve zulümlerine yardım etmeyen ise bendendir, ben de ondanım. O havza gelecektir.”[3]
İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Müslüman kişinin günah ile emredilmediği sürece itaat etmesi bir haktır. Günah ile emredildiğinde ise dinlemek de yoktur, itaat de.”[4]
Abdullah b. Mes’ûd radıyallahu anh’den: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Benden sonra işlerinizi sünneti öldüren ve bid’atle amel eden kimseler üstlenecektir. Namazları da vakitlerinden erteleyecekler." Ben:
“Ey Allah’ın rasulü! Onlara yetişirsem nasıl yapayım?” dedim. Buyurdu ki:
Nasıl yapacağını bana mı soruyorsun ey Ummi Abd’in oğlu! Allah’a isyan edene itaat yoktur[5]
Suveyd b. Gafele rahimehullah’tan: “Ömer radiyallahu anh bana dedi ki:
 “Ey Ebâ Umeyye! Ben şu yılımdan sonra belki de seninle karşılaşmam. Başına toy bir habeşli köle dahi yönetici olsa dinle ve itaat et. Seni darb etse de sabret. Seni mahrum etse de sabret. Eğer dinini eksiltmeyi kastederse de ki:
“Dinlemek ve itaat dinim hakkında değil, canım hakkındadır.” Sakın cemaatten ayrılma.”[6]
Ebu Said ve Ebu Hureyre radıyallahu anhuma’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu “İnsanlar üzerine bir zaman gelecek, sefihler yöneticileri olacak, insanların şerlilerini öne geçirecekler ve hayırlılarını geri bırakacaklar. Namazları da vakitlerinden geciktirecekler. İçinizden kim buna yetişirse arîf (milletvekili) olmasın, şurtî (polis, asker, zabıta vb.) olmasın, vergi tahsildarı olmasın ve muhasebeci olmasın.”[7]
Ebu Hureyre radiyallahu anh’den: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ahir zamanda zalim yöneticiler, günahkâr bakanlar, hain hâkimler, yalancı fakihler olacak. İçinizden kim onlara yetişirse o zamanda onların vergi memuru olmasın, milletvekili olmasın ve güvenlik gücü olmasın.”[8]
Ali radiyallahu anh’den: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İmamlar Kureyş’tendir. İyileri, iyilerinin imamıdır. Günahkârları günahkârlarının imamıdır. Her birinin hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını verin. Başınıza kolu kesik bir Habeş’li bir köle dahi emir olsa, sizden birinizi İslâm’ı ile boynunun vurulması arasında tercihte bırakmadığı sürece onu dinleyip itaat edin. Eğer İslam’ı ile boynunun vurulması arasında tercihte bırakırsa boynunu uzatsın. Zira İslam’ı gittikten sonra onun için ne dünyası kalır ne âhireti.”[9]
Avf b. Mâlik radıyallahu anh’den: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yöneticilerinizin hayırlıları sizin kendilerini sevdiğiniz ve sizi seven, onlara dua ettiğiniz ve size dua eden yöneticilerdir. Yöneticileriniz şerlileri ise kendilerine buğz ettiğiniz ve size buğz eden, kendilerine lanet ettiğiniz ve size lanet eden yöneticilerdir.” Denildi ki:
“Ey Allah’ın rasulü! Onlara kılıçla karşı çıkmayalım mı?” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Aranızda namazı ikame ettikleri sürece hayır! Yöneticilerinizde hoşlanmadığınız bir şey gördüğünüzde, amelini çirkin görün fakat itaatten büsbütün el çekmeyin.”[10]
Huzeyfe radiyallahu anh’den: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
Benden sonra hidayetime uymayan ve sünnetimi takip etmeyen idareciler olacak. Aralarında kalpleri şeytanların kalpleri gibi, cisimleri ise insan cismi olan kimseler olacaktır.” Huzeyfe radiyallahu anh dedi ki:
“Ey Allah’ın rasulü! Onlara yetişirsem ne yapayım?” Buyurdu ki:
Dinler ve itaat edersin. Yönetici sırtına vurup malını alsa bile dinle ve itaat et.”[11]
Yani dünyan ile ilgili konularda ve dinen meşru hususlarda itaat et. Allah’a isyan olan, zulüm ve münker olan işlerde ise itaat yoktur. Bir rivayette şöyle gelmiştir:
 O gün Allah Azze ve Celle için bir halife varsa ve sırtına vurup malını alsa dinle ve itaat et. Aksi halde (halife yoksa) bir ağaç kökünü dişlemiş halde öl.” Huzeyfe radiyallahu anh dedi ki:
“Sonra ne olacak?” Buyurdu ki: Deccal çıkacak.”[12]
Bu da gösteriyor ki, bu hadisler kıyamet gününe kadar kapsayıcı genel ifadelerdir.
Adiy b. Hatim radiyallahu anh’den: “Ben, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına gittim. Boynumda altından bir haç bulunuyordu. Bana dedi ki:
 Ey Adiy! Boynundan şu putu çıkarıp at.” Bunun üzerine onu attım. Ona gittiğimde, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Tevbe suresinin 
Onlar, hahamlarını, rahiplerini ve Meryemoğlu İsa Mesihi, Allah'tan başka rabler edindiler” (Tevbe 31) âyetini okuyordu. Dedim ki: 
“Ey Allah’ın Rasulü biz onlara ibadet etmiyorduk ki!” Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem de buyurdu ki: 
Onlar Allah’ın helal kıldığı şeyleri haram kıldıklarında haram saymıyor muydunuz? Allah’ın haram kıldıklarını helal saydıklarında da helal kabul etmiyor muydunuz?” Ben:
“Evet” dedim. Buyurdu ki:  İşte onların ibadeti budur!” (Taberi, Tirmizi ve başkaları rivayet etmişlerdir.)
Huzeyfe radıyallahu anh’den: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:  İnsanlar iyilik yaparsa biz de yaparız, zulmederlerse biz de zulmederiz” diyen uydu/taklitçi kimseler olmayın! Lakin kendinize hâkim olun, insanlar iyilik yaparsa siz de iyilik yapın, onlar kötülük yaparlarsa siz zulmetmeyin.”[13]
Abdullah b. Amr b. El-Âs radıyallahu anhuma’dan: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işittim:   Muhakkak ki Allah ilmi, insanlara verdikten sonra çekip almak suretiyle kaldırmaz. Lakin aralarından âlimlerin canlarını ilimleriyle beraber almak suretiyle kaldırır. Geriye cahil insanlar kalır ve fetva sorarlar. Onlar da kendi görüşleriyle fetva verirler. Böylece hem kendileri sapar, hem de insanları saptırırlar.”[14]
Avf b. Malik el-Eşcaî radiyallahu anh dedi ki: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:Ümmetim yetmiş küsur fırkaya ayrılacak, ümmetime karşı fitne bakımından en büyükleri meseleleri re’yleriyle kıyaslayıp haramı helal, helali haram sayan bir topluluk olacaktır.”[15]
İbn Amr radıyallahu anhuma’dan: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:İsrailoğullarının durumu aralarında başkalarından esir aldıkları kimselerin çocukları yayılıncaya kadar mutedil devam etti. Onlar re’yleriyle görüş belirttiler, hem saptılar, hem de saptırdılar.”[16]
Mu’âz b. Cebel radıyallahu anh dedi ki “Şu üç şeyden sakının! Âlimin sürçmesi, münafığın Kur’ân ile (Kur’ân’ı alet ederek) mücadelesi ve boyunlarınızı koparan dünya. Âlimin sürçmesine gelince; hidâyet üzere olsa bile onu dininizde taklit etmeyin! Lakin ondan ümidinizi de kesmeyin. Münafığın Kur’ân ile mücadelesine gelince, şüphesiz Kur’ân, yolu aydınlatan bir fener gibidir. Bildiğinizi alın, bilmediğinizi âlimine havale edin. Boyunlarınızı koparan dünyaya gelince, Allah kimin kalbini zengin kılmışsa işte gerçek zengin odur!”[17]
Ebu’l-Ahvas rahimehullah’tan: “Abdullah b. Mes’ud radiyallahu anh şöyle dedi:   “Kişi kendisini şöyle şartlandırmalıdır: Yeryüzündekilerin tamamı kâfir olsa bile, o kâfir olmamalıdır. Sizden biriniz uydu olmasın.” Denildi ki:
“Uydu nedir?” İbn Mes’ud radiyallahu anh şöyle dedi:
“O, “Ben insanlarla beraberim” diyen kimsedir. Şüphesiz kötülük örnek alınmaz.”[18]
Ebu’l-Ahvas rahimehullah’tan diğer rivayette lafzı şöyledir: “İbn Mes’ûd radıyallahu anh dedi ki: 
 “Sizden biriniz dininde bir kimseyi taklit etmesin! Zira o iman etmişse iman etmiş, küfretmişse küfretmiş olur. İlle de birine uyacaksanız ölmüş olan sahâbelere uyunuz. Zira hayatta olanın fitneye düşmesinden emin olunamaz.”[19]
Ebu’l-Âliye er-Riyahi rahimehullah dedi ki: “İbn Abbâs radıyallahu anhuma şöyle dedi: “Âlimin tökezlemelerine tâbî olanlara yazıklar olsun.” Denildi ki:
“Bu nasıl olur?” İbn Abbas radiyallahu anhuma şöyle cevap verdi: 
“Bir âlim kendi görüşüyle bir şey söyler. Sonra Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’den ona, görüşüne muhalif bir şey ulaşır ve görüşünden döner. Fakat onu takip edenler, o âlimden işittikleri o görüşle amel etmeye devam ederler.”[20]




[1] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Ebû Ya'lâ (10/308) İbn Hibbân (15/41, 42) Taberânî Musnedu’ş-Şamiyyin (643) İbn Bişran Emali (14) Tarsusi Musnedu Ebi Hureyre (14) Beyhakî (8/158) Beyhakî Delâilu’n-Nubuvve (6/521) İbn Asakir (7/223, 36/214, 63/268)
[2] Muslim'in şartına göre sahih. El-Hattabi el-Uzlet (224) Bezzar (Keşfu’l-Estar 1609) İbn Hibban (5/11, 10/372) Hâkim (1/152, 3/546, 4/141, 469) Ahmed (3/321, 399) Taberani (19/142, 145, 146, 156, 161) Haris b. Ebi Usame Musned (618) Ma’mer b. Raşid Cami (1330) Begavi Şerhu’s-Sunne (2029) Begavi Mu’cem (2833) Abd b. Humeyd (1138) Tahavi Şerhu Muşkili’l-Asar (1345) el-Esbehani et-Tergib (2106) Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (8/247)
[3] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Ahmed (5/384) Taberani (3/167) Bezzar (7/253, 255) İbn Ebi Asım es-Sunne (759)
[4] Sahih. Buhârî (2955) Muslim (1839)
[5] Buhari’nin şartına göre sahih. Ebu Muhammed el-Fakihi Fevaid (131) İbn Mâce (2865) Ahmed (1/400) Taberani (10/173) Beyhaki (3/124) İbn Asakir Tarih (63/240)
[6] Muslim'in şartına göre sahih. İbn Ebi Şeybe, el-Musannef (7/737)
[7] Muslim'in şartına göre sahih. İbn Hibban (10/446) Ebu Ya’la (2/362) Hadisin isnadındaki Abdurrahman b. Mes’ud; Abdurrahman b. Bişr b. Mes’ud’dur ve Muslim’in ricalindendir.
[8] Sahih. Taberânî Evsat (4/277) Taberânî Sagir (564) Hatib Tarih (12/63)
[9] Hasen. Hâkim (4/85) Ziyau’l-Makdisi el-Muhtare (2/73) İbn Ebî Şeybe (7/737) Taberânî Evsat (4/26) İbnu’l-A’rabi Mu’cem (2320) Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (7/242) el-Hallal es-Sunne (63) el-Muhrevaniyyat (100) Ebu Amr ed-Dani Sunenu’l-Varide Fi’l-Fiten (203) Rafii et-Tedvin (2/422)
[10] Sahih. Muslim (1855)
[11] Muslim (1847)
[12] Hâkim (4/479)
[13] Muslim'in şartına göre sahih. Tirmizî (2007) Bezzar (7/229)
[14] Sahih. Buhârî (100) Muslim (2673). 
[15] Buhârî ve Muslim’in şartlarına göre sahih. Hatib Tarih (13/308) Hâkim (3/631, 4/477) Bezzar (7/186) Taberânî (18/50) Taberânî Musnedu’ş-Şamiyyin (1072) İbn Batta el-İbane (1/374, 2/621) Herevi Zemmu’l-Kelam (261) el-Hannaiyyat (121) Ebu Said en-Nakkaş Fevaidu’l-Irakiyyin (30) elHallal İlel (88) Ebu’l-Ferec el-İsbehani Arusu’l-Ecza (94) İbn Abdilberr Camiu Beyani’l-İlm (1997) Beyhakî el-Medhal (207) İbn Hazm el-İhkam (8/506) İbn Asakir Tarih (62/153, 156) İbn Hacer el-Askalani Mu’cemu Şeyhati Meryem (6)
[16] Hasen. İbn Mace (56) İbn Ebî Şeybe (8/669) Bezzar (6/402) Taberani (13/642) Ebu Nuaym Marife (4357) İbn Katan Beyanu’l-Vehm’de (2/348) hasen demiştir.
* Ebu Hureyre radiyallahu anh’den: Darekutni (4/146) Herevi Zemmu’l-Kelam (63)
[17] Sahih mevkuf. Lâlekâî, İ‘tikâdu Ehli’s-Sunne (198) Taberanî, el-Evsat (8/307) Darekutnî, İlel (6/81) Hatib Tarih (2/129) İbn Hazm, el-İhkâm (6/236) Ebû Nu’aym, Hilye (5/97) İbn Asâkir Tarih (58/438)
[18] Muslim'in şartına göre sahih. İbn Batta el-İbane (1/193) Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (1/136) İbn Hazm el-İhkâm (6/293) Taberânî (9/152) Buhârî Tarihu’l-Kebir (4/367) Haraiti Mesaviu’l-Ahlak (287) Haraiti İ’tilalu’l-Kulub (381) Ebû Dâvûd Zühd (133)
[19] Muslim'in şartına göre sahih. Taberânî, (9/152) Lalekâ’î, İtikâdu Ehli’s-Sunne (130) el-Muhallisiyyat (1605) Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (1/136) Beyhakî, (10/116) İbn Hazm, el-İhkâm, (6/255)
[20] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Hatib el-Fakih ve’l-Mutefekkih (639) İbn Abdilberr, Camîu’l-Beyâni’l-İlm (1877) İbn Hazm, el-İhkâm (6/257) Beyhakî el-Medhal (835)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)