Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



6 Temmuz 2019 Cumartesi

Dul Kadının Nikahında Velisi Olacak Kimselerin Sıralaması

Kadının Evliliğinde Velilerinin Sıralaması
Soru: Ben birkaç yıldır evliyim ve iki çocuğum var. Evlenirken benim velim anne tarafından dedem idi. Babam başka şehirde olduğu için onun bilgisi olmadan evlendim. Babam başka kadınlarla evli idi. Bizi arayıp sormuyordu. Bizim böyle bir evlilik yapmamız dinen geçerli midir? Eğer geçerli değilse ne yapmamız gerekir? Bununla beraber şu an babam da ölmüş durumda.
İslamweb fetva heyetinin cevabı (Fetva no:37333):
Hamd Allah’adır. Selam Allah’ın rasulüne, âline ve ashabının üzerine olsun. Bundan sonra. Muhakkak ki baba, kızını doğrudan evlendirme konusunda en hak sahibi olandır. Eğer baba kayıp ve onunla haberleşilemiyorsa bu hak baba tarafından olan dedeye (kadının babasının babasına) geçer. İlim ehlinin kitaplarında sıralama böyle zikredilmiştir.
El-Hicavî, el-İkna’da şöyle der: “Hür kadını nikâhlamada veliliğine en hak sahibi olan babasıdır. Sonra babasının babası ve yukarıya doğru babalardır. En yakın baba en hak sahibi olandır. Sonra kadının oğlu, sonra oğlunun oğlu, aşağıya doğru oğullarıdır. Sonra erkek kardeşi, sonra üvey erkek kardeşi, sonra erkek kardeşin oğlu, aşağıya doğru onun oğulları gelir. Sonra kadının amcası, sonra babasının (kadının annesinden başka kadından olan) oğulları gelir. Sonra miras tertibindeki asabelerinden en yakın olanları gelir.”
Babanın kayıp olması ve haberleşilememesinin sınırı hakkında İbn Kudame el-Muğni’de şöyle demiştir: “Ebu Bekr bunun sınırını şöyle tarif etmiştir: Kendisine ancak zorluk ve meşakkatle ulaşılmasıdır.”
Buna göre soruda zikredilen nikâh, şartlarından biri olan velinin yerine gelmemesi sebebiyle fasit (geçersiz)dir. Çünkü anne tarafından olan dede kadının nikâhında veli olabilecek velilerinden değildir. Buna ek olarak, babasının kadının annesinden başka bir kadınla evlenmiş olması veya bu kızını arayıp sormaması, onun üzerindeki nikâh velayeti hakkını iptal etmez. Özetle; zikredilen nikâh batıldır. Zikredilen sıralamaya uygun olarak kadının en yakın velisi ile nikâhın yenilenmesi gerekmektedir. 
Eğer kadının sayılan şekilde bir velisi yoksa Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in şu hadisinden dolayı velayeti kadı üstlenir: “Sultan, velisi olmayanın velisidir.” 
Eğer nikâhı üstlenecek bir kadı bulunmuyorsa müslümanlardan adil bir kimse üstlenir. İbn Kudame el-Mugni’de şöyle demiştir: 
“Eğer kadının velisi yoksa ve sultan da yoksa İmam Ahmed’den nakledilene göre bu kadının izin verdiği adil bir adam onu evlendirir.” Soruda bahsedilen iki çocuk babalarına aittir ve onun nesebine katılır.”
Tercüme eden Ebu Muaz’ın uyarı notu: Günümüzde mahkeme ve evlendirme daireleri yahut müslümanların âlimleri bu meselede kadı yerindedir. Bazı kimseler kendi başlarına kadının velilerini, namaz kılmaması vb. çeşitli küfür fiillerinden dolayı tekfir edip mürted sayarak velayet hakkını geçersiz sayıyorlar. Şahısların irtidatına hükmedecek bir İslam devleti ve kadısı bulunmadığı için günümüzde; bir kimse kendisini İslam’a nispet ettiği sürece, münafık bir kimse dahi olsa velayet hakkı geçerlidir. 
Ancak veli konumundaki kişi kadına dininden dolayı düşmanlık eder, baskı ve zorlama yaparak dinini yaşamasına izin vermez de kadın bu baskıdan kaçıp kurtulursa bu durumda dine ve dinin şiarlarına düşmanlık eden münafık kimselerin, sünnet ehli saliha ve müslime kadın üzerinde velayeti söz konusu olmaz.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)