Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



7 Temmuz 2019 Pazar

Şeytan Hizbi Olan Sünnet İnkârcılarının Şüphelerine Cevaplar 5

6- ZALİM KİM?

Kuran: Zulmedenler dedi ki: Siz olsa olsa büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz. (25- Furkan Suresi 8)
Hadis: “Peygamber Medine’de bir Yahudi tarafından büyülendi. Günlerce ne yaptığını bilmez durumda ortalıkta dolaştı.” Buhari 76/47; Hanbel 6/57, 4/367
Zındık sünnet inkârcısı diyor ki: “Kuran’a göre Peygamberimiz’in büyülendiğini söyleyenler zalimlerdir. “En güvenilir” hadisçilerin çoğuysa Peygamber’in büyülendiğini söylemektedir.”
Cevap: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e sihir yapıldığı ve bundan etkilenmiş olması mütevatir rivayetlerle sabittir. Bu rivayetlerde “sihrin etkisinden dolayı yapmadığı bir takım şeyleri yapmış gibi oluyordu” denilmiştir. Mesela ailesiyle ilişkiye girmek istiyordu fakat sanki bağlı birisi gibi geri dönüyordu. Bazı rivayetlerde de sihrin etkisinden dolayı görme duyusunda sorun yaşadığı geçer.
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in büyülenmiş olması, onun Allah’ın korumasından çıktığı anlamına gelmez. Çünkü Allah Azze ve Celle bütün nebileri kendi korumasına almıştır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in büyülenmesi bir imtihandan ibarettir. Bilindiği gibi nebiler en ağır imtihanlarla denenirler ve bu durum onların ahirette derecelerinin yükselmesine, diğer insanların onların ağır imtihanlarından teselli bulmalarına sebep olmaktadır.
Ayette geçen ve kâfirler: “Bu adam sihir sonucu aklını kaybetmiş deli birisidir. Siz bir delinin peşinden mi gideceksiniz?” diyorlardı ve bu propaganda sonucu birçok kimse onun dinini bıraktı veya dine hiç girmedi.
Bir insanın sihirden dolayı bedeninde bir takım acılar hissetmesi gayet doğaldır ve böyle bir şeyi kimse inkar edemez. Allah Azze ve Celle, din, vahiy ve şeriat açısından Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e zarar verecek ne bir cin ve şeytanı ne de bir insanı ona musallat etmemiştir. Ancak bedensel olarak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sihirden zarar görmesini inkar etmek doğru değildir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sihirlendiğinden bahseden hadisler, aynı zamanda olay esnasında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in çokça Allah’a yöneldiğini ve O’na dua ettiğini de ifade etmektedir. Bu da gösterir ki, büyülenme esnasında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem aklını kaybetmemiştir. Sıkıntıları bedenseld olmuştur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ilk başta yaşadığı rahatsızlığın sihirden kaynaklandığını bilmiyor, bunu her insanın başına gelebilecek hastalıklardan olarak görüyordu. Bu yüzden hacamat yaptırmış ve dua etmiştir.
Rivayetlerden anlaşıldığı üzere Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e sihrin etkisi eşleri ile cinsel ilişki yapıp yapmadığı konusu ile sınırlıdır. Bu da sihirin ruhsal değil, bedenî bir etki gösterdiğine işaret etmektedir. Zira Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yapmış olduğu bir şeyi yapmamış gibi algılıyordu. Bu da gösteriyor ki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yapmadığına kesin inandığı için yapmadığını zannediyordu. Yoksa işi karıştırmış değildir, olmamış bir şeyi olmuş gibi asla algılamamıştır.
Sihrin etkisi (6 ay gibi) uzun sürmesine rağmen Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu süre zarfında, yerine namaz kıldırması için kimseyi tayin etmediği gibi, müslümanların işlerini idare etmesi için de sahabelerinden birini görevlendirmemiştir. Bu da gösteriyor ki Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sihirlenmiş olduğu süre zarfında dini ve siyasi görevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getirmiştir.
Eğer sihir Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in aklına olumsuz yönde bir etki etmiş olsaydı, rivayetler bize nübüvvet makamına yakışmayan bu tür söz ve eylemleri aktarırdı. Böyle bir rivayetin olmaması, sihrin Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in aklına ve davetine herhangi bir zararı olmadığını göstermektedir.
Gelelim sünnet inkârcısı zındığın kendi içinde düştüğü çelişkiye: Furkan suresi 8. Ayeti ile Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sihirlenmesi olayını hangi açıdan çelişkili görebildiniz? Sırf kâfirler: “Siz büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” dediler diye mi? eğer öyleyse gelin ayetin tam metnini bir okuyalım:
وَقَالُوا مَالِ هَذَا الرَّسُولِ يَأْكُلُ الطَّعَامَ وَيَمْشِي فِي الْأَسْوَاقِ لَوْلَا أُنْزِلَ إِلَيْهِ مَلَكٌ فَيَكُونَ مَعَهُ نَذِيرًا أَوْ يُلْقَى إِلَيْهِ كَنْزٌ أَوْ تَكُونُ لَهُ جَنَّةٌ يَأْكُلُ مِنْهَا وَقَالَ الظَّالِمُونَ إِنْ تَتَّبِعُونَ إِلَّا رَجُلًا مَسْحُورًا
Dediler ki: “Bu rasule ne oluyor da yemek yiyor, çarşılarda dolaşıyor! Ona bir melek indirilmeli, kendisiyle birlikte o da uyarıcı olmalıydı! Yahut kendisine bir hazine verilmeli veya içinden yiyeceği bir bahçesi olmalıydı.” Zalimler dediler ki: “Siz, ancak büyülenmiş bir adama uymaktasınız!” (Furkan 7-8)
Bu ayetlerde görüldüğü gibi bahsi geçen kâfirler rasule iman etmemek için, onun yemek yemesini, çarşılarda dolaşmasını da öne sürüyorlar! Tıpkı büyülenmiş olmasını öne sürmeleri gibi! Şimdi sünnet inkârcısı zındık, sırf kafirler bu beşerî hasletleri kabul etmiyorlar diye Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in yemek yiyen, çarşılarda gezen biri olmasını da mı inkar edecek? Çünkü bu ayette bu itirazı yaptığı bildirilen kafirler; rasul vasfındaki kimsenin büyü gibi bir şeye maruz kalamayacak biri olması gerektiği gibi, yemek yemeyen, çarşılarda gezmeyen, bilakis yanında meleklerin gezdiği birisi olması gerektiğini öne sürüyorlardı. Şimdi kimmiş zalim, bu sünnet inkarcısına biz soralım; ayette bahsedilen kafirlerden farkınız nedir bu itirazınızda?

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)