Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



7 Temmuz 2019 Pazar

Şeytan Hizbi Olan Sünnet İnkarcılarının Şüphelerine Cevaplar 1


 

9
Şüphesiz Hamd, Allah içindir. O'na hamd eder, O'ndan hidayet ve bağışlanma dileriz. Nefislerimizin şerrinden, kötü amellerimizden Allah Teâla’ya sığınırız. Şüphesiz Allah'ın hidayet eylediğini saptıracak, O'nun saptırdığını da hidayete ulaştıracak yoktur. Allah'tan başka İlah olmadığına, O'nun birliğine ve ortağı olmadığına, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'in O'nun kulu ve Rasulü olduğuna şehadet ederim.
Bundan sonra. Muhakkak ki; sözlerin en doğrusu Allah'ın Kitabı, yolların en hayırlısı Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in yoludur. İşlerin şerlisi sonradan ortaya çıkarılanlardır. Her sonradan çıkan şey; bid'at, her bid'at; dalalet (sapıklık) ve her dalalet de ateştedir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e iman edilmemesi için türlü bahaneler peşinde olan zındık sünnet inkârcıları, birçok sabit hadisleri “Kur’ân’a aykırı olduğu” gerekçesiyle şüphe tohumlarını atmakta, toplumun çoğunun akıllarını kullanmayan kimseler olduklarını çok iyi bildiklerinden, onları güya “akılları uyanışa geçirme” maskesi altında, ahmakça yollara çekmekte, aklı yine “aklı kullanma” iddasıyla başka bir cehalet ve taklit mezarına gömmeye çalışmaktadırlar.
“Türkçe Kur’an Hareketi” adıyla site açan bazı İblis askerleri aşağıda nakledildiği üzere hadisleri Kur’ân’a arz ettiklerini ve bu hadislerin Kur’ân’a aykırı olduğunu iddia etmektedirler. Öncelikle, hadisleri Kur’ân’a arz etmek, Kur’an’a aykırı bir metottur. Bunu daha önceki yazılarda defalarca delillerle açıkladık.
Burada mezkûr sitede örnek verilen hadisler hakkında cevap vereceğiz. Bu cevabın gayesi, şeytana kul olmayı Rahman’a kul olmaya tercih etmiş bu habis ve çirkef mahlûkları ikna etmek veya yola getirmek değildir. Bilakis Allah onların dünyada ve ahirette belalarını versin, kahrolsunlar, onların hidayet yollarına körlüklerini artırsın, cehennemin dibine kadar yolları var. Gayemiz, iman ehli olan kimselerin şüphelerini gidermek ve yakinlerini artırmaktır.
Ebu Muaz Seyfullah el-Çubukâbadî

1- ALLAH’IN BALDIRI OLUR MU?

Kuran: O’nun benzeri gibi hiçbir şey yoktur. (42- Şura Suresi 11)
Hadis : “Allah ahirette Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir.” Müslim-İman 302; Buhari 97/24, 10/29; Hanbel 3/1
Bu ayet ve hadisi birbirine zıt göstermeye çalışan zındık şöyle diyor: “Bu hadisin hangi kitaplarda geçtiğine iyice dikkat edin. Hadis kitaplarının “en doğrusu” olarak gösterilen, tek hadisini inkâr edenin kafir olacağı söylenen Müslim ve Buhari’de. Hadisçilerin mantığına göre bu hadisi inkâr eden kafir, bu hadise inanan gerçek Müslüman olacaktır. Allah’a hiçbir şeyin benzemediğini söyleyen ayete karşın hiçbir mecazi ifadeyi çağrıştırmadan, Allah’ın baldırı olduğunu ve ahirette baldırını açacağını söylemenin yanlışlığını uzunca anlatmaya gerek var mı?”
Cevap: Allah Azze ve Celle’nin baldır (sâk) sıfatı yalnız hadislerde geçen bir ifade değildir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
يَوْمَ يُكْشَفُ عَنْ سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ إِلَى السُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ
Baldırdan açılacağı o günde onlar secde etmeye davet edilecekler de, buna güç yetiremeyecekler.” (Kalem 42)
Bu ayette görüldüğü gibi sâk (baldır) sıfatı ispat edilmektedir. Bu durumda bir ayete tutunup diğer bir ayeti yahut sahih bir hadisi inkâr etmek iman edenlerin işi olamaz. Bilakis iman ehli bütün naslara teslim olurlar ve derler ki: Allah Azze ve Celle’nin mahlûkta bulunan baldırlara benzemeyen baldırı vardır. İsimdeki benzerlik müsemmada benzerliği gerektirmez. Mesela insandaki baldır ile hayvanlardaki baldırın isimleri aynıdır ama bunlar birbirine benzemez. Allah Azze ve Celle, bize, bizim bildiğimiz hiçbir şeye benzemediğini bildirmiştir. O halde isimde benzerlik sıfatta benzerliği gerektirmez. Nitekim yukarıda Şura Suresi 11. Ayeti üzerinden kelam yapılarak, sırf isimdeki benzerlik sebebiyle bu sıfat inkâr edilmeye çalışılmıştır. Halbuki aynı ayetin devam eden lafzı şu şekildedir:
لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ
O’nun benzeri gibi olan hiç bir şey yoktur. Şüphesiz O, Semî’ (işiten)dir, Basîr (gören)’dir.” (Şura 11)
Görüldüğü gibi ayette Allah’ın benzeri gibi olan hiçbirşey olmadığı ifade edildikten sonra Allah’ın “işiten” ve “gören” olduğu ifade edilmektedir. Burada akıl sahipleri şöylece iman ederler: “İşitme ve görme sıfatları her ne kadar mahlûkta da bulunan sıfatlar olsalar da, Allah Azze ve Celle’nin işitmesi ve görmesi asla mahlukun işitmesi ve görmesi ile kıyaslanamazlar. Burada benzerlik yalnızca bu sıfatların isimlerindedir. Müsemmâlarında değildir.” İşte sâk (baldır) kelimesi de böyledir. Nasıl ki Allah Azze ve Celle’nin işitme ve görme sıfatlarının olduğuna iman ettiğimiz zaman, O’nu işitme ve görme sıfatlarına sahip olan mahlûklara benzetmişiz demek olmuyorsa, Allah Azze ve Celle’nin baldırı olduğuna iman ettiğimizde de bunun manası, söz konusu baldırın mahlûktaki bir baldır gibi olduğunu kabul etmeyi gerektirmez. 

2- ALLAH EL SIKIŞIR MI?

Kuran: Ve hiçbir şey O’nun dengi değildir. (112- İhlas Suresi 4)
Hadis: Allah benimle görüştü ve el sıkıştı. Elini iki omuzum arasına koydu. Öyle ki parmaklarının soğukluğunu iki göğsüm arasında hissettim.” Hanbel 5/243
Zındık bu ayet ile bu hadisin birbirine çelişik olduğu şüphesini atmaya çalışarak şöyle diyor: “Yine bu hadiste hiçbir mecazi manayı çağrıştırmadan, Allah’a parmak, parmaklarına da soğukluk atfedilerek; Allah şekilleştirilmektedir. Bu hadis, İhlas Suresi’nin Allah’ın hiçbir şeye denk olmadığını söyleyen ayeti gibi daha birçok ayetle de çelişir…” daha sonra bu sıfatı mecaza yorumlayanlara cevap vermeye çalışıyor.
Cevap: Bir önceki cevapta isimde benzerliğin müsemmada benzerliği gerektirmediğini açıklamıştık. Hadiste, geçen ayete hiçbir aykırılık olmadığı önceki cevaptan açıkça anlaşılmaktadır. Güya “Kur’ân’ı savunuyormuş gibi” bir poza giren bu şeytanlar, öne sürdükleri bu batıl kelam ve yorumlarla aslında diğer bir çok ayeti inkar etmeye de kapı aralamış oluyorlar. Mesela Allah Azze ve Celle şöyle buyurur:
إِنَّ الَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ اللَّهَ يَدُ اللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ
Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah’a biat etmişlerdir. Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir.” (Fetih 10)
قَالَ يَاإِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَنْ تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَيَّ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنْتَ مِنَ الْعَالِينَ
Allah: “Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni men eden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin?” dedi.” (Sâd 75)
Bu ayette görüldüğü gibi Allah Azze ve Celle kendisi hakkında “iki el” sıfatını ispat etmektedir. Bu ayet ve Rahman Azze ve Celle’nin parmakları olduğunu ispat eden hadisler, Allah’ın hiçbir dengi olmadığını bildiren ayete de çelişik değildir. İman sahipleri şöyle derler:
Allah Azze ve Celle’nin iki eli, parmakları, gözü, ayağı, rahmeti, gülmesi, azabı, görmesi, işitmesi, arşa istivası, dünya semaına nüzulü gibi kitap ve sahih sünnetten ibaret vahiyle bildirilen bütün sıfatlarına iman eder, teslim oluruz, bu sıfatları mahlûkun sıfatlarına benzetmeyiz. Çünkü Allah’a denk olan hiçbir şey yoktur. Allah Azze ve Celle’nin bizim tarafımızdan keyfiyeti bilinmeyen eli ve parmakları vardır ve bu el ile parmaklar, mahlûkta bulunan el ve parmaklara benzemez.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)