Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

29 Ocak 2026 Perşembe

Ebu Hanife Meselesinde Şeyh Mukbil’in Mukaddimesi

 Kendilerinde Arap ırkçılığı marazı bulunan bazı Türkler, benim gibi Türkiye asıllı birinin müctehid, âlim veya muhaddis olmasını ya kabullenemiyor veya hazmedemiyorlar. Özellikle Ebu Hanife hakkında taassubdan uzak, adil bir şekilde ortaya koyduğum risaleden dolayı bir kesim Ebu Hanife taassubundan dolayı bana düşmanlık ederlerken, hakikati bilen diğer bir kesim de populist yaklaşımlarla, halkın çoğunluğu nezdinde prim yapabilmek için aleyhimde olmayı tercih ediyor.

Evet, taassupçu iftiracılar, Ebu Hanife’yi öven sahih(!) rivayetleri görmezden gelip, onun aleyhinde gelen zayıf rivayetleri sahihmiş gibi aktardığım yalanına sığınmak istiyorlar. Denize düşen yılana sarılır derler, hakikat denizine düşenler de gerçeklerle boğulmamak için yalana sarılıyorlar! Yukarıda bahsettiğim, aslında hakikati bilmekte olan diğer kesim de, popüulizm uğruna ya sükut ederek veya gerçeklerin üzerine örterek taassupçuların iftiralarına çanak tutuyorlar!

Burada Şeyh Mukbil b. Hadi rahimehullah’ın Neşru’s-Sahife Fi Zikri’s-Sahih Min Akvali Eimmeti’l-Cerh ve’t-Ta’dil Fi Ebi Hanife (Ebu Hanife Hakkında Cerh ve Ta’dil İmamlarının Sözlerinden Sahih Olanlarına Dair Sahifenin Açılması) adını verdiği risalenin mukaddimesinden bu konuyla ilgili bir değerlendirmesini aktaracağım. Ne de olsa Şeyh Mukbil Türk değil, üstelik rivayet ilimlerinde de işinin ehli olan bir isim. Bakalım o bu konuda ne demiş? Ben işime geleni alıp işime gelmeyeni almamak gibi bir yol mu tutmuşum, yoksa hakkımda söylenenler taassupçuların darazlanmalarından mı ibaret görülsün:

Şeyh Mukbil rahimehullah mukaddimede şöyle diyor: “Bundan sonra. Allah Subhanehu ve Teâlâ kitap ehli alimlerden hakkı açıklayacaklarına dair misak almış ve şöyle buyurmuştur:

Hani Allah kitap verilenlerden: “Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız ve onu gizlemeyeceksiniz!” diye kesin bir söz almıştı. Onlar ise onu sırtlarının arkasına attılar ve ona karşılık az bir değer satın aldılar. Satın aldıkları o şey ne kötüdür!” (Al-i İmran 187)

Bu ilmin uzmanları olan cerh ve ta’dil imamları, cerh ve ta’dilin (raviler hakkında güvenilirliklerine dair durum değerlendirmesi yapmanın) meşru olduğu hususunda icma etmişlerdir. Duruma göre bazen vacip olduğunu, bazen de mendup olduğunu söylemişlerdir. Nitekim insanlar Ebu Hanife hakkında kimisi cerh etme, kimisi ta’dil etme konusuna dalmışlar, kimisi de aşırılık etmiştir. Ebu Hanife aleyhinde konuşanlar hatalı sayılmış, hatta bununla kalmayıp Ebu Hanife’ti eleştirenlere çirkin suçlamalar yapmışlardır. Bazı cahil Hanefilerin yaptığı gibi, Ebu Hanife’yi eleştirenlere hakaret etmişlerdir.

Ben Tahavi’nin Muşkilu’l-Asar kitabına Şuayb el-Arnaut’un yaptığı tahkike baktığımda, Şuayb’ın Şerh Nasıruddin el-Elbani’ye Ebu Hanife’yi zayıf saydığı için çirkin sözler söylediğini gördüm. Sanki Ebu Hanife’yi yalnız el-Elbani rahimehullah zayıf saymış gibi!

Hatta Hanife’lere göre bu bir şey değildir. Şerh Abdurrahman el-Muallimi’nin et-Tenkil Bima Te’nibi’l-Kevseri Mine’l-Ebatil adlı kitabına bakın. Orada el-Kevseri’nin önceki ve sonraki İslam âlimlerine sırf Ebu Hanife’yi eleştirdikleri için hakaretlerde bulunduğunu görürsünüz.

Ben de hadis imamlarının kitaplarında Ebu Hanife’nin cerhine dair sahih isnadlarla gelmiş olan sözleri topladım. Böylece helak olan delil üzere helak olsun, yaşayan da delil üzere yaşasın. Risalenin ismini “Neşru’s-Sahife Fi Zikri’s-Sahih Min Akvali Eimmeti’l-Cerh ve’t-Ta’dil Fi Ebi Hanife (Ebu Hanife Hakkında Cerh ve Ta’dil İmamlarının Sözlerinden Sahih Olanlarına Dair Sahifenin Açılması)” koydum.

Nitekim inşaallah ileride geleceği üzere İbn Ebi Davud, muhaddislerin Ebu Hanife’yi cerh etme (güvenilirliğini eleştirme) konusunda icma ettiklerini nakletmiştir.

Ebu Hanife’yi ta’dil edenlerin sözleriyle uğraşmadım. Çünkü bunlar ya büyük cerh ve ta’dil imamlarının sözleri yanında sözlerine itibar edilmeyecek kimselerin sözleri, ya da Ebu Hanife taassubunda aşırılık edenlerin sözleri idi. Ama Sufyan es-Sevri, Abdullah b. el-Mubarek ve benzerleri gibi imamların sözlerine gelince, onlar durumu öğrenince Ebu Hanife’yi öven sözlerinden dönüş yapıp teberrî etmişler, Ebu Hanife’den sakındırıp onu eleştirmişlerdir.

İşte cerh ve ta’dil imamı Ebu Zekeriya Yahya b. Main! Ebu Hanife’yi tevsik ettiği (güvenilir gördüğü) sahih olarak geldiği gibi, Ebu Hanife’yi ta’n edip eleştirmesi de sahih olarak gelmiştir. Bana zahir olduğu kadarıyla Yahya b. Main, bir sözünü diğer sözüyle açıklamıştır. Ona Ebu Hanife hakkında sorulduğu zaman: “O yalan söyleyecek kadar değildir” demiştir. İleride geleceği üzere kendisinden sahih senetle Ebu Hanife’yi görüşleri ve hadisteki karıştırmaları sebebiyle cerh ettiğine dair ifadeler de gelmiştir. Tevsiki ise: “Yalan söylemez” ifadesiyle gelmiştir.

Hem Ebu Hanife hakkındaki cerh ileride inşaallah geleceği üzere müfesser (sebebi açıklanmış) bir cerhtir.

 Mustalah kitaplarından bilindiği üzere bilen kimse tarafından yapılan sebebi açıklanmış olan müfesser cerhe karşı ta’dil ifadeleriyle itiraz edilemez!

Ebu Hanife’ye taassup gösteren cahiller çoktur. Nitekim biz İslami üniversitelerde ders veren, bu konudan dolayı şiddetle öfkelenen kimseleri gördük. Bu konuda konuşmayı İslam’ı yıkmak gibi görüyorlardı! Miskinler bilmiyorlar ki, Ebu Hanife aleyhinde konuşanlar İslam’ın beş rüknünden birini eleştirmiş değildir!

Bu cahillere deriz k: Allah’ın dini konusunda sizler Ahmed b. Hanbel’den, Muhammed b. İsmail el-Buhârî’den, Muslim b. el-Haccac’dan, ed-Darekutni’den ve el-Hatib’den daha mı gayretlisiniz?

Yine onlara deriz ki: Sizler Ebu Hanife’yi Malik b. Enes’ten, Şerik b. Abdillah en-Nehaî’den, Yahya b. Said el-Kattan’dan, Abdullah b. Yezid el-Mukri’den, Sufyan es-Sevri’den, Sufyan b. Uyeyne’den, Abdullah b. el-Mubarek’ten ve benzerlerinden daha iyi mi tanıyorsunuz?

Muhakkak ki ben Mustafa es-Sibai’nin sünneti ve ehlini savunduğu “es-Sunnetu ve Mekanetuha” kitabının sonlarında Ebu Hanife’yi savunmak için bir bölüm açmasına hayret ediyorum!  

Allah için Mervan b. Muhammed et-Tatari’ye aferin, ki o şöyle demiştir: “Din konusunda şu üç tür kimseye güvenilemez: Sufi, bid’atçiye reddiye veren diğer bir bid’atçi ve kıssacılar.” Bunu Kadı Iyad, Tertibu’l-Medarik’te Mervan b. Muhammed et-Tatari rahimehullah’ın hal tercemesinde zikretmiştir.

Hanefiler birçok zamanlar kadılık makamlarına musallat olmuşlar ve ilim ehli Ebu Hanife aleyhindeki eleştirileri açıklamaya güç yetirememişlerdir. İşte Beyhakî, Menakibu’ş-Şafii adlı kitabında, İbn Ebi Hatim’in Ebu Hanife’yi cerh ettiğini naklediyor! İbn Ebî Hâtim Ebu Hanife’yi açıkça zikrediyor, lakin Beyhaki naklederken “Ebu Fulan” diye naklediyor ve Ebu Hanife diye tasrih etmiyor!

İşte Hafız İbn Hacer, et-Takrib’de Ebu Hanife’nin hal tercemesinde “Meşhur fakih” demekle yetiniyor! Bu ise hafızın sözü saklamasıdır! Mukaddimede de bu ıstılah hakkında uyarıda bulunmamıştır! Halbuki böyle bir söz, Ebu Hanife hakkında cerh veya ta’dile dair bir şey ifade etmeyen bir sözdür!”

Evet, Şeyh Mukbil rahimehullah’ın adı geçen risalesinde mukaddimede konuyu özetlediği ifadeler bunlardır. Neşru’s-Sahife kitabının bildiğim kadarıyla tercümesi henüz yapılmadı. Lakin benim Ebu Hanife Hakkında Sahih Gerçekler adlı risalemde imamların Ebu Hanife hakkındaki sözlerinin genelini bulabilirsiniz.

Uyarı: Keskin Kılıçlar kanalından yazan şahıslar bu tür yayınlarımı kendi üzerlerine alınıp hiçbir şey ifade etmeyen yazılarla cevap vermeye zahmet etmesinler. Kendilerinin benim muhatabım olmadığını daha önceki yazıda ifade etmiştim. Bu yazıların muhatapları gerçekten adaletle hakkı arayanlardır. İlmi metinleri sokak ağzıyla yalan yanlış çarpıtmaya çabalayan mutaassıp cahiller değil!

 

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)