Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir. Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Sahihu Muslim no: 867)
Allah'ım! Bize, günahla aramıza engel olacak kadar korkundan hisse ver. Bizi cennetine ulaştıracak kadar taatini nasib eyle. Dünya musibetlerini hafifletecek yakîn ver. Allah'ım! Bizi yaşattığın müddetçe kulaklarımızdan ve gözlerimizden faydalandır; ölümümüze kadar da onları devamlı kıl. Bize zulmedenlerden öcümüzü sen al. Bize düşmanlık edenlere karşı bize yardım et. Bizi dinimiz konusunda musibete uğratma. Dünyayı en büyük endişemiz ve gayemiz kılma. Bize acımayanları üzerimize musallat etme!" (Allahumme âmîn) Tirmizi (3502) Şeyh Elbani "Hasen" demiştir Sahihu't-Tirmizi (2783)

Başlıkları görmek için resme tıklayın

Daru's-Sunne Dersanesi Satışı Yapılan Kitaplar


Darussunne Derneği Satışı Yapılan Arapça Kitaplar
Satışı yapılan diğer kitaplar:
Ehl-i Sünnet'e Göre İman ve Tevhid Akidesi
Sünnet Anlayışı mı, Sünnet'e Yabancılık mı?
Sipariş için:
E-Mail: Darussunne@hotmail.com
Tel: 0 535 925 15 97


Daru's-Sunne Dersanesi Düzenli Dersler

Her Pazar akşamı Türkiye saati ile 20:00-21:00 arası sorulara cevap programı yapılacaktır.
21:00-22:00 saatleri arasında Akide, Hadis Usulü ve Tarihi, Tezkiye (Hadis Şerhleri) ve Menhec konularında düzenli dersler devam etmektedir.
Derslere, programı aksatmamak şartıyla katılmak isteyenlerin
darussunne@hotmail.com adresine e-mail ile başvuru yapmaları gerekmektedir.
Detaylı bilgiler, ilgililerin e-mail adresine iletilecektir.

2 Ağustos 2008 Cumartesi

Seçimlere katılma konusunda Selef menheciyle hareket edenlere yapılan bir reddiye üzerine!

Şüphesiz hamd Allah içindir. O'na hamd eder, O'ndan yardım ister ve O'ndan bağışlanma dileriz. nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüğünden Allah'a sığınırız. Allah'ın hidayet ettiğini saptıracak, O'nun saptırdığını da hidayet edecek yoktur. şehadet ederim ki Allah'tan başka hak mabud yoktur, o birdir, ortağı yoktur. yine şehadet ederim ki Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem O'nun kulu ve rasulüdür.
bundan sonra;
Yaşadığım beldede, farkında olmadan harici ekolüne saplanan bir arkadaşımız oy kullanmanın hükmü ile alakalı olarak selef menheci üzerinde hareket edenlere reddiye amaçlı bir mektup dağıttı. kısa zamanda da ilmî bir eğitim almamış fakat hislerine mağlup kimselerden kendisine bir "vokal grubu" oluşturdu. bahsi geçen bu reddiye mektubunda demokrasinin küfür dini olduğuna vurgu yapılmakta - ki bu konuda müttefikiz - oy kullanmanın da; Allahın indirdiği hükümleri işlemez kılan, Allah'tan gayri adına yemin eden kimselerin göreve getirilmesinde katkı sağlamak ve yetki devretmek anlamında olduğu açıklanmaktadır. bu konuda verilen misallerden birisi de şu şekilde: "Birisi, bir kimseyi Allah'tan başkası adına kurban kesmek üzere vekil etse, kurbanı vekilin kesmiş olması, bu iş için vekil tayin eden kimseyi şirkten kurtarmaz." evet, verilen misalde geçen söz doğrudur, lakin vakıaya mutabık değildir. diğer misaller de benzer minval üzere verildiği için buna cevap, diğerlerine de verilmiş olacaktır. Vakıaya uygun olması için misalin şöyle verilmesi gerekirdi: "Birisi Allah'tan başkası adına kurban kesmek üzere birden fazla vekil arasında bir seçimde bulunmaya zorlansa, kalbinin de razı olduğu halde bu vekillerden birini Allahtan başkası için kurban kesmek üzere seçse, o kimse de, vekili de şirk işlemiş olur. ama kalbi bundan razı olmayıp buna mecbur bırakıldığı (ikrah edildiği) için vekillerden birini belirlese o kimse kafir de olmaz, asi de olmaz." evet vakıa böyle bir misale kısmen de olsa uygundur. Kısmen dedim, çünkü, memleketimizde cari olan oy kullanma ameliyesinde, demokrasinin küfür olduğuna inanan bir kimse, Allah'tan başkası adına yemin etmeyi reddedip, Allah'ın indirdikleriyle hükmedecek bir vekil seçme imkanına sahip değildir. Allahın indirdiklerinin dışında olarak konulmuş ve müslümanların aleyhine olan bir takım hükümlerin hepsini uygulayacak vekiller ile, bu hükümlerin bir kısmını uygulayacak olan ve hatta durumu müslümanların lehine çevirebilecek olan vekiller arasında tercih yapmak ya da hiçbir tercihte bulunmayarak durumun müslümanlar aleyhine dönmesi riskini göze almak arasında bir seçim! İşte memleketimizdeki tablo budur. Selef menhecine tabi olan hocalarımızdan bir kısmı böyle bir durumda oy kullanmanın caiz olduğunu, birisi de vacip olduğunu söyledi. bunlar haktan uzak değildir. ama bu ülke şartlarında mücerret oy kullanmanın şirk olduğunu söylemek haktan en uzağıdır. bana gelince, mevcut vekil veya partilerden herhangi birinin diğerinden daha az zarara yol açacağını düşünmediğim ve her birinin birbirinden farklı büyük zararlara yol açtığını gördüğümden en selametlisinin oy kullanmamayı seçmek olduğunu belirtmiştim. şayet mevcut vekil veya partilerden birinin diğerinden daha az şerre sebep olacağını düşünseydim oy kullanmada mahzur görmezdim. ülkemiz şartlarında oy kullanarak tercihini belirtmek, demokrasiyi kabul anlamına gelmez. bilakis bu, iki zarardan hafif olanını irtikab etmek kabilindendir ve bu bazen caiz, bazen de vacip hükmünde olur. mesela domuz eti yemek haramdır ama yemediği takdirde ölmek gibi daha büyük bir zarar sözkonusu ise, muztar kalan kimsenin ölmeyecek kadar yemesi vaciptir. caiz olanına misale gelince, Ammar radıyallahu anh'ın işkence altında müşriklerin teklif ettiği şirk sözünü söylemesidir. nitekim Nahl 106. ayeti bu konuda nazil olmuştur. böyle bir ikrah altında olan kimse küfür teklifini yerine getirmeyip ölümü göze alsa, ruhsatı terk edip daha faziletlisini tercih etmiş olur. ama kalbi imanla mutmain olan kimsenin ikrah altında yaptıklarına da ruhsat vardır, caizdir. evet, hocalarımızdan birisi oy kullanmayı iki zarardan hafif olanını tercih kaidesinden hareketle vacip görürken, diğeri de yine aynı kaideyle caiz görmüştür. ben de iki zarardan ikisinin de farklı yönlerden eşit olup, birinin diğerinden hafif olmadığını savundum. bu sebeple oy kullanma hakkında bu kaide ile hareket etmedim.
gelelim "iki zarardan hafif olanını irtikap" kaidesine. İki zarardan birini irtikabı gözetmek şeriat kaidelerindendir ve bu konuda icma vardır. bkz.: Tacu'l-İklil Li-Muhtasari Halil (11/379) Haraşî Şerhu Muhtasari Halil (7/425, 10/223, 12/181) İbn Teymiye Mecmuu'l-Fetava (5/338) Mevahibu'l-Celil (9/68) Haşiyetu'd-Dusuki Ala Şerhi'l-Kebir (5/434)
İbn Hacer el-Askalani, Fethu'l-Bari'de İbn Akilden naklen şu izahta bulunur: "...İbrahim aleyhisselam aşırı korku halinde "ben hastayım" diyerek yalan söylemiştir. sırf basit bir yalan bu gibi konumlarda caizdir. zira bazen daha büyük bir zararı önlemek amacıyla iki zarardan hafif olanına katlanmak vacip olur." (Fethu'l-Bari 10/141- muhtasar edilen türkçe tercümesinde: 7/46)
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in huzuruna girip de güzel muamele gören kişi hakkında, çıktıktan sonra da "Bu kimse, kavminin ne kötü bir mensubudur" buyurması, kendisine böyle davranmasının sebebi sorulunca da "Şerrinden korkulan bir kimsedir" buyurması, iki zarardan hafif olanını irtikap kaidesinin delillerindendir. Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem'in, kabenin İbrahim aleyhisselamın kurduğu temeller üzerinde olmadığını belirtmesine rağmen, kavminin cahiliyeden yeni kurtulmuş olması sebebiyle onu değiştirmeden bırakması da yine maslahatı gözetmeye ve mezkur kaideye delildir. bu kaide hakkında, islam şeriatını bilen hiç kimse ihtilaf etmemiştir. Şeyhu'l-İslam İbn Teymiye rahimehullah'ın el-Hisbe adlı eserinin baş taraflarında, "Kamu görevlerinin ehli olmayan kimseye verilmesi" başlığı altında zikrettiği şu sözlerini nakletmek yerinde olacaktır:
"..her yöneticinin (veliyu'l-emr'in), doğru ve adaletli kişilerden yardım alması gerekir. Bu imkânsız olursa, yalancılığı ve haksızlığı olsa bile var olanlar içinde en ehil olanı seçer. Çünkü Yüce Allah, bu dini, günahkâr ve dinden nasibi olmayan topluluklar eliyle de güçlendirir. Vacip olan, güç yetirilenin yapılmasıdır. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) veya Hz. Ömer (r.a.) şöyle buyurmuştur: "Kim, tayin edeceğinden daha ehil biri bulunduğunu bilerek, birini bir topluluğun başına getirirse, Allah'a, peygamberine, ve mü'minlere hainlik etmiş olur."
İşte bu yüzden, Hz. Ömer (r.a.) şöyle derdi: "Allahım! Günahkârın kuvvetini ve iyinin acizliğini sana şikayet ediyorum." Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabı, hıristiyan Bizanslıların mecusîleri yenmelerine sevinmişlerdi. Halbuki her ikisi de kâfirdir, ama içlerinden biri İslâm'a daha yakındır. Bizanslılar ve İranlılar savaştıklarında Yüce Allah bu konuda "Rûm" suresini indirdi. Olay meşhurdur. Hz. Yusuf (a.s.) da böyle hareket ederdi. Hem kendisi ve hem de halkı kâfir olan Mısır firavununun veziri sıfatını taşıyordu. Elinden geldiğince adaletli ve iyi hareket etti ve imkânlar ölçüsünde onları imana davet etti." (İbn Teymiyye; el-Hisbe)
Son olarak, "oy kullanma fiilinin şirk olduğunu söylemek en uzak görüştür" sözümü açayım; Allah'ın şeriatinde nelerin küfür ve şirk, nelerin iman ve taat olduğunu açıklamak, ne akla ve aklın çıkarımlarına ve ne de hayatın tecrübelerine bırakılmamıştır. bilakis bunları yine şeriat koyucunun nasları belirler. şeriatın nasları, Allahın indirdiği hükümlerden başkasının, Allahın indirdikleri ile eşit seviyede olduğuna veya Allahın indirdiklerinden daha uygun olduğuna inanarak Allahın indirdiklerinden başkasıyla hükmetmeyi küfür olarak belirlemiştir. demokrasiyi kabul etmek kişiyi bu küfre sokar. ama demokrasiyi kabullenmeksizin, başka maslahatlar sebebiyle mücerret olarak oy kullanmak böyle değildir. nitekim demokrasiyle yönetilen ülkelerde seçime katılmanın vechini yukarıda açıkladım. Allah en iyi bilendir.
Allah'ım! hamdinle seni noksanlardan tenzih ederim. şehadet ederim ki senden başka hak ilah yoktur. Senden bağışlanma diler ve sana tevbe ederim.
Ebu Muaz el-Çubukâbâdî

0 yorum:

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente vahdeke la şerîke leke estağfiruke ve etûbu ileyk" (İbn Bişrân Emâlî, 291, Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)
pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" name="obj1" width="468" height="60" /> Cevâmiu'l-Kelim Programı Ücretsiz