Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



11 Temmuz 2010 Pazar

Tesbihi Taşlarla vs. yapmak

Soru:
selamun aleykum hocam. tesbihi taş, hurma veya ip ile çekme ile ilgili imam suyutinin risalesi var tesbihi el ile çekebildiğimiz gibi taş, hurma çekirdeği, düğümlü ip v.s aletlerle yapabilirmiyiz? Allah razı olsun.

İmam suyuti:
Uzun zamandır ‘tesbîh(âletin)in ‘Sünnet’te bir aslı var mıdır?’ diye sorulmaktadır. O yüzden onun hakkında gelen hadîsleri ve eserleri (Sahâbe söz, iş ve takrîrlerini) araştırıp bularak bu cüz’ü topladım. Yardım istenen sadece Allah celle celâlühû’dur.

(Birinci Hadîs): İbnu Ebî Şeybe, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve Hâkim,(Abdullah) İbnu Amr radıyallahu anhumâ’dan rivâyet etmiş ve Hâkim ‘sahîh’ olduğunu söylemiştir:
“Nebi sallahu aleyhi ve sellem’in tesbîhleri eliyle saydığını gördüm.”
(İkinci Hadîs): -İbnu Ebî Şeybe, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Hâkim, Yüseyre radıyallahu anhâdan -ki hicret eden (Sahâbe) kadınlar(ın)dan idi- şöyle dediğini rivâyet etti:
“Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
(Ey kadınlar!..) Tesbîh’e (sübhânellâh demeye), tehlîl’e (lâ ilâhe illellâh demeye) ve takdîs’e (‘sübhâne’l-meliki’l-kuddûs’ veya ‘sübbûhun kuddûsün Rabbu’l-melâiketi ve’r-rûh’ demeye) sarılın, ğâfil olmayın, tevhîdi unutursunuz. (Onları) parmak uçlarınızla sayın. Çünkü onlar, (bedeninizden, kendileriyle ne yaptığınız) sorulacak ve konuşmaları istenecek olan(uzuv)lar-dır.”
(Üçüncü Hadîs): Tirmizî, Hâkim ve Taberânî, Safiyye radıyallâhu anhâ'dan şöyle dediğini rivâyet ettiler:
“Resûlüllah sallellâhu aleyhi ve sellem yanıma girdi; önümde tesbîh etmekte olduğum dört bin hurma çekirdeği vardı. O, ‘nedir bunlar, ey Huyey'in kızı?’ dedi. Ben, ‘onlarla tesbîh ediyorum’ dedim. O, ‘senin başında dikildiğimden beri bunlardan daha çok tesbîh ettim’ buyurdu. Ben, ‘(onu) bana (da) öğret, ey Allah'ın Resûlü!..’ dedim. O, (سبحان الله عدد ما خلق من شئ)/‘Allah'ı, yarattığı şeyler adedince tesbîh ederim’, buyurdu.”
Bu hadîs de sahîhdir.
(Dördüncü Hadîs): Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbnu Mâce, İbnu Hibbân ve Hâkim Sa'd İbnu Ebî Vakkâs radıyallâhu anhu'dan rivâyet etmişler ve bu rivâyetin Tirmizî Hasen, Hâkim de sahîh olduğunu söylemişlerdir:
“Sa'd ve Nebî sallellâhu aleyhi ve sellem bir kadının yanına girmişler, kadının önünde de hurma çekirdekleri veya küçük taşlar vardı; tesbîh ediyordu. Bunun üzerine Resûlüllah sallellâhu aleyhi ve sellem, ‘bundan dahâ kolay’ veya (râvînin tereddüdü) ‘daha efdal olanı sana haber vereyim mi?’ buyurdu…”
(Beşinci Hadîs): Hilâl el-Haffâr'ın Cüz'ünde, Beğavî'nin Mu'cemu's-Sahâbe'sinde ve İbnu Asâkir'in Târîh'inde, Mu’temir İbnu Süleymân yolundan Ubeyy İbnu Ka’b’dan, Onun, dedesi Bakıyye’den, Onun da Nebî sallellâhu aleyhi ve sellem’in azâdlı kölesi Ebû Safiyye’den yaptıkları şöyle bir rivâyet vardır:
“(Ebû Safiyye’nin) önüne bir deri yaygı konulur ve içinde taşlar bulunan bir sepet getirilir, onunla günün yarısına kadar tesbîh ederdi; sonra da kaldırılırdı. Birinciyi kılınca (o sepet tekrâr) getirilir, onunla akşama kadar tesbîh ederdi.”
(Altıncı Hadîs)Yine), Ahmed İbnu Hanbel deez-Zühd'de, Yûnus İbnu Ubeyd'den, anasının şöyle dediğini rivâyet etti:
“Ebû Safiyye'yi -ki O Resûlüllah sallellâhu aleyhi ve sellem'in Ashâbındandı ve komşumuz idi- küçük taşlarla tesbîh ederdi.”
(Yedinci Hadîs): İbnu Sa'd,Sa’d’ın kölesi Hakîm İbnu’d-Deylemî’den, “Sa'd İbnü Ebî Vakkâs'ın, taşlarla tesbîh ettiği”ni rivayet etmiştir.
(Sekizinci Hadîs): İbnu Ebî Şeybe el-Musannef'de, Sa’d’ın kölesinden, “Sa’d’ın taşlarla veya hurma çekirdekleriyle tesbîh ettiğini” rivâyet etti.
(Dokuzuncu Hadîs): İbnu Sa’d et-Tabakat’da şöyle dedi:
Bize Ubeydullah İbnu Mûsâ haber verdi (dedi). (Ubeydullâh) bize İsrâîl haber verdi (dedi). (İsrâîl) Câbir’den (haber verdi): Bir kadın O’na (Câbir’e), Fâtıme binti Hüseyin İbni Alî İbni Ebî Tâlib’den rivâyet ederek şöyle dedi:“O (Fâtıme), düğüm atılmış bir ip ile tesbîh ederdi.”

(Onuncu Hadîs): Abdullâh İbnu Ahmed, ez-Zühd Zevâid’inde, Nuaym İbnu Muhriz İbni Ebî Hureyre’den, O (Nuaym), dedesi Ebû Hureyre’den şöyle rivâyet etti:
“Ebû Hureyre’nin iki bin düğümlü bir ipi vardı; onunla tesbîh çekmedikçe uyumazdı.”

(On Birinci Hadîs): Ahmed İbnu Hanbel de ez-Zühd’de (isnâdıyla) Kasim İbnu Abdirrah-mân’ın şöyle dediğini rivâyet etmiştir:
“Ebû'd-Derdâ’nın bir kese içinde Acve hurması çekirdeklerinden hurma çekirdekleri vardı; sabah namazını kılınca onları birer birer çıkarır, onlarla tesbîh ederdi.”
(On İkinci Hadîs): İbnu Sa’d, Ebû Hureyre’den şöyle rivâyet etti:“(Ebû Hureyre) yarısı beyaz yarısı kara (alaca) olan hurma çekirdeğiyle tesbîh ederdi.”
(On Üçüncü Hadîs): Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs’de (isnâdıyla) merfû’ olarak şöyle rivâyet etti:
“Tesbîh âleti (Allah celle celâlühû’yu) ne güzel hatırlatıcıdır!...”
(On Dördüncü Hadîs): İbnu Ebî Şeybe (el-Musannef’de) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anhu’dan rivâyet etti:
“(Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anhu) taşlarla tesbîh ederdi.”
(On Beşinci Hadîs)İbnu Ebî Şeybe yine) Ebû Nadra yoluyla, Tufâve(denilen bir yer)’den olan bir adamdan şöyle dediğini rivâyet etti:“Ebû Hureyre radıyellâhu anhu’nun yanında konakladım; O’nunla beraber, içinde taşların -veya hurma çekirdeklerinin- bulunduğu bir kese vardı. Tükenene kadar onlarla sübhânellâh derdi...”
(On Altıncı Hadîs)İbnu Ebî Şeybe yine) Zâzân’dan şöyle dediğini rivâyet etti:“Ümmü Ya’fûr’dan tesbîhlerini aldım. Alî’ye vardığımda, ‘Ümmü Ya’fûr’a tesbîhlerini geri ver’ dedi.”


Cevap:
Aleykum selam ve rahmetullah ve berakatuh
İlk iki hadiste taşlarla veya çekirdeklerle zikretmeye dair bir delil yoktur. Bilakis aksine delil vardır. Bu sebeple diğer rivayetleri inceleyelim:

1- üçüncü hadis olarak zikredilen Safiyye radıyallahu anha rivayeti: Tirmizi bu hadisin zayıflığına işaret ederek: “Bu hadis garibdir. Sadece Haşim b. Said el-Kufi yoluyla bilinmektedir. İsnadı bilinmemektedir. Bu babda ibn Abbas radıyallahu anhuma’dan rivayet vardır” der. Hakim: “İsnadı sahih” demiş, Zehebi de onaylamıştır. Halbuki bu şaşırtıcıdır, zira tek kalan ravisi Haşim b. Said’i Zehebi el-Mizan’da zikrederek: “İbn Main onun hakkında bişey değildir” dedi. İbn Adiy: Onun rivayetlerinden bir kısmına tabi olunamaz” dedi.” Diyerek nakletmektedir. Bu yüzden Takrib’de onun hakkında: “Zayıf” denilmiştir. Ebu Hatim er-Razi de Haşim’i zayıf saymıştır. Yine ravilerinden Kinane’nin durumu meçhuldür. Meçhul ravileri sika saymak adeti olan İbn Hibban’dan başkası onu sika görmemiştir. Ebul Feth el-Êzdî onu ed-Duafa’da zikretmiştir. Tirmizi’nin bahsettiği İbn Abbas radıyallahu anhuma rivayetinde ise taşlarla zikredildiğinden bahsedilmemektedir. Mahfuz olan budur ve Muslim rivayet etmiştir. Taşlarla zikredildiğine dair rivayet ise münkerdir. Çünkü zayıf isnadla gelen aykırı ziyadedir. Sahih hadislerde parmaklarla zikretmek teşvik edilmektedir. Abdullah b. Mesud radıyallahu anh’ın taşlarla zikredenlere şiddetle karşı çıkması da bu rivayetin münker oluşunun delilidir.

2- Dördüncü hadis olarak zikredilen Sad b. Ebi Vakkas radıyallahu anh rivayeti: Bunu Ebu Davud, Tirmizi, Musnedu Sad’da ed-Devraki, Fevaid’de el-Muhlis ve Hakim; Amr b. El-Haris – Said b. Ebi Hilal – Huzeyme – Aişe bt. Sad b. Ebi Vakkas – babası yoluyla rivayet etmişlerdir. Tirmizi: “Hasen” Hakim: “Sahih” demiş ve Zehebi onaylayarak hata etmiştir. Çünkü Huzeyme meçhuldür. Zehebi’nin kendisi el-Mizan’da: “Huzeyme bilinmeyen bir kimsedir, Said b. Hilal ondan rivayette tek kalmıştır” der. Yine Hafız İbn Hacer et-Takrib’de: “Şüphesiz o bilinmemektedir” der. Said b. Ebi Hilal ise es-Saci’nin nakline göre imam Ahmed tarafından güvenilir bulunmakla beraber hafıza karışıklığına uğramıştır. Hadisin sahih ya da hasen olmasına imkan yoktur.

3- Beşinci hadis olarak zikredilen Ebu Safiye rivayeti: İsnadındaki ravi Ubey b. Kab değil Ebu Ka’b’dır. İbn Asakir’in tarihinde Ebu Kab olarak geçer. İsmi Abdurabbihtir. Bakiyye’den rivayeti bilinmemektedir. El-İsabe’de yanlışlıkla “Ubey b. Kab” diye geçmiştir. Onun Ubey b. Kab olması mümkün değildir. dedesi Bakiyye diye zikredilmesi ve Mutemir b. Suleyman’In Ubey b. Kab’dan rivayetinin olmaması onun “Ubey b. Kab” olmadığının delilidir. Adı geçen Bakiyye, eğer Bakiyye b. Velid ise o müdellis bir ravi olup zayıf ravilerden tedlis yapardı. Burada an’ane yapmıştır. Sahabeden hiçkimseye yetişmediğinden buradaki isnad ayrıca kopuktur. Ebu Safiyye’nin sahabe olmasında şüphe vardır. Bir sonraki maddede açıklanacaktır.

4- Altıncı hadis: Yunus b. Ubeyd’in annesi meçhuldür. Dolayısıyla Ebu Safiyye’nin sahabe olarak tesbiti de sabit değildir.

5- Yedinci hadis: Hakim b. Ed-Deylem hakkında Ebu Hatim: “Hüccet değildir” demiştir. Hakim b. Ed-Deylem, Sad b. Ebi Vakkas’a yetişmemiştir. Sad’ın kölesi diye tercemesinde yanlışlık vardır. Suyuti adı geçen risalesinde öyle dememiştir. Nitekim İbn Ebi Şeybe’nin Musannef’teki rivayetinde Sad’ın kölelerinden birinden diyerek rivayet etmiş fakat ismini bildirmemiştir. Yani isnadı ayrıca kopuktur.

6- Sekizinci hadiste yine Hakim b. Ed-Deylem vardır ve Sad’dan rivayet eden kişi meçhuldür.

7- Dokuzuncu hadis: isnadında Cabir b. Yezid el-Cufi zayıf, rafızidir. İsmi belirtilmeyen meçhul bir kadından rivayet etmiştir.

8- Onuncu hadis: Nuaym b. Muhriz ile ondan rivayette bulunan abdulvahid b. Musa meçhuldürler.

9- Onbirinci hadis: Miskin b. Bukeyr, Sabit b. Aclan ve el-Kasım b. Abdirrahman eş-Şami’de zayıflık vardır. Ayrıca el-Kasım b. Abdirrahman’ın Ebu’d-Derda’ya yetiştiği bilinmemektedir.

10- Onikinci hadis: Ne İbn Sad’ın tabakatında ne de başka bir eserde bu şekilde bulamadım. Ancak Ebu Hureyre radıyallahu anhden bu konuda gelen bütün tarikler zayıftır.

11- Onüçüncü hadis: Uydurmadır. Bkz.: Elbani ed-Daife (no: 83)

12- Ondördüncü hadis: isnadında meçhul ravi vardır. Ayrıca ibn Ebi Şeybe’nin söz konusu rivayetinde Ebu Said radıyallahu anh’ın üç taşı alıp kucağına koyduğu, tesbih ettikten sonra bir taşı bırakır sonra yine tesbih çeker, bir taşı daha bırakır tesbih çeker, aynı şekilde tekrarlar olduğu geçmektedir. Ancak isnadı zayıftır.

13- Onbeşinci hadis: isnadında el-Ceriri hafıza karşıklığına uğramış birisidir. Ayrıca Ebu Nadra bunu ismini belirtmediği meçhul bir kimseden rivayet etmiştir.

14- Onaltıncı hadis: Zadan dışında ravileri meçhul kimselerdir. Zadan hakkında ise hafif eleştiriler vardır.

Netice: taş veya çekirdekle tesbih etmek hakkındaki rivayetler zayıftır. Sahih olan rivayetlerde ise Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve sahabelerinin parmaklarıyla tesbih ettikleri ve bunu teşvik ettikleri, taşlarla, ip düğümleri veya başka şeylerle tesbih ederek bidat çıkaranlara şiddetle karşı çıktıklarıdır. Bu konuda İbn Vaddah, el-Bid’a adlı risalesinde bir çok tariklerden rivayetler serdetmiştir. Bugün ellerinde (99’luk, 33’lük ya da 11’lik) tesbihleri taşımaları bidat ehlinin bir alametidir. Yine bazı fasıklar da ellerinde bu türden tesbihler sallarlar. Allah ıslah etsin.

Parmakların sayıya yetmediği şeklinde getirilen şüphe ise bidatle amel etmekten kaynaklanmaktadır. Zira Allah’ı zikrederken sınırlı sayıda zikir yapmak ancak delil ile olur. Delil olmadan zikir sayısını sınırlamak bidattir. Bu yüzden İbn Mesud radıyallahu anh, taşlarla zikreden bidatçi topluluğa: “Korkmayın, Allah ecrinizi zayi etmez, sayacaksanız günahlarınızı sayın” demiştir (Darimi 210) sahih hadislerde gelen sınırlı zikir sayıları ise 100’ü geçmemektedir. Bunların parmakla yapılması ise zor değildir.

Velhamdulillahi rabbil alemin.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)