Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



8 Eylül 2012 Cumartesi

Mazmaza Hadisinin Kıyasa Delil Getirilmesinin Reddi


İmam İbn Kayyım rahimehullah’ın kıyasın hucciyetine getirdiği delillerden birisi şu hadistir:
Ebu Davud rivayet ediyor: Cabir radıyallahu anh’den: Ömer b. el-Hattab radıyallahu anh dedi ki: “Ey Allah’ın rasulü! Bugün büyük bir iş yaptım. Oruçlu olduğum halde öptüm.”  Nebî sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki:
“Oruçlu olduğun halde suyla mazmaza yapsan ne dersin?” Ömer radıyallahu anh: “Bunda sakınca yoktur” dedi. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem: “O halde?” buyurdu.
İbn Kayyım dedi ki: “Bu, benzerin hükmünün benzerine uygulanmasına delildir. Öpmek cimaya bir vesiledir. Ağza su alınması da içmeye vesiledir. Önceki orucu etkilemiyorsa, diğeri de etkilemez.”
İbn Kayyım’ın zikrettiği bu kıyas tek anlama geliyor, bu da benzetmedir. Öpmenin cimaya nispeti, mazmazanın içmeye nispetine benzetilmiştir. Yani diğer bir ifadeyle, öpme ve mazmazadan her biri, orucu bozan şeylerin mukaddimeleridir.
Meselenin karışmaması için şöyle diyelim: elimizde iki mesele var:
Birincisi: Eşini oruçlu iken öpen kimsenin hükmü
İkincisi: Oruçlu iken mazmaza yapan kimsenin hükmü
Ömer b. el-Hattab radıyallahu anh, yaptığı şeyin kaza mı, keffaret mi, yoksa tevbe mi gerektirdiğini bilmediği için sordu.
Asıl olan, bu iki fiilden hangisi olursa olsun buna ne kaza, ne keffaret ne de tevbe gerekir. Çünkü, mazmazada orucu etkileyecek sebep mevcut olmadığı gibi, öpmede de mevcut değildir. Şu halde Ömer radıyallahu anh esasında, eşini oruçlu iken öpmede herhangi bir hüküm gerektirmeyen sebebi bilmiyordu.
Şayet bu etkinin bulunmadığı anlaşıldıysa, biz de zorunlu olarak anlarız ki, eşini oruçlu iken öpene ne kaza, ne keffaret ve ne de tevbe gerekir. Bunu öğrenmek için kıyas yapmaya ihtiyaç yoktur. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem kime: “Terlemek orucu etkilemez” demiş? Bundan dolayı “Bana keffaret gerekir mi?” demek veya üzerine kıyas yapacak nas aramak mantıklı değildir.
Ama şayet orucu etkileyen sebebin bulunduğunu anlarsak, zorunlu olarak bunun sonucunu da öğrenmiş oluruz. İşte o zaman “Keffaret mi gerekir, kaza mı?” diye sorarız. Sanki Ömer radıyallahu anh: “Kişinin oruçlu iken eşini öpmesi, orucunu etkiler mi?” diye sormuş gibidir. İlk hükme göre, eşini öpen kimsenin orucunun etkilenmesine bağlıdır. Peki bu etki mevcut mudur?
Kıyas ehli diyor ki; Nebî sallallahu aleyhi ve sellem aslın hükmünü göstererek ikinci bir hüküm verdi, o da mazmaza yapanın orucunun etkilenmemesi hükmüdür.
Bunun üzerine diyorlar ki: “Etki, asılda mevcut değildir. Fer’de de mevcut değildir.”
Biz de deriz ki, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in sözünde kıyas ile delil getirme yoktur. Kıyas ehli ise: “Bilakis, bu söz kıyas ile delil getirmedir” diyorlar.
Onlara soruyoruz: “Mazmaza yapanın orucunun etkilenmemesinin sebebi olan illet nedir?”
Bazıları diyecekler ki: “Mazmaza orucu bozan bir şey olan içmenin mukaddimesidir.”
Biz de onlara deriz ki: “Bu açıklamaya bir yol yoktur. Aksi halde, biz her mukaddimede, mukaddimesi olduğu şeyin zıddı olan bir etki bulunduğunu öğrenmiş olurduk. Bu ise batıldır.
Mesela abdest alan kimse elini suya daldırdığı zaman, bu mazmazanın mukaddimesidir. Bununla beraber, eli suya daldırmada, mazamazanın oruca etkisinin zıddı olan bir hüküm yoktur. Bilakis ikisi aynı etki hükmündedir.
Yine görmez misin ki, cima, inzalin mukaddimesidir. Bununla beraber cimanın oruca etkisi ile inzalin oruca etkisi aynı hükümdedir.
 Bu gösteriyor ki, mazmazanın içmeye mukaddime olması, orucu etkilememesinin sebebi değildir. Bunu kimse inkar edemez. Öyleyse aslı etkileyen nitelik bu olmadığına göre, asılda bulunmayan bu nitelik, fer’e nasıl uygulanabilir?
Bu istidlal, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in etkileyici olmayan bir niteliği fer’e uyguladığını iddia etmek anlamına gelir. Halbuki kıyas ehli, etkileyici olmayan niteliğin fer’e uygulandığı bütün kıyasların batıl olduğunu söylerler. Böylece bu istidlal de düşmüştür.
Bu, illet kıyasına delil getirilmişti ve istidlalleri düşmüş olduğuna göre bunu terk etmek zorundalar. Bunu, ancak kıyas-ı şebehe yani benzerlik kıyasına delil getirirler, ki İbn Kayyım rahimehullah’ın istidlalinden anlaşılan budur. O şöyle demiştir: “Şayet birbirinin aynı olan şeylerden birinin hükmü diğerinin de hükmü olmasaydı ve nefiy ve ispat olarak hükümlerde mana ve illetler etkileyici olmasaydı, bu benzetmeyi zikretmenin anlamı olmazdı.” Böylece benzerin hükmünü, benzere uygulamaya ve öpmenin cimaya vesile olmasının tıpkı ağza su almanın içmeye vesile olması gibi olduğuna delil getirmiş, bu oruca zarar vermiyorsa, diğeri de oruca zarar vermez demiştir.
   İbnu’l-Kayyım, öpmenin cimaya nispetle bir vesile olmasını, ağza su almanın, içmeye nispetle bir vesile olmasına benzetmiştir. Az önce ağza su almanın, içmeye mukaddime olmasının, hükmü etkileyici sebep sayılması iddiasının batıl olduğunu açıklamıştık. Dolayısıyla burada etkileyici nitelik mevcut değildir, sadece benzerlik vardır. Böyle bir kıyası yani kıyas-ı şebeh/benzerlik kıyasını İbnu’l-Kayyım rahimehullah iptal ederek şöyle demiştir: “Kıyas-ı şebeh/benzerlik kıyasını Allah Teâlâ ancak batıl ehlinin işi olarak nakletmiştir.”
Yusuf aleyhi's-selâm’ın kardeşleri hakkında getirilen benzetmeyi zikrettikten sonra şöyle demiştir: “Bu, boş bir benzetme ve eşitlemeyi gerektiren illetten yoksun bir şeklî kıyastır. Bu kıyas fasittir.”[1]
Yine şöyle der: “Özetle bu kıyas türü Kur’ân’da ancak reddilmiş ve kınanmış olarak gelmiştir.”
Peki Nebî sallallahu aleyhi ve sellem – hâşâ – batıl ehlinden midir ki kıyas-ı şebeh yapsın? Böylece bu istidlal de düşmüştür! Dolayısıyla Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in kıyas yaptığı iddiası da batıldır.
 O halde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem neden mazmaza yapanı misal verdi?
Cevabı basit. Ömer radıyallahu anh eşini öpmesinin, cima ile aynı hükümde olduğunu zannetmişti. Ömer radıyallahu anh bunu, öpmeyi cimaya kıyas ederek söylemedi. Zira şayet kıyas yapsaydı, bunu sormazdı. Peki Ömer radıyallahu anh neden böyle zannetti? Bu, kıyas ehlinin kaçtıkları sorudur. Ömer radıyallahu anh, cimanın mukaddimesi olan öpmenin, cima ile aynı hükümde olmasını mümkün zannetti. Veya Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Ömer radıyallahu anh’ın bu zannını anladı ve bu zannı iptal etti. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bir misal vererek: “Mazmaza yapmış olsan ne dersin?” dedi ve bu kaideyi yıktı. Mazmaza içmenin mukaddimesi olmasına rağmen, orucu bozan bir etki bulunmadığı için, içme ile aynı hükümde değildir. Böylece “bir şeyin mukaddimesi olan şey, mukaddimesi olduğu şeyin hükmünü alır” kaidesi iptal oldu. Alemlerin rabbi olan Allah’a hamd olsun.


[1] İ’lamu’l-Muvakkiin (1/148)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)