Müslümanların sünneti yerine getirebilmeleri ve namazların
sahih olabilmesi için kitap ve sünnete uygun mescidler ikame etmelerinin
zorunlu olduğunu söylemem üzerine bazı ahlâk, akide ve menhec fukarâsının beni “haricilik”
ile suçlaması ve bu konuda Şeyh Mukbil’in öğrencisi oldukları iddia edilen “avrupa
kafalı” bazı selefilik iddiasında bulunan saptırıcılara şikayette bulunmaları,
beni Şeyh Mukbil rahimehullah’ın aşağıda zikredeceğim fetvasın terceme etmeye
itti.
Kendiliğinden bir şeyler uyduran birisi olmaktan Allah’a
sığınırım. Birileri çok bozulacak ama bu mesele de – Allaha hamd olsun – ilk defa
benim dile getirdiğim bir mesele değildir. Türkiyede mümtaz selefî tevhid davetinin
muhaliflerinden bazısı; son asrın mücedditlerinden Şeyh Mukbil rahimehullah’a; Abdullah
Yolcu, Yılmaz Şahin vb. gibi açıkça düşmanlık ederlerken, diğer bazıları da
kendilerinin Şeyh Mukbil’in öğrencisi olduklarını söyledikleri halde, demokrasi
partilerine oy kullanmaya davet etmek, yabancı kadınlarla arada perde
bulunmaksızın sohbet etmek, sünnetlerle amel etmeyi davet maslahatına aykırı
görmek, Fethullah Gülen vb. bidatçi tagutların reddedilmesine karşı çıkmak gibi
tavırlarıyla, Şeyh Mukbil rahimehullah’ın menhec sapması olarak nitelediği
meselelerde muhalefet etmektedirler. Sünnetullah iki yüzlülerin durumlarını
ortaya çıkarmış ve çıkaracaktır. Hamd ve minnet Allah’adır.
Ebu Muaz.
Şeyh Mukbil b. Hadi rahimehullah’a şöyle soruldu: “Bir
yerleşim yerinde aralarında birkaç metre uzaklık bulunan iki ayrı mescidde iki
hutbe okunması caiz midir?
Cevap: el-Cum’a kelimesi tecemmu’ (toplanmak) kelimesinden
alınmadır. Meşru olan; sahih bir gaye bulunmadıkca Müslümanların tek bir
mescidde toplanmasıdır. (Bu sahih gaye); mesela Cuma namazı kılınacak mescidde
değiştirmeye güç yetmeyen bidatler bulunması, ya da imamın fasık veya bidatçi
olmasıdır. Böyle bir durumda sünneti
ikame etmek için başka bir yerde Cuma ikame etmekte sakınca yoktur.”
Şeyh Mukbil b. Hadi el-Vadii rahimehullah, İcabetu’s-Sail
(s.688, fetva no: 419)