Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Sosyal Medyada “Ebu Muaz” Künyesini Kullananlar Hakkında Uyarı

Facebook, İnstagram, Twitter gibi sosyal medya programlarında “Ebu Muaz” künyesini kullanan veya “Darussunne” adıyla Facebook yayını yapa...

29 Haziran 2017 Perşembe

İhtilaf ve Ayrılıklardan Sakındırma


Soru: “İhtilafın ancak beşerden kaynaklandığını zikrettiniz. Müslümanların söz birliği ve tek saf olmaları için ihtilaf edilen konularda ne yapmaları gerekir? Müslümanların tek mertebede olmadıkları, kimisinin âlim, kimisinin ilim iddia eden bir isyankâr, kimisinin avam olduğu bilinmektedir. Her birine gereken nedir?”
Şeyh Muqbil b. Hadi rahimehullah’ın cevabı: “Âlim olsun, avam olsun, isyankâr olsun, itaatkâr olsun onların hepsine de gereken şey Allah’ın kitabına ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine boyun eğmeleridir.
Allah’ın kitabına ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine boyun eğdikleri zaman meydana gelecek ihtilaflar zarar vermez. Biz insanların hiç ihtilaf etmemelerini talep etmiyoruz. Burada anlayışlar ihtilaf edebilir. Sen nastan bir şey anlarsın, mesela Adiy b. Hatim radiyallahu anh, Allah Azze ve Celle’nin:
Beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırt edilinceye kadar yiyin, için” (Bakara 187) kavlincen beyaz ip ve siyah ipin kastedildiğini anlamış ve yastığının altına beyaz ve siyah ipler koymuştu. Biri diğerinden ayırt edilinceye kadar yiyip içiyordu. Ta ki Allah Azze ve Celle “Fecrin beyaz ipliği…” kavlini indirdi.
Anlayışta hata edersen ve başkasının anlayışına muhalefet edersen bu zarar vermez. Veya sen nastan bir şey anlarsın, senden başkası da başka bir şey anlarsa sakınca yoktur. Tenevvu (tür) ihtilafı da böyledir. Mesela teşehhüd çeşitli şekillerde gelmiştir. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e salat okumak çeşitli şekillerde gelmiştir. Bu basit bir meseledir.
Şeyhulislam İbn Teymiyye şöyle der: “Buna ancak bir cahil karşı çıkar. İhtilaf, içtihattan sonradır. “Hâkim (yönetici) içtihat ettiği zaman isabet ederse ona iki ecir vardır. İçtihat ettiğinde hata ederse ona da bir ecir vardır.”
Karşı çıkmak gerekmez, lakin karşı çıkılması gerekmeyen şey nedir? Kim açık bir delil olmaksızın sahih bir delile muhalefet ederse ona karşı çıkılması gerekir. Kitap ve sünnet’ten başka teslim olunacak bir şey yoktur.
Müslümanlar kitap ve sünnete teslim olduklarında ihtilaf sona erer. İhtilaf rahmet olmasa da, biz Müslümanlardan hiç ihtilaf etmemelerini istemiyoruz. Allah Subhanehu ve Teâlâ Kerim Kitab’ında şöyle buyurur:
İhtilaf etmeye devam ederler. Ancak rabbinin rahmet ettikleri hariç” (Hud 118-119) Bu ayeti kerimenin mefhumu; ihtilaf edenlere Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın rahmet etmediğidir.
Biz Müslümanlardan hiç ihtilaf etmemelerini talep etmiyoruz. Nitekim sahabe radiyallahu anhum de ihtilaf etmişlerdir. Lakin Müslümanlardan talebimiz; açık bir delil olmaksızın sahih ve sarih bir delili reddetmemeleridir. Caiz olan bir konuda ihtilaf edildiğinde de hiç kimsenin kalbindeki bir kin ile kendisine muhalif olan diğer birine yüklenmemesi gerekir. Zira bunun anlamı, ondan kendisini taklid etmesini istemek demektir. Bu da ayrılık/fırka sebeplerindendir.
Buhârî ve Muslim’in Sahih’lerinde Cundub radiyallahu anh’den gelen rivayette Nebimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
Kalpleriniz uyum gösterdiği sürece Kur’an’ı okuyun. İhtilaf ettiğinizde de kalkın.”
Müslümanlara gereken şey söz birliği için ciddiyetle gayret göstermeleridir. Söz birliği ise ancak kitap ve sünnete boyun eğmekle, kitap ve sünnete razı olmakla, kitap ve sünnete teslim olmakla olur. Allah Subhanehu ve Teâlâ bizim samimiyetimizi gördüğünde kalplerimizi birleştirecektir. Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:
Allah’ın ipine topluca sımsıkı sarılın, ayrılmayın.”
Bir cemaatin emiri varsa, o otorite fitnesi, mal fitnesi, makam fitnesi veya buna benzer bir fitneye düşmüştür, onların emiri olarak kalabilmek için insanları ayırmak ister. Ona cevap vermek gerekmez. “Müslüman, Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, onu hâkir görmez. Takva şuradadır. Kişiye şer olarak, kardeşini hâkir görmesi yeter. Her Müslümanın kanı, malı ve ırzı, diğer Müslümana haramdır.”
Sahihayn’da Nu’man b. Beşir radiyallahu anh’den gelen hadiste Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:
Birbirlerine sevgi gösterme, merhamet ve şefkat etme konusunda müminlerin misali; bir organ rahatsızlandığında diğerlerinin ateş ve uykusuzluk ile ona katıldığı bir bedenin misali gibidir.”
Sahihayn’da Ebu Musa radiyallahu anh’den gelen hadiste Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
Mü’min, diğer mü’min için birbirini pekiştiren duvar gibidir.”
Ayrılık ümmetin zayıflama sebebidir. Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyurmuştur:
Birbirinizle çekişmeyin; o takdirde korkuya düşersiniz” (Enfal 46) Böylece bize söz birliği sağlamayı emretmiştir.
Ensar’dan birisi: “Ensar için haydi!” Muhacirlerden birisi de: “Muhacirler için haydi!” deyince Nebimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
Ben aranızda olduğum halde cahiliyye davası mı yapıyorsunuz! Bunu terk edin, zira o kokuşmuştur.”
Müslümanlar cemaatler haline geldi ve her bir cemaat kendi cemaati için dostluk ve düşmanlık eder oldu. Cahiliyye meydana geldi. Hizipçilik cahiliyyedir! İslam bundan berîdir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
Yanaklara vuran, yakaları yırtan ve cahiliyye davası güden bizden değildir.”
Cahiliyye davası; kabile taassubu, mezhep taassubu, cemaat taassubu gibi taassupları kapsar. Allah yardımcımız olsun.
Mü’minler ancak kardeştirler.” (Hucurat 10)
Ey iman edenler! Bir kavim diğer bir kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla alay etmesin. Belki kendilerinden daha hayırlıdırlar.” (Hucurat 11)
Ayrılık caiz değildir. Müslümanlar bu zamanlarda İslam düşmanlarına karşı durmalıdırlar. Tanzimat (dernekler, partiler vb.) İslam düşmanları tarafından gelmiştir. Onlara gereken şey söz birliği sağlamalarıdır. Kim Müslümanların arasını ayırmak istiyorsa bilinmelidir ki ona şeytan musallat olmuştur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
Muhakkak ki şeytan Arap yarımadasında namaz kılanların kendisine kulluk etmelerinden ümidi kesmiştir. Lakin aralarını bozmaktan ümitlidir.”
İslam düşmanları İslam’dan korkmaktadırlar. Savunma silahlarımızdan, toplarımızdan ve uçaklarımızdan daha çok İslamî uyanıştan çekinmektedirler. Peki neden? Çünkü bu silahlar onların ellerinde bizdekinden daha çok ve daha kuvvetlidir. Hristiyanların ve Yahudilerin dini hezimete uğramıştır. Sana akla uymayan şeyler getirirler, bazen İsa aleyhi's-selâm’ın Allah’ın ta kendisi olduğunu söylerler. Bazen de Allah’ın oğlu olduğunu söylerler. Akla uymayan türlü türlü şeyler söylerler."
Muqbil b. Hadi rahimehullah'ın Kurratu'l-Ayn adlı risalesinden terceme eden: Ebu Muaz

Uyarı: Maksat; en hayırlı nesiller olan salih selefin anlayışları üzere Kitap ve Sünnet üzere söz birliği yapılmasıdır. Yoksa türlü hilelerle ümmetin arasında sokulan şirk, hurafe, bid'at, hizipçilik, demokrasiye icabet ederek oy kullanma, deyyusluk, ehli kıbleyi tekfir etmek (haricilik), bütün Müslümanları tevhid ehli mü'min saymak (mürcielik), ruh taşıyanların suretleri, dernekçilik ve dine aykırı olan diğer münkerlere karşı çıkmaksızın bir araya gelmek, Allah'ın ipine değil, şeytanın maksadına topluca koşmaktır! Kitap ve Sünnet delillerinden ve selefin menhecinden yüz çeviren herkes İslam'da ayrılık çıkarmış, Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat'ten ayrılmış ve Müslümanları bölmüş olur.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)