Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

17 Ekim 2026 Cumartesi

Kalpten Bâtıl İlahları Kovmak

 Allah’a tevekkül, kulun emrolunduğu şeyleri yerine getirip, yasaklandığı şeylerden sakınmakla beraber, işlerin neticesini Allah’a bırakmak ve bu konuda Allah’a güvenmektir. Tevekkül, kalbin bağlandığı sahte ilahları kalpten kovmanın yegâne yoludur. Dolayısıyla sahih bir tevekkül yerine gelmeden sahih bir tevhide de ulaşılamaz.

Allah’ın öfkelendiği bir konuda kim olursa olsun, ne kadar yakının olursa olsun, insanların memnuyiyetini aramak kalpte yer etmiş, kovulması gereken bir ilahtır. Yine Allah’ın emrettiği bir konuda kim olursa olsun, insanların öfkesinden çekinerek o emri terk etmek, kalpte yer etmiş, kovulması gereken bir ilahtır.

Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiç bir kavmin, Allah’a ve rasûlüne muhalefet eden kimselere, babaları, oğulları, kardeşleri veya aşiretleri olsa bile sevgi beslediklerini göremezsin.” (Mucadele 22)

Aişe radiyallahu anha’dan: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim insanların öfkelenmelerine rağmen Allah’ı razı ederse Allah insanlara karşı ona yeter. Kim de insanları memnun etmek için Allah’ı öfkelendirirse, Allah onu o insanlara bırakır.”[1]

Şakik el-Belhî rahimehullah şöyle demiştir: “Sabahladığın zaman dikkat et, gayen insanların rızası veya öfkesi olmasın! Korkun ancak işlemiş olduğun günahlar hakkında olsun ki başka günahlar işlemeye cüret etme! Hazırlığın ancak ölüm için olsun. Ölüm için hazırlıklı olursan dünya sana güzel kılınsa bile ona rağbet etmezsin.”[2]

Allah’ın emrini yerine getirme veya yasağından sakınma konusunda şeytanlaşmış liderlerin, dünyada yetki, güç ve imkan sahibi mahlukların korkusu, o emri yerine getirmene veya yasaktan sakınmana mani oluyorsa, böyle bir korku, kalbinden kovman gereken bir sahte ilahtır!

Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: “İşte o şeytandır ki ancak kendi velilerini korkutur; eğer mü’min iseniz onlardan korkmayın, benden korkun!” (Al-i İmran 175)

Şakik b. İbrahim el-Belhî rahimehullah dedi ki: “Korkulu bir gecede çıktık ve bir çalılığa uğradık. Orada bir adam uyuyordu. Atının bağı da başının yanındaydı. Onu uyandırdık ve ona: “Böyle bir yerde mi uyuyorsun?” dedik. Adam başını kaldırdı ve dedi ki:

“Arşın sahibinin benim kendisinden başka bir şeyden korktuğumu bilmesinden hayâ ederim.” Sonra başını koydu ve uyudu.”[3]

Allah’a isyan edenlere dünyada nasip edilen imkânlar, onların ahirette hiçbir nasibi kalmaması içindir. Bu imkânlara göz dikip bâtıl ehlinin yollarına heves etmen kalbinde yer etmiş, kovman gereken bâtıl bir ilahtır.

Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: “Küfürde koşanlar seni üzmesin; çünkü onlar Allah’a hiçbir şeyle zarar veremezler. Allah ahirette onlara hiçbir nasip vermemeyi diliyor. Doğrusu onlar için çok büyük bir azap vardır.” (Al-i İmran 176)

Allah’a ve rasulüne muhalefet etmekle dünyada sahip olduğun ve seni Allah’ın yolunda samimiyetle girmekten alıkoyan her konfor, her imkân, her makam, her dostlar, kalbinden söküp çıkarman gereken bâtıl ilahlardır.

Humeyd b. Hilal rahimehullah’tan: “Ebu Katade ve Ebu’d-Dehmâ radiyallahu anhuma dediler ki: “Bedevilerden bir adama gittik. Bedevî dedi ki: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem elimi tuttu ve Allah Tebarek ve Teâlâ’nın kendisine öğrettiği şeylerden bana öğretmeye başladı. O’ndan ezberlediklerim arasında şu da vardı:

“Muhakkak ki sen Allah Azze ve Celle’den sakınarak bir şeyi terk ettiğinde mutlaka Allah sana ondan daha hayırlısını verir.”[4]

Sahip olduğun her şey, seni yaratan Allah’a aittir ve O’nun sana emanetidir. Allah’a karşı rablik yarışına girişip de “Dilediğimi yaparım, kimse karışamaz” gibi düşüncelerin, kalbinden derhal kovman gereken bâtıl bir ilahtır.

“Hevâsını kendisine ilah edinen kimseyi gördün mü?” (Furkan 43)

“Ona: “Allah’tan kork!” denildiğinde de gururu kendisini günaha sürükler. Artık ona cehennem yeter. Ne kötü bir yatak!” (Bakara 206)

Sana ait olmayan, emanetçisi olduğun şeyler hakkında, emanetin sahibinin sana emrettiği şey hakkında “zarara uğramak” korkusu taşıyorsan, kendini bu nimetlerin emanetçisi değil, sahibi/rabbi olduğun zannına kapıldığının göstergesidir.  Sahip olduğun herşeyin, yani emanetlerin sahibi sana emrediyor, seni yasaklıyor! Sen ise malım gider, evladım gider, canıma ziyan gelir demeye devam ediyorsun! Allah, mülkün gerçek sahibini hatırlayıp itiraf edenleri müjdeliyor!

Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: “And olsun ki sizi biraz korku, açlık ve mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele! Onlar ki, kendilerine bir musibet eriştiği zaman “Muhakkak biz Allah’a âidiz ve muhakkak O’na dönücüleriz!” derler.” (Bakara 155-156)

Allah’a itaat etmek için önce rızkının ve nimetlerin sana ulaşmasını şart koşman, kalbinde yer etmiş batıl bir ilahtır, derhal bu bâtılı kalbinden uzaklaştır.

Allah Azze ve Celle, kendisine isyan ve küfran içinde olanların dahi rızıklarına kefil olmuşken, bu konuda Allah’a karşı tereddütler içinde olman, iman iddian ile bağdaşır mı?

“Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın.” (Hud 6)

“Gerçek şu ki, sizin Allah’tan başka ibadet ettikleriniz, size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah’ın katında arayın, O’na ibadet edin ve O’na şükredin. Yalnız O’na döndürüleceksiniz.” (Ankebut 17)

Şuayb b. Harb rahimehullah şöyle demiştir: “Bir adam Uveys el-Karanî rahimehullah’a: “Geçim nereden sağlanır?” dedi. O da dedi ki: “Ona şöyle söyle: “Biz bu kalplere şüphe girdiği zaman öğüdün fayda vermeyeceğini kabul ederiz.”[5]

Dünyada Allah’a kulluk yolunda olmak, sabredilmesi gereken işlerle karşılaşmayı, imtihanlara uğramayı gerektirir. Allah’ın yardımı da ancak sabredenlere ve kullukta sebat edenleredir:

“Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile yardım isteyin. Muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 153)

İşte Allah’ın yardımına mazhar olmanın yolu olan bu sabır, yalnız Allah’a tevekkül ile bir bağlıdır:

Bekr b. Abdillah el-Muzenî rahimehullah dedi ki: “İbrahim aleyhi's-selâm ateşe atıldığı zaman bütün mahlûkat rableri Azze ve Celle’ye sığınıp dediler ki: “Ey rab! Halilin ateşe atılıyor. Bize izin ver ateşini söndürelim.” Allah Tebarek ve Teâlâ buyurdu ki:

“O benim halîlimdir. Yeryüzünde ondan başka halîlim yoktur ve ben onun rabbiyim. Onun benden başka rabbi yoktur. Eğer sizden yardım isterse ona yardım edin. Aksi halde onu bırakın.” Bunun üzerine yağmur meleği geldi ve dedi ki: “Ey rab! Halilin ateşe atılıyor. Bana izin ver o ateşi yağmurla söndüreyim.” Allah Azze ve Celle buyurdu ki:

“O benim halilimdir. Yeryüzünde ondan başka halilim yoktur. Ben onun rabbiyim, onun da benden başka rabbi yoktur. Eğer senden yardım isterse ona yardım et, aksi halde onu bırak.” İbrahim aleyhi's-selâm ateşe atıldığı zaman rabbi Azze ve Celle’ye dua etti. – ravi Ebu Hilal bu duanın sözlerini unuttu – Bunun üzerine Allah Azze ve Celle buyurdu ki:

“Ey ateş! İbrahim’e serin ve selamet ol.” (Enbiya 69) Bunun üzerine doğu ve batı ehline ateş o gün serinledi, bir şey pişiremediler.”[6]

Ebu Yusuf Ya’kub b. İshak (İbn Buhtân) rahimehullah dedi ki: “Ahmed b. Hanbel rahimehullah’a tevekkül hakkında sorulunca şöyle dediğini işittim:

“Tevekkül beklenti içinde olmamak ve halktan ümidi kesmektir.” Dedim ki: “Bunun delili nedir?” Şöyle dedi:

“el-Halîl İbrahim aleyhi's-selâm mancınığa konulup ateşe atılacağı zaman Cibril aleyhi's-selâm ona göründü ve dedi ki: “Ey İbrahim! Bir ihtiyacın var mı?” O da: “Sana ihtiyacım yok” dedi. Cibril: “Kime ihtiyacın varsa ondan iste” dedi. İbrahim aleyhi's-selâm dedi ki: “İki şeyden O’na sevimli olanı benim için de sevimlidir.”[7]

Allah’ı mahlukâtına şikâyete kalkışma! Bilakis Allah ile bağlarını güçlendir, Allah’ın dostu ol ki, O da senin dostun olsun:

Muhammed b. Hammad b. Mubarek rahimehullah’tan: “Bir adam Ma’ruf el-Kerhî rahimehullah’a: “Bana tavsiyede bulun” deyince, şöyle demiştir:

“Allah’a tevekkül et ki arkadaşın, dostun ve şikâyet edeceğin yer O olsun. Ölümü hatırlamayı artır ki ondan başka arkadaşın olmasın. Bil ki başına gelen derdin şifası onu gizlemektir. Muhakkak ki insanlar sana ne fayda ne de zarar verebilirler. Onlar sana bir şey veremedikleri gibi, senden bir şeyi de engelleyemezler.”[8]

Bu anlatılanları zaten biliyorsun, fakat imanın gereklerini ortaya koymanın yeri bu dünyadır! Fırsat elden kaçmadan Allah’a kulluğunu ispatla ve kendini O’na teslim et! Sahip kılındığın şeyler zaten aslında senin değildir! Şu halde korkup çekineceğin bir şey yoktur! Gerçek hayat ahiret hayatıdır!  Dünya imtihanlarından kaçıp durmakla ahirette saadete ulaşamazsın! Bilakis şeytanın vesvese olarak önüne yığdığı endişe ve tasalarını bir kenara atıp, imtihanlarla yüzleştğin ve Allah’a kulluğunu itiraf ettiğinde, Allah’ın dünyada da sana kurtuluş hayır kapılarını açtığına şahit olacaksın!

Tagutu (şeytanı) yalanla ve Allah’a iman et, vesveseleri terk et ve Allah’a tevekkül et ki şifa bulmaz sandığın hastalıklar zâil olsun, yakar zannettiğin ateşler serin ve selamet olsun, yıkar zannettiğin musibetler elinle siliverdiğin örümcek ağlarından ibaret kalsın, küser zannettiğin yakınların bir müddet sonra hakikatleri görmüş olarak seni kucaklasın, dininde sebatından dolayı senin ölmeni arzulayanlar vesilenle hayat bulsun…

“Şüphesiz Allah, mü’minlerden canlarını ve mallarını onlara cenneti vermek karşılığında satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşır, öldürür ve öldürülürler. Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da yerine getirmeyi taahhüt ettiği hak bir vâaddir. Allah’tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? O halde yapmış olduğunuz bu alış verişe sevinin. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.” (Tevbe 111)



[1] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Ebu Bekr Muhammed b. Halef Vekî Ahbaru Kudat (1/38) İbn Hibbân (1/511) İshak b. Rahuye (1175) Tirmizî İlel (394) Begavi Şerhu’s-Sunne (4214) İbnu’l-Ca’d Musned (1593) Abd b. Humeyd (1522) Kudai (501) Beyhakî Zühd (902) Beyhakî el-Esma ve’s-Sifat (1059) Ziyau’l-Makdisi el-Munteka Min Mesmuati Merv (522) İbn Hacer Emaliyu’l-Mutlaka (s.119) el-Elbani es-Sahiha (2311)

[2] Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (7/69)

[3] Hennad Zühd (539) İbnu’l-Mubarek Zühd (982) Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (4/101) İbn Ebi'd-Dunyâ Evliya (82) Beyhakî Şuab (1/540)

[4] Buhârî ve Muslim'in şartlarına göre sahih. Ebu Ubeyd el-Kasım b. Sellam el-Huteb ve’l-Mevaiz (7) Ahmed (5/78, 79, 363) Veki Zühd (2/635) İbnu’l-Mubarek Zühd (1168) Haris b. Ebi Usame Musned (1101) el-Esbehani et-Tergib (705) Kudai Musnedu’ş-Şihab (1135) Beyhakî (5/335) Beyhakî el-Adab (1011) Mizzi Tehzibu’l-Kemal (23/570) Mukbil b. Hadi Sahihu’l-Musned (1489)

* İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan sahih. Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (2/196) Ebu Bekr ez-Zekvani Emali (el yazma no: 146) Ebu Tahir es-Silefi Tuyuriyyat (971) İbn Asakir Tarih (10/374, 52/153) Deylemi (6206)

* Ubey b. Ka’b radıyallahu anh’den: Hasen. Ebû Dâvûd Zühd (201) İbnu’l-Mubarek Zühd (36) Şecerî Emali (2468) Dineveri Mucalese (2583) el-Esbehani et-Tergib ve’t-Terhib (715) İbn Ebi’d-Dunya Kitabu’l-İlm (42) isnadında Muslim b. Şeddad vardır. Onun hakkında İbn Hibban ve el-İcli sika demişlerdir.

[5] Hallal el-Has Ale’t-Ticara (126)

[6] Ahmed Zühd () Ebû Nuaym Hilyetu'l-Evliyâ (1/19) Yahya b. Sellam Tefsir (1/324, 2/837) İbn Kudame er-Rikkat ve’l-Buka (164) Abdulgani el-Makdisi et-Tevekkül (3)

[7] İbn Asakir Tarih (5/308) İbn Ebi Ya’lâ Tabakatu’l-Hanabile (1/416) İbn Abdilhadi Merakiyu’l-Cinan (772) İbnu’l-Cevzi Menakibu’l-İmam Ahmed (s.272) İbn Kesir el-Bidaye ve’n-Nihaye (10/362) İbn Receb Nuru’l-İktibas (s.150)

[8] Hatib el-Bağdadi ez-Zuhd ve’r-Rakaik (49)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)