Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı

Pazartesi
Saat 20:00 Sahih Tefsir Şerhi (Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)

Çarşamba
Saat 20:00 ez-Zeberced Şerhi (Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)
Saat 21:30 Hadis Usulü 1. Seviye (Mustalah İlmi - Muderris: Ebu Leylâ)

Cumartesi
Saat: 19:00 Hadis Usulü 4. Seviye (İlmi Meseleleri Tahkikte Hadis Ehlinin Menheci)
Saat: 20:30 el-Albaniyyât Şerhi


10 Mart 2017 Cuma

Çağın Yeni Putları - 7 -

Putların Yedincisi: Siyasî Partiler
Bu partiler çirkin bir bidattir ve emperyalizmin sonuçlarından biridir. Emperyalistler, tek ümmetin çocukları arasını ayırmak, tek vatanın çocuklarını gruplara ayırmak için bunu çıkarmışlardır.
Her bir partiyi tanımlayan bir programı, bayrağı ve temsilcileri vardır. Bu partilerden Komunist olanı, Marx’çı olanı, Milliyetçi olanı, Liberal Laik olanı vardır.
 Bu partilerin acı sonuçlarını insanların bölünmesi olarak görmekteyiz. Dergilerde, gazetelerde, televizyon kanallarında particilerin birbirlerini ithamlarına şahit olunmaktadır. Bu partilerden herhangi birine üye olmak dinin asla onaylamadığı bir bid’attir.
Şüphe yok ki bu kimselerin peşinden gidenler, hayatlarını, nefislerini, mallarını partilerinin yolunda kurban ederler. Dünya karşılığında ahiretlerini satarlar. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
وَمَنْ قُتِلَ تَحْتَ رَايَةٍ عِمِّيَّةٍ، يَغْضَبُ لِلْعَصَبَةِ، وَيَنْصُرُ الْعَصَبَةَ، أَوْ يَدْعُو إِلَى عَصَبَةٍ فَقِتْلَةٌ جَاهِلِيَّةٌ
Kim kör bir bayrağın altında savaşır, asabiyeti (taassupta bulunduğu grup) için öfkelenir, asabiyeti desteklemek için savaşır veya asabiyete çağırırken öldürülürse cahiliye üzere öldürülmüş olur.”[1]
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e cesurluk, hamiyyet ve riya için savaşanlardan hangisinin Allah yolunda olduğu sorulunca şöyle buyurmuştur:
مَنْ قَاتَلَ لِتَكُونَ كَلِمَةُ اللَّهِ هِيَ العُلْيَا، فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ
Kim Allah’ın kelimesinin yüce olması için savaşırsa Allah Azze ve Celle’nin yolunda olan odur.”[2]
İslam sancağı yerine, altında toplanmak için birçok sancaklar yükselmiştir. Her bir grup kendi elindekiyle övünür, sevinir. Din ise bu partileri tanımaz. Bize emredilen şey, bir tehlikeye muhatap olduğumuz zaman birbirimize destek olup yardımlaşmamız, ümmetlerin ve fertlerin onsuz olamayacağı dinimizi savunmak için, tek bir kişinin kalkışı gibi kalkmamızdır.
Şeyh Muhammed el-İmam’a: “Siyasi partilere üye olmak caiz midir?” diye sorulunca şöyle cevap vermiştir:
“Siyasi partiler laikliğin gruplarıdır. Laiklik; dinsizliktir. Yani Allah’ın hak dinini din edinmemektir. Hatta laiklik, Allah katından indirilmiş ve değişikliğe uğramamış dini dahi kabul etmez. Laiklik, mesela batıda tahrif edilmiş ve değiştirilmiş Tevrat ve İncil’i de kabul etmez. Kendi iddialarına göre Musa ve İsa aleyhime's-selâmdan kaldığını ileri sürdükleri Yahudilik ve Hristiyanlığı da kabul etmez. Bu, Allah Azze ve Celle’nin katından bir din indiğine iman etmemektir.
Sonra Müslümanlar arasında laiklik yayıldı. Şu kaidelerini ortaya koydular: “Din Allah içindir, vatan herkes içindir.” Yine: “Din kul ile rabbi arasındadır” kaidesini yaydılar. Yani namaz, oruç ibadet edenin ibadetidir. Ama hükümler, ahlak, muameleler, siyasi ve iktisadi meselelere gelince bunlarda insanların hükmüne müracaat edilmesi ve insanların kanun koyması görüşündedirler! Bu konularda İslam dininin hükmünü kabul etmezler.  Müslümanların arasında bu laiklik/dinsizlik çoğaldı. Bu, batılı devletlerin laikler için seçtiği laiklik olup Müslümanlar arasında da bulunmaktadır.
Bütün bunlara göre; partiler, laik partiler ile bidat ve sapıklık içeren partiler arasındadır. Bu partilere girmek dinen caiz değildir. Bilakis bu haram, hatta haramların en büyüklerindendir. Zira bunda günahta yardımlaşmak, sapıklık üzere düşmanlık ve haddi aşma vardır. Özellikle siyasi partiler, ister seçim yoluyla gelip barış devrimi denilen, demokrasi kanunlarıyla amel eden demokratik devrim partileri olsun, isterse askeri devrimle gelenler olsun fark etmez.
Yine bu partiler iki şeyi bir arada barındırır. Siyasi partiler fitnelerin ve sapıklıkların kaynağıdır. Müslümanları fazlasıyla parçalamakta ve zayıflatmaktadır. Düşmanlar için Müslümanlara karşı gedikler açmaktadır. Daha bunun gibi Müslümanlara zararlı olan birçok meseleleri vardır. Hareket ve kuvvet ancak Allah’tandır. Allah’a ve ahiret gününe iman eden için partilere girmek caiz değildir. Bilakis Müslümanlara farz olan, tek grup olan Allah’ın seçtiği Allah’ın grubu olmaları, tek ümmet olmalarıdır ki, o da salih selefin ve onlara güzellikle uyanların üzerinde bulundukları nübüvvet menhecine tabi olan İslam ümmetidir.  Allah en iyi bilendir."[3]
- inşallah yazı devam edecek -

[1] Sahih. Ahmed (2/296) Muslim (1848) İshak b. Rahuye (145) Ebu Avane (4/421) Beyhaki (8/156) İbn Hibban (10/442) İbn Mace (3948) Nesâî Sunenu'l-Kubrâ (3579)
[2] Sahih. Buhârî (123) Muslim (1904)
[3] Fetva tarihi: 02 Cemadiyessani 1433 Link: http://www.sh-emam.com/show_fatawa.php?id=424

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)