Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



10 Aralık 2012 Pazartesi

Forum Sayfalarında Ahlak Tahrifi

“Çocuklarımızı küfür rejimlerine yem etmeyelim” başlıklı yazımdan sonra çoğunlukla harici fikrini ve taklitçiliği savunan, meseleleri araştırmadan boşboğazlık yapmayı kendilerine caiz gördüklerinden bol bol iftiraya düşen kimselerin yazılarıyla doldurdukları İslam.tr adlı forum sitesinde bu yazı paylaşılmış ve ahlak dersi (!) verilmiş

Cevaba geçmeden önce belirteyim ki, bu yazı takımı, “Miskinlerin Aynası” başlığıyla yayınladığım yazıdan hiç ibret çıkarmamış, gözünü yumup kaleme sarılarak içerisinde bulundukları batıl akide ve sapık menhecin hezimetini bu aynada görmelerinden meydana gelen öfke faturasını benim üzerime kesmeye kalkışmışlardır
 Cevaplarım
1- Umumi cevap: Okul konusundaki akidemiz bu forum yazarlarından çok farklıdır. Ankara’da yalancılıkta marka haline gelmiş olan Temel Alıcı’nın iddiasının aksine, ben çocuklarını okula gönderenlerin kafir olduklarını söylemiyorum. Zikrettiğim şeyler ise okullarda mevcut bulunan küfür ve şirk tehlikeleridir, veliler bunlarla mücadele etmek zorundadırlar. Dolayısıyla forum yazarları gibi “çocukları okula gönderilmesinin küfür” olduğunu değil, “okullarda küfür, şirk ve fısk” unsurlarının olduğunu söylüyorum.
2- Küresel Kitap nikiyle şöyle yazılmış: “Bu Çubukabadlı arkadaş çok fazla çubuk çekmiş olmalı ki okullar hakkında yazdıgı bu güzel yazısını bir cümleyle batırmış: Fen bilgisi derslerinde dünyanın yuvarlak olduğu, döndüğü, güneşin sabit olduğu gibi batıl ve çağdışı bilgiler dayatılmaktadır. Din derslerinde ve imam hatip okullarında maturidilik, eşarilik, hanefilik, malikilik, hanbelilik, şafiilik gibi sapık mezhepler hak mezhep gibi takdim edilmekte...
Küresel Kitap nikli şahsa cevabım: “Aynı akidede olmadığımız halde bu yazının okullar aleyhinde olan kısmını beğenmeniz hevanızdan kaynaklıdır. Zira asıl siz yazınızın devamında dünyanın döndüğü ve güneşin sabit olduğu şeklindeki batıl akideye karşı çıkışımıza itiraz etmekle ve taklidi savunmakla batırmışsınız.
Allah’ın indirdikleri zorunuza gittiği ve böyle âmiyane şekilde hakkı reddettiğiniz müddetçe sizler pislik yöneticilerin zulmüne ve okulların şerrine müstehaksınız. Maalesef!
Dünya ve Kubbesi kitabımda kevnî meselelerde bir müslümanın nasıl bir itikada sahip olması gerektiğini, kafir felsefecilerin sözlerini Allah’ın ve rasulünün sözleri önüne geçirmenin tehlikesini anlatmış bulunuyorum.
Taklide ve mezhepler hakkındaki sözüme gelince, “Hanefilik, şafiilik, hanbelilik ve malikilik” gibi mezheplerin sapıklık olduğunu söylemem, Allahın kitabındaki sözünü ikrar etmemden ibarettir. Malum olduğu üzere hak; Allah’ın, rasulüyle gönderdikleridir. Hakkın dışında ise sapıklıktan başkası yoktur:
Hakkın dışında ise, sadece sapıklık vardır. O halde nasıl yüz çeviriyorsunuz?” (Yunus 32)
Herhalde sizler mezheplerin Rabbimizden indirildiğini iddia edecek değilsiniz:
Rabbınızdan size indirilene uyun; O'nun dışındakileri dostlar edinip de onlara uymayın” (A’raf 3)
3- Yusuf nikli bir diğeri: “zira mezhebi ZAHIRI ...
Yusuf nikli şahsa cevap: Benim mezhebim hadis ehlinin mezhebidir. Bu mezhebe düşmanları tarafından “zahirilik” denildiği de olmuştur. Ancak İbn Hazm’a veya “vahhabilik” gibi muayyen bir şahsa nispet edilen her mezhepten uzağım.
4- İslam For Ever şöyle yazmış: “Ebu muaz'ın benzer keskin görüşleride mevcut, ama ne yazık ki... Dediğiniz gibi nefse dönük fetvalardan Allah'a sığınırız. Dediğiniz ses kaydı duruyorsa buraya eklerseniz hepimiz için çok iyi olur.
 Okul meselesinin küfrünü göremeyenlere Allah hidayet nasip etsin. Malesef keskin ve gevşek görüşlerin gölgesi altında okullarda işlenen küfürleri, doğru dürüst konuşamıyoruz. Dünyanın düz olması ve dönmesi konusu tamamen muhalefetten ibarettir.
İslam For Ever nikli arkadaşa cevap: “Dünyanın dönmediği” akidesi her müslümanın kabul etmek zorunda olduğu bir akidedir. Zira Kur’an ve sünnet bunu gerektirir. Evet bu bizim, batıl ehli olan herkese muhalafetimizdir ve hak, batıla karşı keskindir.
5- Ömer b. Abdulaziz nikli: “İbn Kesir gibi alimler bazı naslara dayanarak kendi zamanların dünyanın düz olduğunu söylemişlerdir. Aslında bunun sebebi o zamanlar dünyanın döndüğünü Dehriler'in söylemesidir. Onlara muhalefet etmek için o dönemin alimleri dediğim gibi bazı naslara, misalen "biz yeri de döşek kıldık.." ayetlerine dayanarak dünyanın düz olduğunu söylemişler ki dünyanın yuvarlarlak olduğuna delalet eden ayet ve hadislerde mevcutur.  Ebu Muaz'a gelince meşhur bir söz vardır "halef turaf" muhalefet et meşhur ol. Bu adamın tek derdi bu. Sitesini inceleyenler bunu daha rahat bir şekilde görebilirler. Dünyanın düz olması meselesi de İbn baz gibilerin mezhebidir. Suudi Kralların yahudi ve hristiyanlarla dost olup Müslümanların canını malını heder etmesi, mücahitleri alçakça şehid etmeleri, Allah'ın şeriatını değiştirmeleri mesele değil ama dünyanın düz veya yuvarlak olduğunu söylemek çok ehemmiyetli bir mesele bunlara göre ki ibn baz başkanlığında Duud'un fetva kurumu Lecnetu'd daime "Kim dünya düzdür derse kafirdir tevbeye davet edilir tevbe etmezse mürted olarak öldürülür" diye fetva vermiştir. Okul meselesine gelince, ben hiçbir Müslümanın bu konuda duyarsız olabileceğini, okullarda çocuklara işlettirilen küfür ve şirkleri görmemezlikten gelebileceğine inanmıyorum. İşin ilginç tarafı da bu okullara küfrün okulları diyen bu insanlar, her gün şeriata muhalif kanun yapan, bu okulları kuran ve finansa eden, insanları vahyin nurundan koparıp şirkin karanlıklarına çekmeye çalışan bu tağut devlet başkanlarının da Müslüman olduğunu iddia ederler. Hatta onları tekfir edenlere de "asrın haricileri" diyorlar.  Geçen gün bir ses kaydını dinledim sigara helaldir diyor. Biri soruyor :"Hocam peki insanları bundan sakındırmazmısınız" diyor ki Ebu Muaz:"Hayır belkide teşvik ederim, için derim" sonra öğrendim ki sigara kullanıyormuş. Dini hevasına uydurana, Allah'ın şeriatını kendine oyuncak yapana yazıklar olsun..
Ömer b. abdilaziz nikli tekrar şöyle yazmış: “Bahsettiğim ses kaydı kendi sitesinde mevcut. Ben şimdi onu paylaşıp şerre aracılık yapmak istemiyorum. Çünkü konu tekfir meselesiyle alakalı. Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenlerin kafir olmadığı, bununda küfür olmadığından bahsediyor. Ses kaydının bir yerinde de sigara konusu geçiyor. Ayrıca mezhebler konusunda da muhalefet etme derdinde. Kendince selef'in yolundan gidiyor ve mezheblerin görüşlerini takmadan kendi içtihad ediyor. Yine kendi sitesinde cevap verdiği bir soruda diyor du ki:"Bize göre delil olmadığı sürece İmam Ahmed'in söylediğiyle Coni'nin söylediği aynıdır" Ahlaksızlıkta bunların üzerine bir kimseyi görmedim de duymadım da. Bunu mecnun sufiler bile söylemez. Bazıları bu adama zahiri mezhebinden demişler. Bunların ki zahirilik değil İslam'ı tahrif etmektir. Delilleri anlamadan fıkh etmeden kendilerine kalkan yapmaktan başka yaptıkları birşey yok. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) "Şu iki haslet münafıklarda bulunmaz. Güzel ahlak ve dinde anlayış sahibi olmak" buyururken ne kadar da doğru söylemiş.
Ömer b Abdilaziz nikli şahsa cevap: “dünyanın yuvarlak olduğuna delalet eden ayet ve hadislerde mevcutur” demişsin. Bu kadar felsefe yapacağına hangi ayet yahut hangi hadis dünyanın yuvarlak olduğuna delalet ediyormuş, onu yazsaydın belki beni de ikna edebilirdin. Şöyle diyorsun: “Ebu Muaz'a gelince meşhur bir söz vardır "halef turaf" muhalefet et meşhur ol. Bu adamın tek derdi bu. Sitesini inceleyenler bunu daha rahat bir şekilde görebilirler.” Bir yığın batıl işleyen sapıklara muhalefet ediyorum doğru. Bunun arkasındaki gaye hakkında nefsimle mücadelemi de bana bırak istersen. Ya da zanda bulunmaya devam et sen bilirsin. Lakin senin Kur’an ve sünnete muhalefetinin hesabını vermeye hazırlanman gerekir. Yoksa benim, senin yaptığın gibi zanda bulunarak: “Meşhur olmak için hakka muhalefet ediyor” yahut “Zanna tabi olan insanlar kalabalığı ile karşı karşıya gelme ödlekliğinden dolayı kaçıyor” gibi zanlarda bulunmaya hakkım yoktur. İbn Teymiyye gibi kimseden çekinmeden hakkı söyleyen imamlar hakkında söylenen “Hâlif, tu’raf” sözünü bana da giydirmelerinden hiç rahatsız olmuyorum.
Sonra iftira atarak şöyle diyorsun: “Dünyanın düz olması meselesi de İbn baz gibilerin mezhebidir. Suudi Kralların yahudi ve hristiyanlarla dost olup Müslümanların canını malını heder etmesi, mücahitleri alçakça şehid etmeleri, Allah'ın şeriatını değiştirmeleri mesele değil ama dünyanın düz veya yuvarlak olduğunu söylemek çok ehemmiyetli bir mesele bunlara göre ki ibn baz başkanlığında Duud'un fetva kurumu Lecnetu'd daime "Kim dünya düzdür derse kafirdir tevbeye davet edilir tevbe etmezse mürted olarak öldürülür" diye fetva vermiştir.”
İbn Baz hiçbir yerde dünyanın düz olduğunu söylememiştir. Hatta bunun aksini söylemiştir. Dünya ve Kubbesi adlı kitabımı okusaydın, Dünyanın döndüğü meselesini Kuran ve sünnet naslarının kesin olarak reddettiğini, dünyanın düz olması meselesi hakkında ise ihtilaf olduğunu anlardın. Batıl ve asparagasa düşkünlüğün sebebiyle Lecnetu’d-Daime’ye de başka bir iftira atıyorsun. “Kim dünya düzdür derse kafirdir” (doğrusu "Kim dünya yuvarlaktır derse..." demek istiyor) şeklinde bir fetva hiçbir müslümandan sadır olmamıştır. Ehli sünnetin düşmanlarının attıkları bu iftira üzerine konmak size yakışıyor mu? His ve hevaların bu kadar esiri olmuşken, hangi meseleye sağlıklı bakabilirsin ki?
Sonra şöyle demişsin: “İşin ilginç tarafı da bu okullara küfrün okulları diyen bu insanlar, her gün şeriata muhalif kanun yapan, bu okulları kuran ve finansa eden, insanları vahyin nurundan koparıp şirkin karanlıklarına çekmeye çalışan bu tağut devlet başkanlarının da Müslüman olduğunu iddia ederler. Hatta onları tekfir edenlere de "asrın haricileri" diyorlar.”
Sana kim harici demişse isabet etmiş. Zira şu cümlelerinde kınadığın şey, Ehl-i Sünnetin menhecidir. Ehli sünnet fiil ile faili ayırır, muayyen şahısların tekfir edilmesi ve onlara huccet ikamesinin ulaşıp ulaşmadığı hükmünü ehline verir, içtihada ehil olmayan kimselerin, kendilerini islama nispet edenleri tekfir etmeye kalkışmasına şiddetle karşı çıkar. Halbuki sen taklitçi ve mezhepçi bir cahil olduğun halde “Bana ne, ben de birilerini tekfir ederim” diyorsun.
Sonra şöyle demişsin: “Geçen gün bir ses kaydını dinledim sigara helaldir diyor. Biri soruyor :"Hocam peki insanları bundan sakındırmazmısınız" diyor ki Ebu Muaz:"Hayır belkide teşvik ederim, için derim" sonra öğrendim ki sigara kullanıyormuş. Dini hevasına uydurana, Allah'ın şeriatını kendine oyuncak yapana yazıklar olsun..”
Sigaranın helal değil de hakkında şeriat naslarının sükut ettiği bir mubah olduğunu söylüyorum ve sigara içen hiç kimseyi de bundan sakındırmıyorum. Kendim için istediğim hayrı başkaları için de istiyorum. Yani mubah bir şeyden dolayı sakındırılmayı ben istemem. Bu istemediğim şeyi başkaları için de istemem. –Allah ve rasulü dışında- Kim ne derse desin, sigaramı da zevkle tüttürüyor, ancak bundan haz etmeyenleri dumanıyla rahatsız etmemeye çalışıyorum. Buraya kadar mesele yok. Lakin “Dini hevama uydurduğumu” iddia etmene gelince, Kur’an ve sünnetten sigaranın hükmünün benim dediğim gibi olmadığını gösteren bir delil getir de ben sigaradan vaz geçeyim ve senin dinini hevana uydurmadığını bir göreyim! Zira kişinin bizzat hoşlanmadığı bir şeyi başkalarına haram kılması da hevadandır. Bu yüzden Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem insanların hevadan en uzak olanı idi. O, keler etinden tiksiniyor, fakat başkalarına yasaklamıyordu...
Gerçi benim dinim Kur’an ve sünnetten ibarettir. Hevamı da bu bu ikisine uydurma mücadelesi içerisindeyim. Şayet senin Kur’an ve sünnet dışında başka bir dinin var da, ona göre hüküm veriyorsan, “hevaya uyma” mefhumunda da birleşeyemeyeceğimiz muhakkak.
  Sonra şöyle demişsin: “Yine kendi sitesinde cevap verdiği bir soruda diyor du ki:"Bize göre delil olmadığı sürece İmam Ahmed'in söylediğiyle Coni'nin söylediği aynıdır" Ahlaksızlıkta bunların üzerine bir kimseyi görmedim de duymadım da. Bunu mecnun sufiler bile söylemez.”
Bu sözle benim ne kastettiğim belli: Dinde bağlayıcılık açısından delili olmadığı sürece İmam Ahmed veya başka bir müslüman ile bir kafirin sözü arasında fark yoktur. Yoksa sana göre fark mı var? Yoksa "coni rab edinilmeye layık değildir, lakin faziletlerinden dolayı İmam Ahmed rab edinilebilir yahut "İmam Ahmed, Allah'tan bir sultan olmaksızın din hakkında konuşabilir" mi demek istiyorsun? elbette seni sözünün lazımıyla itham edecek değilim, lakin benim karşı çıktığım şey işte budur! Evet bunu mecnun sufiler söylemez, mecnun taklitçiler de söyleyemez. Haliyle sen de söyleyemezsin, dudağın uçuklar. Ama ben, senin çekinmekte olduğun şeylerden çekinmediğimden hakkı söylerim. Ne zamandan beri hakkı söylemek ahlaksızlık oldu ve ne zamandan beri bir müslümanın sözünü delalet ettiği manadan uzaklara çarpıtarak batıl inançlarını bunun arkasına gizlemek ve öküz altında buzağı aramak “ahlak” oldu?
Demek siz, İbn Abbas radıyallahu anhuma: “Başımıza taş yağacak, ben size Allah rasulü diyorum, siz bana Ebu Bekir ve Ömer diyorsunuz” dediğinde hemen onu: “Şu ahlaksızlığa bak, Ebu Bekir ve Ömer’i takmıyor” diyecek bir zihniyettesiniz! Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in müjdelediği gariplik bu galiba.
Sonra şöyle demişsin: “Bazıları bu adama zahiri mezhebinden demişler. Bunların ki zahirilik değil İslam'ı tahrif etmektir. Delilleri anlamadan fıkh etmeden kendilerine kalkan yapmaktan başka yaptıkları birşey yok. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) "Şu iki haslet münafıklarda bulunmaz. Güzel ahlak ve dinde anlayış sahibi olmak" buyururken ne kadar da doğru söylemiş”
Benim hakkımda Kur’an ve sünnete muhalefet ettiğimi ispat edemeyen ehl-i sünnet düşmanları, takacak bir kulp bulamayınca mezheplere muhalefetime bir kılıf bulmak zorundaydılar ve “Zahiri mezhebinden” uydurmasını ortaya attılar. Allah rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’in sözünü aktarmanı da aynen naklediyorum. Ben bu hadisi okuyarak kendi nefsimi hesaba çekiyor ve münafıklardan olmamak için Allah’tan yardım istiyorum. İnşaallah sen de çuvaldızı kendine batırdıktan sonra bu iğnelemeyi yapıyorsundur.
6- Bunlardan sonra Muvahhid talebe nikli biri daha yazılanlardan gaza gelmiş olmalı ki cahilce bir söz etmiş, talebeliğine veriyorum. İlim talebi yolunda haricilik nedir, mürcielik nedir bunları öğrenmeye kendisini Allah’ın muvaffak kılmasını dilerim.
Bu yazılara cevap vermekteki amacım kendimi temize çekmek, yahut bana hakaret edenlere sırf intikam için misilleme yapmak değil, hesap gününde kendilerine cevap yazdığım ve muhtemelen beni tanımayan bu arkadaşların zor durumda kalmamalarıdır. Cevap vermediğim ve bizzat tanıdığım bazı kimseler var ki, onların hesabını ilahi huzura bıraktım.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)