Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 ez-Zeria Şerhi
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 el-Albaniyyât Şerhi
Saat 20:00 Sahih Tefsir Şerhi
(Dersler Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)
https://www.youtube.com/channel/UCC_Lmx060zjKmHNfEBTIbWw



4 Haziran 2014 Çarşamba

İlim Talebiyle İlgili Notlar

Âlimleri Takdis Etmeksizin Saygı Göstermek ve Taklid Etmeksizin Onlara Tabi Olmak:
İlim talebesinin âlimlere saygı göstermesi ve onları takdir etmesi gerekir. Âlimler ile başkaları arasındaki ihtilaf hususunda gönlünü geniş tutmalıdır. Onların itikatlarında hatalı bir yol tutanlara karşı, onlar için mazeret bulmalıdır. Bu nokta çok önemlidir. Çünkü bazı insanlar onlar hakkında layık olmadıkları şeyler edinebilmek için başkalarının hatalarını araştırıp takip ederler. İşittiklerini insanlara yayarlar. Bu en büyük hatalardandır. İnsanların avamının dahi gıybetini yapmak büyük günahlardan olduğuna göre, âlimin gıybetini yapmak daha büyüktür. Zira âlimin gıybetini yapmak sadece onun kendisine zarar vermekle sınırlı kalmaz, onun yüklendiği şer’î ilme de zarar verir. (İbn Useymin, Kitabu’l-İlm s.41)

* Burada önemli bir hususu ayırt etmek gerekir: İcmâ’a aykırı, bid’at görüşler izhar edenin ilim ehli tarafından reddedilmesi veya din adına insanları kasıtlı olarak saptıran, alenen fısk işleyen kimselerin yahut hadis rivayetine ve dinin nakline ehil olma liyakatini kaybetmiş kimselerin cerh edilmeleri dinde vacip olan hususlardandır ve bu haram olan gıybetin dışındadır.
Yine fıskını alenen işleyen ve yayan kimseden sakındırma ile insanların gizli kusurlarını araştırmak birbirinden farklı şeylerdir. Peygamberler dışında günahtan salim kalan kimse yoktur. Ancak büyük günahların açıktan işlenmesi ve açıkça işlenen münkere karşı çıkılmaması, üstüne üstlük münkeri açıktan işleyenlere karşı yağcılık yapılması dinde büyük bir suçtur.
Mü’minlerin emiri Ali b. Ebi Talib radıyallahu anh şöyle demiştir:

من حقّ العالم عليك إذا أتيته أن تسلِّم عليه خاصَّة، وعلى القوم عامّة، وتجلس قُدَّامه، ولا تشِر بيديك، ولا تغمِز بعينَيك، ولا تقُل: قال فلان خلافَ قولك، ولا تأخذ بثوبِه، ولا تُلحَّ عليه في السؤال، فإنّه بمنزلة النخلة المُرطبة التي لا يزال يسقط عليك منها شيء

“Âlimin senin üzerindeki haklarından bazıları şunlardır: Ona geldiğin zaman kendisine özel olarak selam vermen, halka ise genel olarak selam vermen, onun önüne oturman, ellerinle işaret etmemen, gözlerini kırparak ima yapmaman, ona: “Filan senin sözünün aksine şöyle diyor” dememen, onun elbisesinden çekiştirmemen, sorularla onu bunaltmaman. Zira o kendisinden sürekli olarak taze hurma düşen hurma dalı menzilesindedir.” (İbn Useymin, Kitabu’l-İlm s.28, Derim ki: rivayetin aslı Hatibu’l-Bağdadi’nin el-Cami adlı eserindedir.)

İhtilaflı Meselelerde Geniş Gönüllü Olmak:

İlim talibinin içtihattan kaynaklı ihtilaf meselelerinde geniş gönüllü olması gerekir. Zira alimler arasında içtihattan kaynaklanan ihtilaflar olması kaçınılmazdır. Bu konularda herkes muhalifini mazur görmelidir. Bazı meseleler de içtihada mecal olmayan (icma edilmiş hususlar gibi) meselelerdir. İşte bu meselelerde muhalif mazur görülmez. (Bkz.: İbn Abdilberr, Camiu Beyani’l-İlm, 1/580 no: 992)

Hocaya Karşı Edepli Olmak:

İlmin başlangıcında kitaplardan ilim alınmaz. Bilakis, ayak kaymalarından emin olmak için, ilim talebinin anahtarı olan güvenilir bir hoca olmak zorundadır. “İlme tek başına giren, tek başına çıkar” (Sehavi, el-Cevahir, 1/58)
Yani ilim talebine hocasız giren, ilimsiz çıkar. Zira ilim bir sanattır ve her sanat ustaya muhtaçtır. Öyleyse bu sanatı mahir öğreticisinden öğrenmelisin. (Bkz. Bekr Ebu Zeyd, Hilyetu Talibi’l-İlm)
Bu durumda hocaya karşı edepli olman gerekir. Zira bu; kurtuluş, başarı, ilim elde etme ve muvaffak olmanın adresidir. Hocan senin yanında saygı gören, takdir ve lütuf gören bir makamda bulunsun. Hocana karşı; oturmanda, onunla konuşmanda, güzel soru sormanda, dinlemende, onun önünde kitap açmanda hep edebi gözetmelisin. Onun önünde sözü uzatmayı ve tartışmayı terk etmen gerekir. Konuşurken veya yürürken önüne geçmemelisin. Sözünle de onun önüne geçme yahut onun yanında çok konuşma. Konuşmasına ve dersine müdahalede bulunarak kesme. Soruna cevap vermesi için ısrarcı olma. Özellikle topluluk önünde ona çok soru sormaktan uzak dur. Zira bu durum sende gurura, onda bıkkınlığa sebebiyet verir. Hocanın bir hatasını görürsen veya yanıldığını fark edersen onu gözünden düşürme. Zira bu onun ilminden mahrum olmana sebep olur. Hatadan salim olan kim var ki?” (Bkz.: Bekr Ebu Zeyd, Hilyetu Talibi’l-İlm)

Çirkin Bir Taklit:

Hocanın güzel ahlakını, değerli özelliklerini örnek almalısın. Fakat hocana olan sevgin konusunda şevke gelip de bizzat fark etmediğin, ama görenlerin fark ettikleri kötü duruma düşme! Hocanın sesini, ses tonunu, yürüyüşünü, hareketini ve duruşunu taklit etme! Zira o başka şeyler sebebiyle saygın bir hoca olmuştur, bu davranışlar hususunda ona tabi olma hevesine kapılma! (Bekr Ebu Zeyd, A.g.e.)

Dersteki Canlılığı Bitiren Sebepler:

Hocanın dersteki canlılığı, ders esnasında talebenin kulak verip anlaması, kendini derse vermesi, hislerinin hocası ile etkileşim içinde olması oranıncadır. Bu sebeple tembellik, gevşeklik, dayanıp oturmak, zihnin dağılması ve gevşemesi gibi davranışlarla hocanın ilminin kesilmesine vesile olmamalısın.
Zeyd b. Vehb’den: “Abdullah dedi ki: “Cemaat gözlerini sana diktikleri sürece tahdiste bulun. Ne zaman ki onlardan bir gevşeklik görürsen tahdisi bırak.” (Bekr Ebu Zeyd, a.g.e.)

Tevazu:

Ömer b. El-Hattab radıyallahu anh şöyle demiştir:

تعلّموا العلم، وتعلّموا له السكينةَ والوقار، وتواضعوا لمن تعلّمون، وليتواضع لكم من تعلِّمون، ولا تكونوا جبابرة العلماء، ولا يقوم علمكم مع جهلكم

İlmi öğrenin. İlim için sakinliği ve vakarı/ağırbaşlılığı da öğrenin. Kendisinden ilim öğrendiklerinize karşı tevazu gösterin. İlim öğrettiğiniz kimselere de tevazu gösterin. Zorba alimler olmayın. İlminizi cahilliğinizle beraber ikame etmeyin.” (Vekî, Zühd, 275)
İmam Malik, Harun Reşid’e şöyle demiştir:

إذا علمت علماً فليُرَ عليك أثره وسكينته وسمته ووقاره وحلمه

Bir ilim öğrendiğin zaman senin üzerinde eseri, sakinliği, simâsı, vakarı (ağır başlılığı) ve hilmi (yumuşaklığı) görünsün.” (Tezkiratu’s-Sami s.15-16)
İmam Şafii şöyle dedi:

لا يطلب أحد هذا العلم بالملك وعز النفس فيفلح، ولكن من طلبه بذلّ النفس وضيق العَيش وخدمة العلماء أفلح

“Krallık ve izzeti nefisle bu ilmi talep eden hiç kimse başaramaz. Lakin nefsini indirerek, geçim sıkıntısıyla ve alimlere hizmet ederek talep eden başarır.” (Tezkiratu’s-Sami s.15-16)
Uyanıkken rüya görmekten uzak dur. Bilmediğin şeyin bilgisine sahip olma ve beceremediğin konuda becerikli olduğun iddiası böyledir. Şayet böyle bir şey yaparsan ilmin önüne koyu bir örtü çekmiş olursun. Denilmiştir ki: “İlim üç karıştır. Birinci karışa giren kibre kapılır. İkinci karışa giren tevazu sahibi olur. Üçüncü karışa giren de bir şey bilmediğini anlar.” (Bekr Ebu Zeyd, Hilyetu Talibi’l-İlm)
Herhangi bir alimin yanılgısı ile karşılaştığında onun değerini düşürmek için hemen sevinme. Fakat sadece o meseleyi tashih etmek için sevin. Hatib şöyle demiştir: “Tasnif çalışması yapan kimse aklını bir tepside insanlara sunmuş demektir.” (Bekr Ebu Zeyd, A.g.e.)
Eser yazan her alimin, özellikle de çok eser verenlerin muhakkak hata ve yanlışları bulunur. Eksiklik bulmak amacıyla bu hususta sevinç duyan kimse, bu yola meyleden, bilmişlik taslayan, “yağmurdan kaçarken doluya tutulan” ukalâdan başkası değildir.” (er-Ragıb, Mecmau’l-Belaga)
Tabii ilim ve fazlının ummanına gark olunan imamdan vaki olan hata ve yanılgıya dikkat çekecektir. Fakat değerini azaltacak, gözden düşürecek bir hava estirmemelidir ki kendisi gibi olanlar gurura kapılmasın. (Bekr Ebu Zeyd, a.g.e.)

İlim Talebini Lekeleyen Şeyler:

Şeyh Bekr Ebu Zeyd rahimehullah, İlim talebesinin süsünü bozan, onu lekeleyen şeyleri şöylece zikretmiştir:
1- Sırrı ifşâ etmek. (gizlice söylenen veya işlenen şeyleri yaymak)
2- Bir topluluktan ötekine söz taşımak.
3- Kendini beğenmişlik ve gevezelik.
4- Çok şakalaşmak.
5- İki kişinin konuşması arasına girmek
6- Kin tutmak
7- Haset etmek
8- Kötü zanda bulunmak
9- Bid’atçilerle oturup kalkmak
10- Haramlara doğru adım atmak.
Bu ve benzeri günahlardan kaçın. Haram ve günah olan şeylerden ayağını kes. Böyle davranırsan ne a’lâ. Ama aksi halde bil ki sen, dindarlığı basit, oyuncu, gıybet eden, koğuculuk yapan birisin demektir…

Şüpheler hakkında:


Kalbin sünger gibi neyi bulursa alan cinsten olmasın. Şüphe çıkarmaktan, kendinde ve başkasında şüphe uyandırmaktan kaçınmalısın. Şüpheler çabuk sepici, kalpler de zayıftır. Şüpheleri en çok ortaya atanlar odun taşıyıcıları olan bid’atçiler ve sevdalılarıdır. (İbn Kayyım, Miftahu Dari’s-Seade s.153)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)