Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Sosyal Medyada “Ebu Muaz” Künyesini Kullananlar Hakkında Uyarı

Facebook, İnstagram, Twitter gibi sosyal medya programlarında “Ebu Muaz” künyesini kullanan veya “Darussunne” adıyla Facebook yayını yapa...

21 Mayıs 2018 Pazartesi

Hilal’in Görülmesi Bütün Ülkelerdeki Müslümanları Bağlar



Şeyh el-Elbani’ye şöyle soruldu: “Asya’lıların hilali görmeleriyle Afrika’lılar veya benzerleri de oruç tutabilir mi?

Cevap: Bu konuda asıl Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şu hadisidir:

صُومُوا لِرُؤْيَتِهِ وَأَفْطِرُوا لِرُؤْيَتِهِ

(Ramazan Hilal’ini) görünce oruç tutun, (Şevval Hilal’ini) görünce iftar edin[1]

Bu hitap, doğuda olsun, batıda olsun ümmetin tamamınadır. Lakin bu uygulama bugün kolay değildir. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bazı âlimlerin dedikleri gibi her bölgede ayrı rü’yet olduğunu söylememiştir. Bu âlimler bunu ancak kendi içtihatları olarak söylemişler ve bu Nebevi emri o günün şartlarına göre genel anlamda gerçekleştirmek istemişlerdir. Bugün ise bir anda dünyanın tamamında hilalin görüldüğünü ispat mümkündür. Nerede hilalin görüldüğü sabit olursa, bu bilginin kendilerine ulaştığı kimseler oruç tutarlar. Bu durum, bazı ülkelerde öncelik ve sonralık gibi birçok kargaşalara düşmekten hayırlıdır. Lakin hakikatte mesele İslami hükümetlerle alakalıdır. Bu hükümetlerin oruç vakitlerini birleyerek İslam toplumlarını bu kargaşaya düşmekten kurtarmaları gerekir.”[2]
Hesaba Göre Oruç Tutulan Devletlerde Çoğunluğa Uymak Gerekir mi?
Ramazan ayının tespitinde Astronomik hesaplara dayanmak icmaya aykırıdır. Bazı kimselerin Aişe radiyallahu anha’nın rivayet ettiği:

 الفِطْرُ يَوْمَ يُفْطِرُ النَّاسُ، وَالأَضْحَى يَوْمَ يُضَحِّي النَّاسُ

Ramazan bayramı, insanların bayram ettiği gündür. Kurban bayramı, insanların kurban kestiği gündür[3] hadisini delil getirmelerine gelince şöyle denilir:

Hadis bu lafızla zayıf olup, Ebu Hureyre radiyallahu anh’den gelen sahih rivayette şu lafızla rivayet etmiştir:

الصَّوْمُ يَوْمَ تَصُومُونَ، وَالفِطْرُ يَوْمَ تُفْطِرُونَ، وَالأَضْحَى يَوْمَ تُضَحُّونَ

Oruç, sizin oruç tuttuğunuz gündür, bayram da sizin bayram ettiğiniz gündür. Kurban bayramı günü de sizin kurban kestiğiniz gündür.[4]

Buna göre, ramazan ve bayram tayininde, sonrakilerin dayandığı astronomik hesaplara değil, sahabelerin üzerinde oldukları esasa bağlı kalmak emredilmektedir.

Hadis insanların fırkalara bölüneceğini ve nebevî uygulamaya muhalefet edeceklerini, bir topluluğun hesaba dayanarak amel edeceğini haber vermektedir. Bir taife de orucu ve arafat vakfelerini öne almayı şiar edinmişlerdir ki, onlar Bâtınîlerdir. Diğerleri ise nebevî uygulama üzerinde devam edecektir. Onlar, kıyamet gününe kadar hak üzere bulunmaya devam edecek olan fırkadır. Hadiste geçen “insanlar” ile kastedilen kimseler, sayıca az dahi olsalar, nebevî sünnet üzerinde sebat eden sevadu’l-azamdır. Oruç, onların oruç tuttuğu gündedir ve bayram da onların bayram ettiği gündedir. Şevkani rahimehullah Neylu’l-Evtar’a böylece zikretmiştir.

Ebu’l-Velid el-Bâci rahimehullah şöyle demiştir: “İbn Nafi, el-Medine’de İmam Malik’ten şöyle rivayet etmiştir: “Yönetici hilalin görülmesine göre oruca başlamıyor ve bayramı buna göre yapmıyorsa, hesaba göre bunları belirliyorsa ona uyulmaz ve tabi olunmaz.”[5]

İmam Malik’in bu sözünü Malikî fakihleri kitaplarında zikretmişlerdir. Bunlar arasında Hafız İbn Abdilber, İbnu’l-Arabî, el-Kurtubî, el-Bacî, el-Karafî de vardır. Sonrakilerden er-Ruhunî, Haşiye’sinde zikretmiştir.

İbn Kayyım rahimehullah şöyle demiştir: “Burada; “Ayın doğuşunu hesap yoluyla bilen kimsenin, bunu bilmeyenlerden ayrı olarak ramazana veya bayrama başlayabileceğini” söyleyene reddiye vardır. Denildi ki: Hadisin manası şudur: “Tek bir şahit hilali görse ve kadı onun şahitliğiyle hükmetmese, bu şahit kendi başına oruç tutamaz.”[6]




[1] Sahih. Buhari (1909) Muslim (1081)
[2] El-Elbani, Fetava’l-Medine (127)
[3] Münker. Tirmizî (802) bkz.: el-Elbani İrvau’l-Galil (4/12)
[4] Sahih. Tirmizî (697) İbn Mâce (1660) Ebû Dâvûd (2324) Darekutni (2/165)
[5] El-Munteka (2/38)
[6] İbn Kayyım, Tehzibu’s-Sunen (3/214)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)