Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Sosyal Medyada “Ebu Muaz” Künyesini Kullananlar Hakkında Uyarı

Facebook, İnstagram, Twitter gibi sosyal medya programlarında “Ebu Muaz” künyesini kullanan veya “Darussunne” adıyla Facebook yayını yapa...

10 Mayıs 2018 Perşembe

Sosyal Medyada “Ebu Muaz” Künyesini Kullananlar Hakkında Uyarı


Facebook, İnstagram, Twitter gibi sosyal medya programlarında “Ebu Muaz” künyesini kullanan veya “Darussunne” adıyla Facebook yayını yapanlarla hiçbir alakamız yoktur.
Facebook ve Twitter gibi kanalları kullanmayı da caiz görmüyor ve bunun müslüman ümmet aleyhine kâfirler için ajanlık suçu işlemek olduğunu düşünüyorum.

Youtube kanalına gelince,  “Ebu Muaz” künyesi kullanan tekfirci Mürcielerin(*) de bulunduğu görülmüştür. Bu kişilerle ne şahsen ne de akide olarak bir bağımız yoktur. Böyle habis Mürcielerin ve diğer bütün bid’at ehlinin sohbetlerinin dinlenilmesi de caiz değildir.

* Türkiye’de, fırkalar ve görüşleri hakkındaki cahillik sebebiyle tekfir etmenin haricilik, tekfir etmemenin ise mürcielik olduğu zannedilmektedir. Hâlbuki Türkiye’de “Harici” olarak bilinen tekfircilerin geneli habis Mürcie fırkasındandırlar. Ebu Hanife’yi savunmakla da kendilerini ele verirler. Bu fırkaya göre kişi ya mümindir, ya kâfirdir. Münafıklık tanımında selefe muhalefet ederler. Münafıkların mürted kâfir olduğu görüşündedirler. Kitap ve sünnette imana aykırı olduğu belirtilen nifak fiillerini, küfür ve irtidat olarak görürler. Bu yüzden mahkemelere her türlü başvuru, çocukların rejim okullarına gönderilmesi, gönüllü askerlik, polislik vb. nifak eylemlerini doğrudan tekfire malzeme edinirler. Bunlar Harici zannedilmelerine rağmen, (Ebu Hanzala, Murat Gezenler, Ebu Ubeyde, Musa vb.) aslında Mürcie’nin bir sınıfıdırlar.
Nifak ve fısk eylemlerinden dolayı nasıl olsa tekfir edilmiyor diye bu fiilleri sakıncasızmış gibi değerlendiren, hatta T.C.’nin demokratik küfür parlementosuna milletvekili olarak girmeye dahi cevaz veren kimseler (Ubeydullah Sırtlan, Ebu Zerka vb.) de yine Mürcie’nin gulatından hatta iman konusunda Cehmîleşmiş diğer bir zındık sınıfıdır.   
Bununla birlikte oy kullanmaya, Esad vb. yönetcilere karşı ayaklanmaya cevaz verenler (Ebu Said Yarbuzi, Taceddin Zozik, Abdullah Solcu vb.) Haricilerin menheci üzerinde olmalarına rağmen, bunların Mürcie oldukları zannedilmektedir.
Mürcielik itikadî, Haricilik siyasi bir mezheptir. İtikadında Mürcie’lik bulunanlar, bunu siyasi alana taşıdıklarında (oy kullanma, yöneticiye ayaklanma, miting ve konferanslarla siyasî kargaşalara bulaşmakla) Haricilerle birleşirler.
Muasır bid’at davetçilerinin Haricilik ile Mürcie arasında gidip gelmeleri, bu fırkaların sınırlarının belirsizliğinden değil, adı geçen davetçilerin akidelerindeki istikrarsızlık, sözleriyle fiilleri arasındaki tutarsızlık ve menheclerinde Mutezile meşrebini izlemeleri sebebiyledir.
Kur’ân ve sünnet naslarına itikadî ve amelî olarak, selefin menheci üzere tabi olma konusunda hassas davranmayan herkes mutlaka sapıklık fırkalarına dahil olmaktadır.
İman, küfür, nifak, fısk, bid’at, vela ve berâ, fiil ile fâil ayrımı gibi meselelerde Haricilik, Mutezile ve Mürcie fırkalarından olmamak için doğru ilme ulaşmak isteyenler, Türkçe’de bu meselede selefin menhecine uygun yazılmış, şimdilik tek doğru kaynak olan; “Haricilik ve Mürcie Arasında Tekfir Sapması” adlı kitabıma müracaat etmelidir.  

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)