Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Sosyal Medyada “Ebu Muaz” Künyesini Kullananlar Hakkında Uyarı

Facebook, İnstagram, Twitter gibi sosyal medya programlarında “Ebu Muaz” künyesini kullanan veya “Darussunne” adıyla Facebook yayını yapa...

17 Mayıs 2018 Perşembe

İlahiyat Fakültesi Okumak Caiz midir?


Bir müslümanın, adına; İmam-Hatip Lisesi, İlahiyat Fakültesi, İslami medrese denilen yerlerde öğrenim görmeyi caiz görmesi düşünülemez. Zira bu açık bir sapıklık ve bid’attir. Sünnete uygun eğitim, mescidlerde olmak zorundadır.

Bugün müslümanların mescidlerinin, Diyanet gibi münafık kuruluşların istilası altında bulunuyor olması, bid’at yollara başvurup; İmam Hatip, Dernek veya İlahiyat fakültesi gibi müslümanlara tuzak olarak kurulmuş okullara müracaat etmesini meşru kılmaz.

Yine Suudi Arabistan, Mısır, Suriye gibi ülkelerdeki dini fakülteler de aynı şekilde bid’at olan okullardır.  Bid’at okullarından hayır çıkması beklenemez.

Bugüne kadar, yerli ya da yabancı hiçbir ilahiyat fakültesinden akidesi düzgün bir kimse çıkmamıştır, çıkmayacaktır da. el-Elbani, Mukbil, İbn Useymin, Bin Baz, Fevzan, Rebi b. Hadi, Zeyd el-Medhali, Abdulmuhsin Abbad en ehvenleri ve samimileri görünse de bunların da birçok bidat ve sapmış yorumları kitaplarında, fetvalarında mevcuttur.

Kâfir demokratik rejimlerin dünyevi ilimlere dair okullarına da çocukları göndermek, çocukların fıtratlarını hain, fasık, facir hatta ateist öğretmenler tarafından bozulmasına arz etmek, okullarda mevcut bulunan şirk ve küfür eylemlerine katılmalarını salık vermek, küfür olan inançlarla temiz zihinlerinin, kız erkek karışımı ile hayâlarının bozulmasına sebebiyet vermek, her müslümanın takdir edeceği gibi asla caiz olamaz, hiçbir müslüman bundan razı olamaz. Müslüman olduğunu iddia eden zındıklar bundan hariçtir.

Birçok aciz müslüman, “Madem meşru yollarla mescidlerde müslümanların eğitim verme imkânları yok, o zaman çocukların eğitim meselesini ne yapacağız?” diye endişeye düşerek çocuklarını ya küfür okullarına gönderiyor, ya tarikatçı sapıkların, süleymancıların, nurcuların, mahmutçuların, menzilcilerin yahut el-Kaideci, Nusracı tekfircilerin, dernekçi bidatçilerin kurslarında bid’at ehline teslim ediyor! Hâlbuki Allah’a yemin olsun, bu okulların veya kursların hiçbirine göndermeyip sözde cahil(!) kalması daha hayırlıdır!

Okullar dünya ilimlerinde ilim vermiyor, zira eğitim müfredatı cehaletin ta kendisidir. Bid’at ehlinin dernekleri ve kurslarına gelince, onlar da hak ile batılı karıştırarak pislik ortaya koymaktadırlar.

Yapılması gereken, öncelikle Allah’a tevekkül edip güvenmektir. Allah’a ve rasulüne muhalif işlere girişerek güya Allah razı edilmez! Derdiniz nedir, çocukların yetişmesi mi gerçekten? Bunu Allah’a ve rasulüne muhalefet ederek mi yapacaksınız? Yoksaaa… derdiniz elâleme yüzünüzün düşmemesi mi? Gerçekçi olun! Samimi olun!

Türkiyedeki İlahiyat fakültelerine gelince, müslüman doğru bir akideyle bu fakültelere girse üç kesimin yaylım ateşi arasında kalır:

1- Gelenekçi (Traditionalist) akım: mezhepleri, kıyası, tarikatleri dolayısıyla köklü bid’atleri savunur. Ebu Bekir Sifil, İhsan Şenocak adlı sarhoş gibi konuşan dengesiz, Nurettin Yıldız, Nihat Hatipoğlu, Mustafa Karataş, Cübbeli Züppe gibi bid’ât tagutları bu cephenin meşhur isimlerindendir.

2- Modernist Evrenselciler: Bunlar Kur’an’ın evrensel olduğunu söylerken, kendi bozuk akıllarıyla Kur’an ve çağ arasında bir denge kurmaya çalışıp, oluşturdukları zihniyete aykırı olan hadisleri Kur’an’a aykırı olmakla nitelerler ve neredeyse sünnete hiç müracaat etmezler. Onlara göre Kur’an’ın kendi içinde bir sistematiği varmış (!) Muhammed Esed, Mustafa İslamoğlu, Caner Tıslayan, Mehmet Okuyan, Edip Yüksel vb. gibi zındık tağutlar da bu cephenin kahramanlarındandır.

3- Modernist Hermonetikçi (Tarihselci) akım: Bunlar Kur’an’da ve hadislerde geçen herşeyin dinden olmadığını savunurlar. Her dönemin Kur’an ve sünnete; kendine göre bir anlayış sunma hakkı olduğunu ve bunların hepsinin kendi dönemleri içinde doğru kabul edilmesi gerektiğini savunurlar. Yani anlaşılır bir ifadeyle, insanların yaşadıkları gibi inanmalarına cevaz verirler. Görünüşte hadislerin inkâr edilmesine karşı çıkar gibidirler, lakin hakikat böyle değildir. Evrenselciler vahyin, kendilerine uymayan lafızları üzerinde tahrifat yapıp inkâr ederlerken, Tarihselciler lafızları korur, manalar üzerinde tahrifat ve inkârda bulunurlar. Mustafa Öztürk, İsrafil Balcı vb. zındık tagutlar da bu cephenin kahramanlarına örnek verilebilir.

2. ve 3. Maddedekiler genel olarak hadis ve sünnet inkârcıları diye tanımlanmakta, onların karşısında da 1. Gruptakilerin sünnet savunucusu olduğu zannedilmektedir.
Ankara Okulu diye bir ekol var ki başlarında M. Sait Hatipoğlu, Hayreddin Kırbaşoğlu, Bünyamin Erul, Mehmet Görmez, M. Emin Özafşar, Hidayet Şefkatli Tuksal gibi zındıklar gelir, bu üç gruptan hangisine gireceğini şaşıran şaşkın koyunlar gibidirler.
Yine Abdulaziz Bayındır, Harun Ünal gibi evrenselcilik ile tarihselcilik arasında bocalayan diğer münafık gruplar da vardır.

Hakikatte bunların hepsi de Allah’a ve rasulüne muhalefet eden, kitabın ve sünnetin düşmanı, şeytanın dostu, yalancı, samimiyetsiz, fasık kimselerdir. En ehvenlerinden görünen Mustafa Öztürk dahi, habis tezlerine davet edebilmek için türlü yalanlar söylemekte mesela İmam Ahmed ile Fahreddin Razi denen zındığın aynı mezhepten olduğunu iddia edebilmektedir!!!

Bunlar rasule muhalefette birleşmişlerdir! Allah fasıklığı ve facirliği onların suratlarına koymuştur, uyanın da ibret alın diye ey Müslümanlar! Onlar ya sakallarını traş ederler yahut Nureddin Yıldız, Bayındır, İslamoğlu münafıkları gibi kısaltırlar! Hepsi de video ve kamera karşısına çıkarlar! Hâlbuki suret yapmak şirktir, onlar bunda sakınca görmezler! Çoğu Pantolon, ceket, kravat giyerek kâfirlere benzerler, baş açık gezer sarık sarmazlar! Müslümana benzemekten utanırlar! Kitapsız kâfirlere benzemeyi tercih ederler. Çünkü kalpleri onlara meyletmiştir! Şayet kalpleri Allah rasulünün ve ashabının sevgisine meyletseydi, onlara benzemeye çalışırlardı.

Kısaca söylemek gerekirse, kendinizi ve aile fertlerinizi cehennemin ateşinden korumak istiyorsanız sakın çocuklarınızı okullara, derneklere, Kuran Kurslarına, imam hatiplere, ilahiyatlara, suuda, mısıra, amerikaya vb. okumaya göndermeyin! Göndermişseniz derhal tevbe edin, bundan hemen, ölmeden önce vazgeçin. Öğretmen, diyanet mensubu imam, müezzin, vaiz, ilahiyat fakültesinde okutman, öğrenci gibi görevlerdeyseniz derhal Allah’a tevbe edin, bu görevleri hemen terk edin, Allah’a yönelin.  Samimi olur, Allah’tan sakınırsanız Allah size daha hayırlı kapılar açacaktır.

Ey Ümmî Nebi’nin Ümmeti! Ahirete karşı dünyayı tercih ederek göz göre göre ateşe atlamayın! Acizlik üzere sabretmek, Allah’a ve rasulüne muhalefetten hayırlıdır.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)