Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 ez-Zeria Şerhi
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 el-Albaniyyât Şerhi
Saat 20:00 Sahih Tefsir Şerhi
(Dersler Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)
https://www.youtube.com/channel/UCC_Lmx060zjKmHNfEBTIbWw



6 Nisan 2014 Pazar

Ehli Sünnet İçindeki İhtilafın Kısımları



Birincisi: Bazı alimlerin içtihat veya tevilinden kaynaklanan ihtilaftır. Bu konudaki bazı hatalar ayrılığa veya fırkalaşmaya sebep olmaz. Bu, ilim ehlinin içtihadî ihtilafı olarak kabul edilir. Böyle bir ihtilaf ehli sünnet olan bazıları tarafından haddi aşma sebebi olur da yine ehli sünnet olan bazılarını bidatçilik ve grupçuluğa hükmetmede acele edilirse bu kötülenmiş bir ihtilafa dönüşür. Aksi halde musaade edilebilecek olan ihtilafın varlığı kaçınılmazdır.
İkincisi: Grupçuluk, gizlilik ve ikamet halinde emirlik biatı almak esasları ve bidatçinin iyilikleriyle kötülüklerini tartma kaidesini kullanmak üzerine kurulu olan ihtilaftır.
Bu ihtilaf böyle bir ihtilaf üzerinde devam edip de, zikredilen şeylerin varlığını inkar etmek sebebiyle meydana gelir. Ehli sünnet olan bazıları bunu içtihat meseleleri kapsamında görür. Halbuki böyle değildir. İhtilaf şiddetlenir ve çoğu zaman ehli sünnet alimleri katında daha fazlası meydana gelene kadar büyür. Bu ortaya çıktığı zaman, ya grupçuluk yapanları terk ederek ya da bu işte ısrar edenleri sakındırarak bu ihtilafı sonlandıracak görevlerini yerine getirirler.
Üçüncüsü: Ehl-i sünnet arasında ihtilafı tercih ederek ve ihtilaf dairesini genişleterek bölücülük ve ayrımcılık yapan şahısların varlığıdır. Onlar ehli sünnet olduklarını açıklarlar, hakikatte ise ya bazı devletler için ya da sapmış gruplar için çalışırlar. Her ikisini bir araya getirenler de vardır. Bunların çoğu devlet tarafından görevlendirilmiş casuslardır. Devletlerin düzgün gidişatı olmayan kimselere tuzaklarını bilen kimseler, bundan şüphe etmezler. Devlet, davetçileri ve ilim talebelerinin arasında fitne çıkarmak için bu sınıfa mal verir.
Şeyh Mukbil rahimehullah, hak ehlini ifsat etmek için devletlerin tuttukları yolu anlamış ve el-Mahrec Mine’l-Fitne kitabında (s.9-10) şöyle demiştir: “Bizler hükümetlerin cemaatlerle nasıl bir şeytani yol tuttuklarını iyice anladık… Bunu kardeşleri karşı karşıya getirerek yaparlar. Onlar hapishanelerinde olduklarında veya onlardan biri cemaatlere girip, cemaat içinde güvenilirlik kazandığında bölünme için çalışır ve tek olan cemaati cemaatlere böler. Şüphesiz bu ayrılık, müslümanları zayıflatan bir grupçuluktur. Hepimiz bunu hissetmekteyiz.”
Ehli Sünnet İçindeki İhtilafların Sebepleri
1- Niyetin bozukluğu, cahillik, taşkınlık ve şeytan.
Şeyhulislam İbn Teymiyye, İktizau’s-Sırati’l-Mustakim’de (1/148) şöyle demiştir: “İki taraf arasında kınanmış olan ihtilafın sebebi bazen niyetin bozukluğudur. Nefislerde taşkınlık, haset, yeryüzünde üstünlük arzusu ve benzer hasletlerin bulunması, başkasının sözünü veya fiilini kötülemeyi yahut ona galip gelip üstünlük sağlamayı yahut nesep, mezhep, memleket veya arkadaşlık gibi konularda kendisine uygun olanı desteklemeyi gerektirir. Çünkü bu yollardan kendisine ya­kın gördüğü görüşlerin yaygınlaşıp tutulması ona şeref ve mevki kazandırır. İnsanlar arasında bu tip tutumlar ne kadar yaygındır! İhtilafın bu çeşidi zulümdür, hak sınırını aşmak­tır.
Kimi zaman da ihtilafı körükleyen sebep, ya tarafların aralarındaki ihtilaf konusunun gerçek mahiyetini bileme­meleri veya tartışan taraflardan birinin karşı tarafın dayan­dığı delili kavrayamamaları, ya da taraflardan birinin ken­di delil ve hükmünün haklılık payını bilememesidir. Demek ki, cehalet ve zulüm bütün kötülüklerin esasıdır. Nitekim Allah Azze ve Celle şöyle buyurmuştur: “Fakat bu emaneti insan yüklendi. Hiç şüphesiz, o çok zalim ve çok cahildir.” (Ahzab 72)”
Allame Mukbil b. Hadi rahimehullah Nasihatî Li Ehli’s-Sunne risalesinde (s.196) şöyle demiştir: “Ehli sünnete nasihatim ayrılık ve ihtilaf sebeplerinden uzaklaşmalarıdır. Ehli sünnetin akidesi birdir, yönelişleri birdir, burada cehalet, taşkınlık ve şeytan gibi sebepler bulunması dışında ayrılık ve ihtilafın uygun görülmesi söz konusu değildir. Sahihu Muslim’de gelen hadiste şöyle buyurulur: “Şüphesiz şeytan namaz kılanların arap yarımadasında kendisine ibadet etmelerinden ümidini kesmiştir. Ancak aralarını bozma konusunda ümitlidir.”
2- Anlayış kusuru ve kötü arzu:
Allame İbn Useymin, Sahihu’l-Buhari şerhinde (1/126) “helal bellidir” hadisini açıklarken şöyle demiştir: “Çoğunluğa şüpheli gelen şeylerin sebebi, ya insanların geneline, ya ilim ve anlayışları eksik olan veya istenmeyen huyları olan ilim talebelerine meselenin kapalı gelmesidir. Zira bu kapalılığın birinci sebebi: ilim eksikliğidir. Yüz hadis ezberleyenin, bin hadis ezberleyen gibi olmadığı malumdur. İkincisinin ilmi daha fazladır. İkinci sebebi: anlayıştaki kusurdur. Kişi daha fazla ezberleyince onda daha fazla ilim var gibidir. Ancak onda anlayış yoktur. Yine bu da meselelerin kapalı gelmesine sebep olur. Zira o nasları olduğu gibi anlamaz. Üçüncüsü: Kötü arzudur. Nasları inandığı gibi yorumlar. Bunlar Kur’an veya sünnet hakkında kendi görüşüyle konuşur, nasları inandığı şeye uygun düşürmeye çalışır. Ona inandığı şeye aykırı bir nas geldiğinde boynunu çevirir. Bazen nassı reddeder… Ama Allah’ın kendisine ilim, anlayış ve samimi niyet verdiği kimse, nasları kendine uydurmaz, naslara uyar. Kalbi, kalıbı, azaları ve sözleriyle delili talep eder. Bu genellikle hakka isabet eder, ulaşması için ona hak kolaylaştırılmıştır.
Sünnet Ehli, İhtilaf’tan Önceki Söz Birliğine Uymada Devam Eder
Fitne, kendisine müptela olanların hallerini değiştirir. Selamet isteyen, ihtilaftan önceki sözbirliği üzerinde kalmaya devam etsin. Zira Allah onları hak üzerinde birleştirmiş, sonradan ayrılığa düşmüşlerdir. Sahabenin yolu bu konuda bizi aydınlatmaktadır:
Buhari, (no 377) Ali radıyallahu anh’den rivayet ediyor: “Daha önce hükmettiğiniz gibi hükmedin. Zira ben, insanların birlik olmaları için ihtilaftan hoşlanmıyorum. Yahut arkadaşlarım gibi ölmek istiyorum.”
Adise bt. Uhban b. Safiye el-Gıfari’den: “Ali b. Ebi Talib, babama geldi ve kendisiyle beraber ayaklanmaya davet etti. Babam ona dedi ki: “Dostum ve amcanın oğlu benden şu sözü aldı: “İnsanlar ihtilaf ettiklerinde tahtadan bir kılıç edin.” Bunun üzerine ben de tahtadan kılıç edindim. Dilersen bununla senin yanında ayaklanayım” Bunun üzerine Ali radıyallahu anh onu bıraktı.” Bunu Tirmizi (2203) İbn Mace (3960) rivayet etmişlerdir. Eserin isnadı ceyyiddir.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)