Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



26 Nisan 2014 Cumartesi

Mescidde Kadınlara Has Bölüm Yapılması Hakkında İlim Ehlinin Bazı Fetvaları


Ebu Muâz el-Çubukâbâdî
Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında namazda erkeklerle kadınlar arasında perde konmamış olması, Tavafta kadınların erkeklerden uzak olarak binek üzerinde tavaf etmeleri emredilmiş olmasına rağmen, “asr-ı saadette mescidde kadın-erkek ihtilatı mı vardı?” şüphesini gündeme getirmiştir.
Hasen el-Basri rahimehullah: “Kadınlarla erkeklerin bir araya gelmelerinin bidat olduğunu” söylemiştir. Kadın-erkek ihtilatının haram oluşu üzerinde icma bulunan meselelerdendir. Hicrî 5. Asır âlimlerinden el-Amiri, Ahkamu’n-Nazar kitabında, kadın erkek ihtilatını caiz görenin kâfir olacağını, caiz görmediği halde işleyenin fasık olup şahitliğine itibar edilmeyeceğini ve ondan ilim almanın caiz olmadığını zikretmiştir. Said el-Kahtanî, nefis bir çalışma olan “el-İhtilat” adlı kitabında bu husustaki icmayı kitap ve sünnet delillerini zikrettikten sonra günümüze gelinceye kadar birçok âlimlerden yaptığı nakillerle ispatlamıştır.
Ne var ki zaman değişmiş, şeytan yeni tuzaklarını “selefilik” maskesi takan işbirlikçileri diliyle yaymaya başlamış, bir zühul eseri hoca kısmından biri de “Kadın da erkeklerin huzuruna çıkıp ders verebilir” şeklindeki iğrenç sözü kullanmış, - umarız ki ağzından kaçan bu söz, içinde gizlediklerinden daha küçük değildir - böylece deyyusluğa daveti işiten bazı kulaklar – bundan çok hoşlanmış olacaklar ki – suspus olmuş, hatta hevâlarına gelen destekten dolayı neşe içinde yüzlerinde çiçekler açmış, Allah’ın dinine yapılan sinsi saldırıyı umursamadıkları halde, taassupla bağlandıkları tagutları namına düşmanlık ederek, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in deyyusluğu açıklayan hadisine olan hazımsızlıklarını, cılız gövdeleri ezerek tatmin etmeye çalışmışlardır.
Allah Azze ve Celle zorba Ebu Cehillerin omuzlarını İbn Mesud radıyallahu anh gibi cılız kimselere çiğnetmeyi dilediği gibi, bid’at ehlinin bezdirici tuzaklarını savuşturmayı da gariplere yüklemeyi dilemiştir. Sabreden Allah’ın yardımıyla zafere ulaşır.
Mescidlerde kadınlarla erkekler arasında söz konusu olan ayrıma gelince, birkaç gün önce yayınladığım Maslahat ve Nas Arasındaki İlişki adlı çalışmamın öncelikle okunmasını, böylece ilmî usul kaidelerine göre maslahatı mürsele ile bid’at arasındaki farkın kavranmasını tavsiye ederim. Mevzumuza geçebiliriz:
Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in mescidinin ilk inşa edildiğinde 1000 metrekare civarında olduğu (Bkz.: Kettanî, Teratibu’l-İdariyye) dikkate alındığında hutbe ve derslerde erkeklerle kadınların birbirlerini ayrıntılı bir şekilde göremeyecekleri uzaklıkta bulunmaları perde konulmasına ihtiyaç hissettirmemiş olabilir. Bununla beraber şeriatın maksadı erkeklerle kadınları bir araya getirmek değil, bilakis birbirinden uzaklaştırmak, bakışları engellemektir. Zira Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir istisna yapmaksızın veya erkek-kadın ayırmaksızın: “Her göz zinâ edicidir” buyurmuştur. (Ahmed rivayet etmiştir) Yine: “Benden sonra ümmetimin erkekleri için kadından daha zararlı bir fitne bırakmadım” buyurmuş, kadın fitnesinden sakınmaya yönlendirmiştir. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem mescidde kadınların kapısını ayırmış, Ebu Davud sünen’inde bu hadisin geçtiği babda: “Mescidde erkeklerle kadınların uzaklaştırılması” başlığını koymuştur. Yine Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, erkeklerle kadınların dışarıda dahi karşılaşmamaları için namazda selam verdikten sonra kadınların çıkmaları için erkekleri bekletmiştir. Şer’î maksatlar kadınlarla erkeklerin bir araya gelmesini değil, bilakis ayrı tutulmalarına delalet etmektedir.
Günümüzde erkeklerin (pantolon giymeleri gibi) ve kadınların tesettürlerine (yüzlerini açmaları, çarşaf değil de manto ve eşarp, hatta pantolon giymeleri gibi), ses ve koku disiplinine gereken özeni göstermiyor olmaları, mescidlerde böyle bir perdenin gerektirici sebeplerinden sayılır.
Bununla beraber müminlerin anneleri mescidde itikafa girdiklerinde onlar için çadır kurulmuştur. Yine mescidde kalan kimsesiz bir kadın için mescidde çadır kurulduğu rivayet edilmiştir.
Şeyh İbn Useymin’in Fetvası:
Soru: “Mescidlerden birinde erkeklerle kadınlar arasında perde bulunmakta. Bu perdenin öneminden dolayı ihtilaf meydana geldi. Bazıları buna gerek olmadığını, zira Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in zamanında bu perdenin bulunmadığını söylüyor. Diğerleri ise perdenin kalmasında ısrar ediyorlar. Bunun sonucunda ihtilaf çıktı. Bu perdenin bulunmaması gerektiğini söyleyenler mescidde namaz kılmayı terk ettiler. Bununla beraber ihtilat veya çıkarken bakışmaya benzer bir şey meydana geldiği biliniyor. Erkeklerin tabiatinda bulunan durumdan dolayı, bazılarının mescidi terk etmesi pahasına perdenin kalmasında ısrar etmeli miyiz, yoksa meydana gelen bakışma söz konusu olsa da perdeyi kaldırmalı mıyız?
Şeyh İbn Useymin şöyle cevap verdi:  Perde kalmalıdır. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in zamanında bunun bulunmaması ya gerektirici sebebin bulunmaması veya bir engelin mevcut olmasından dolayıdır. Gerektirici sebebe gelince; şüphesiz sahabeler (radıyallahu anhum)da bulunan Allah’a iman, onların kadınlara bakmalarına mani oluyordu. Engelin mevcut olmasına gelince; sahabeler bildiğimiz gibi özellikle fetihler sebebiyle zor durumdaydılar. Kendileriyle kadınların arasına perde koymaya imkânları yoktu. Bu meselelerden sonra, perdenin bulunması mı, yoksa bulunmaması mı fitneden daha uzaktır buna bakarız. Herkes kabul eder ki, perdenin bulunması fitneden daha uzaktır. Durum böyle olduğuna göre, fitneden uzak olan her şey daha uygun olandır. Eğer: “Şayet bunda ısrar edersek perdenin kaldırılması görüşünde olanlar mescide gelmeyecek” dersen cevap şudur: Onlar eğer mescide gelmezlerse kendi nefisleri aleyhine suç işlemiş olurlar. Zira onlar bu perdelerin bulunması sebebiyle cemaati terk etmelerinden mazur olmazlar. Çünkü bu perdenin bulunması bir masiyet/günah değildir ki “Biz günaha şahitlik etmeyiz” desinler! Onlar bu şekilde mescidi ve cemaati terk etmelerinden dolayı günahkâr olurlar.”
M. Salih el-Muneccid, Fetava’l-İslam (no: 4019)’da nakletmiştir.
Şeyh Halid el-Muşeykıh’ın Fetvası:
Şeyh Halid el-Muşeykıh’a şöyle soruldu: “Erkeklerin namazgâhı ile kadınların namazgahı arasına duvar ya da plastik, kumaş veya buna benzer başka çeşit bir engel koymak caiz midir, yoksa değil midir? Zira Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in zamanında erkeklerle kadınlar arasında bu türden bir engel yoktu.”
Cevap: Bu meselede sonrakiler ihtilaf etmiştir. Zahir olan bunun caiz ve sakıncasız olduğudur. Hatta Gazali rahimehullah gibi bazı alimler bunun vacip olduğu görüşündedir. Nitekim o, İhyau Ulumi’d-Din’de (1/337): “Erkeklerle kadınlar arasında birbirlerini görmelerini engelleyen bir mani bulunması vaciptir. Zira bu fesada sebep olur” demiştir.
Böyle bir perdenin Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında bulunmayışına gelince deriz ki:
1- Sünneti iyi düşünen kimse kadınların Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber yatsı ve sabah namazlarına katıldıklarını görür. Bu iki namazın vakitleri böyle bir perdeye gerek bırakmayacak karanlık vakitlerdir. Bu yüzden Aişe radıyallahu anha şöyle demiştir: “Mümine kadınlar Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber sabah namazına, örtülerine bürünmüş şekilde katılıyor, alacakaranlık sebebiyle kimse onları tanıyamıyordu.” (Buhari ve Muslim)
Yine Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Herhangi bir kadın koku sürünmüşse bizimle yatsı namazına katılmasın.” (Muslim)
Şüphesiz bu iki hadiste yatsı ve sabah namazları tasrih edilmektedir. Mekan karanlık idi ve birbirlerini görmeleri söz konusu değildi. Işık olsa da az bir ışık vardı. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in zamanında bizim zamanımızdaki geceyi gündüz gibi hale getiren bol aydınlatmalar yoktu. Bundan dolayı böyle bir perdeye gerek yoktu.
2- O faziletli asırlar ile bizim asrımız mukayese edilemez. Çünkü Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in, sahabenin, tabiinin ve onlara tabi olanların asırları ümmetin en hayırlılarıdır. Onlarda bulunan iman ve ilim kuvveti ile Allah Azze ve Celle’ye tazimleri, kendilerini fitneden engelliyordu. Bizim vaktimizde ise böyle değildir. Zira mevcut iman zayıftır. Yine bizim zamanımızdaki fitne ve şehvetlerin kışkırtıcı unsurları onların zamanında mevcut değildi.
3- Bunlar vesileler babındandır. Vesileler ise maksatlarına göre değerlendirilir. Alimler – Allah onlara rahmet etsin, maksatlar hususunda genişlik olmayan konularda vesileleri geniş tutmuşlardır.
 Şerif Hamza Huseyn el-Fa’r’ın Fetvası
Soru: Biz batılı ülkelerde yaşıyoruz. İslam Merkezinde bir ilahiyat doktoru bizi ziyarete geldi. Namazda erkeklerle kadınların safları arasında perde vardı. Bundan dolayı bizi kınadı ve şöyle dedi: “Bu Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in zamanında yoktu. Bize vacip olan bu perdeyi koymamak, sonra çocuklarımızı bakışları kısmak üzere yetiştirmek, karşı cins önünde edepli oturmaktır. Özellikle onlar mescid dışında her yerde ihtilat etmektedirler.” dedi. Sonra Ramazan ayının başında bu perdeler kaldırıldı. Alt tarafta kadınlara has bir oda vardı. Kadınlar üst tarafta erkeklerin arkasında perde bulunmaksızın namaz kılmakta ısrar ettiler. Birbirimizi görür hale geldik. İki taraf da böyle bir karar aldı. Sizin bu fiil hakkındaki görüşünüz nedir? Buna sükut edelim mi, etmeyelim mi? Allah size hayırlı karşılık versin.”
Eş-Şerif Hamze b. Huseyn el-Fa’r’ın cevabı: “Sizi ziyaret eden doktorun dediği; Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in zamanında; mescidde arkasında kadınların namaz kıldıkları perdelerin bulunmadığı doğrudur. Lakin mescidler Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in zamanında bulunan durumdan değişmiştir. Zira bol miktarda aydınlatıcılar mevcuttur. Kadınların bu zamanda çıkışları artmıştır. İnsanların çoğunluğu İslamın hükümlerine sarılmamaktadır. Erkeklerle kadınların birbirlerini görmekten ve ihtilatlarından (kadın erkek biraraya gelmelerinden) emniyette olmaları için perdeler konulması dine aykırı değildir. Bilakis şer’î maslahatları gerçekleştirici, mefsedetleri engelleyici ve şeytanın vesilelerini tıkayıcıdır.  
Nitekim müminlerin annesi Aişe radıyallahu anha’ya ilim talipleri ondan ilim dinlemek üzere geldiklerinde kendisiyle onların arasına perde koyar, perde arkasından konuşurdu. O bütün müminlerin annesidir.
Kadınlarla erkeklerin arasını ayıracak kadar geniş olan mescidde, kadınların, erkeklerle aralarında ayırıcı perde olmaksızın namaz kılmalarına bir mani yoktur. Zira kadınların erkeklerin önünde görünmemeleri ve aydınlatmayı azaltmaları yeterlidir.
Ama erkeklerle kadınlar arasında mesafe kısa ise onların görünmelerini engelleyen bir perde bulunması zorunludur. Allah Azze ve Celle’nin şu ayetini iyi düşünmek gerekir:
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لِأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاءِ الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَنْ يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ"
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına söyle ki, örtülerini üzerlerine örtsünler; bu, tanınmamaları ve eziyet olunmamaları için en uygun olandır.” (Ahzab 59)
Bunun anlamı; tanınmamaları ve eziyet olunmamalarıdır. Ayette nefiy için “lâ” edatı takdiri olarak hazfedilir. Veya mana şöyle olur: “Bu tesettürlü ve saygın olarak bilinmeleri sayesinde fasıkların onlara eziyet etmemelerine en uygun olandır.” Allah en iyi bilendir.”
İslamweb Fetva Heyetinin fetvaları
Soru: “Mescidde erkeklerle kadınların arasını bir duvar veya perde gibi bir şeyle ayırmanın hükmü nedir? Beraber kılmaları daha mı faziletlidir? Mescidlerde bu ayrım ne zaman başladı?
Cevap: Erkeklerle kadınların arasını bir örtü veya duvar ile ayırmak şeriatin yüce maksatlarına uygun olan güzel bir iştir. Zira temiz şeriat erkeklerle kadınlar arasındaki ihtilatı azaltmaya teşvik etmiştir. Bu ayrım Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem zamanında mevcut olmasa da, sünnette erkeklerle kadınların arasını buna benzer şekilde ayırıcı ihtiyat tedbirleri gelmiştir. Maksat; ihtilata mani olunması veya azaltılmasıdır. Bu maksat herhangi bir şekilde sağlanabilir.
Bu ihtiyat tedbirlerinin sünnette mevcut olduğuna delalet eden hadisler ve alimlerin sözleri vardır. Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Erkeklerin en hayırlı safları ilk saflar, şerlisi arka saflardır. Kadınların en hayırlı safları arka saflar, şerlisi ön saflarıdır.” Müslim rivayet etmiştir.
Nevevî rahimehullah şöyle demiştir: “Kadınların arka saflarının fazileti ancak erkeklerden, onlarla ihtilattan ve onların kendilerini görmelerinden uzak olması sebebiyledir. Onların hareketlerini görmeleriyle, seslerini işitmeleriyle vb. kalp bağlanır. İlk saflarının şerli olması da bunun tam aksi sebeplerdendir.”
İbn Ömer radıyallahu anhuma’dan: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şu kapıyı kadınlara ayırsak.” Nafi dedi ki: “İbn Ömer bir daha ölünceye kadar o kapıdan girmedi.” Ebu Davud rivayet etmiş, el-Elbani sahih demiştir.
Avnu’l-Ma’bud’da şöyle denilmiştir: “Şu kapıyı kadınlara ayırsak” yani Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem mescidin kapısına işaret etti ve bunun daha hayırlı ve daha güzel olacağını kastetti. Böylece kadınlarla erkekler mescide giriş ve çıkışta karışmayacaklardı. Hadiste kadınların mescidde erkeklerle ihtilat etmediklerine delil vardır. Bilakis mescidin bir tarafında ayrı idiler. Orada imama uyarak namaz kılıyorlardı. Abdullah b. Ömer radıyallahu anhuma sünnete uymada hırslı idi. Kadınlara ayrılan o kapıdan ölünceye kadar girmedi.”
Ümm Seleme radıyallahu anha’dan: “Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem selam verdiği zaman kadınlar selam verir vermez kalkarlar, Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ise kalkmadan bir müddet beklerdi.” İbn Şihab ez-Zuhrî dedi ki: “Allahu a’lem Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in beklemesi, kadınların mescidden ayrılıp cemaatin onlarla karşılaşmamaları için idi.” Buhari rivayet etmiştir.
Es-Sindî rahimehullah Sunenu İbn Mace dipnotunda Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem’in bir müddet beklemesinin sebebi hakkında şöyle dedi: “Yani erkeklerin bu hususta kendisine tabi olarak beklemelerini istiyordu ki, kadınlar evlerine ayrılsınlar, iki cins yollarda karşılaşmasınlar.
Bu konuda hadisler çoktur. Bu naslar, şeriatın kadın erkek karışmasına mani olma maksadını gerçekleştiren ihtiyat tedbirleri almanın mümkün olduğuna delalet etmektedir. Bu tedbirlerde şart olan, kadınların namazda imama uymalarının sıhhatini engelleyici olmamasıdır.
Bu uygulamanın ne zaman başladığına gelince, bunu belirlemek zordur. Bunu bilmek büyük önem arz etmez. Asıl önemli olan şeriatın hükmünün ortaya çıkmış olmasıdır. Allah en iyi bilendir.
Link: http://fatwa.islamweb.net/fatwa/index.php?page=showfatwa&Option=FatwaId&Id=110970
 Diğer bir fetva:
Soru: “Biz Nu’man b. Mukarrin mescidi cemaatiyiz. Erkeklerin namazgahı civarında kadınlar için namazgah yapmamız caiz midir? Özellikle mescidin arka tarafında yeterli imkan olmadığı için namazgah yapamıyoruz. Bu binada namaz kılmanın hükmü nedir? İnşaata başlayacağımız için acil cevap bekliyoruz.
Cevap: Kadınların saflarının erkeklerin saflarının arkasında olması sünnettir. Muslim’in sahihinde Ebu Hureyre radıyallahu anh’den gelen rivayette: ““Erkeklerin en hayırlı safları ilk saflar, şerlisi arka saflardır. Kadınların en hayırlı safları arka saflar, şerlisi ön saflarıdır.” Buyurulmuştur.
Buna göre mümkünse kadınların namazgahını mescidin arka tarafında yapmanız daha faziletlidir. Eğer mümkün değilse, mescidin üst katında veya sağ ya da sol tarafınfa yapabilirsiniz. Sağ taraf, sol taraftan faziletlidir. Şu numaralı fetvalara da bakınız: 25667، 23789، 27615.
Bütün bunlar, eğer kadınların namazgahı mescide bitişik olup arada bir boşluk olmaması halinde söz konusudur. Eğer mescidle arada boşluk varsa şu fetvaya bakın: 9605
Allah en iyi bilendir.
Link: http://fatwa.islamweb.net/fatwa/index.php?page=showfatwa&Option=FatwaId&lang=A&Id=63398

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)