Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Daru's-Sunne kitaplarını kitap satış sitelerinden temin edebilirsiniz. Sitemizden perakende kitap satışı yapılmamaktadır.

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



22 Haziran 2016 Çarşamba

Oruç İbadetindeki Tevhid

Ebu Hureyre radiyallahu anh’den: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah şöyle buyurdu: “Âdemoğlu’nun her ameli kendisi içindir. Ancak oruç hariçtir. Zira oruç benim içindir ve onun karşılığını ben veririm.” Buhârî 1904, Muslim 1151
Ebu Hureyre radiyallahu anh’den: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Allah Azze ve Celle şöyle buyurdu: “Muhakkak ki kullarımdan bana en sevimli olanı iftarda en çok acele edenidir.” Sahih ligayrihi. Tirmizî 700, 701, İbn Huzeyme 2062 İbn Hibbân 8/275 Ahmed 2/237, 329 Bezzar 14/291 Ebû Ya'lâ 10/378
Tevhid ehlinin orucu; Allah Azze ve Celle’yi razı etmek içindir. Bu yüzden tevhid ehli, Allah’ın razı olacağı orucu delilleriyle Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinden araştırır, öğrenirler.
Görürler ki; Allah’ın razı olacağı oruç; sahuru geciktirilen, iftarında acele edilen oruçtur.
Şirk ve nifak ehlinin orucu ise Allah'ın rızasını ve rasulün sünnetini gözetmekten uzak olan oruçtur.
İbn Ebi Evfa radiyallahu anh’den gelen rivayette Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem konakladığı bir yerde iftarlıkları isteyince oradaki bir sahabe: “Akşamı beklesek” der. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem tekrar iftarlıkları ister, bu defa “Henüz gündüz vaktindeyiz” der. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ısrarla iftarlıkları ister.
Buradan anlaşılıyor ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bulunduğu yerde güneş kaybolmuş fakat o mıntıkanın civarında güneş batmamıştı. Bu yüzden sahabe “akşam olsaydı”, henüz gündüz vaktindeyiz” gibi itirazlarda bulunmuş, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bu söylenenleri inkar etmemiştir. Fakat gerekçe olarak güneş batınca oruçlunun iftar edeceğini söylemiştir.
Buhari bu hadisi zikrettiği yerde Ebu Said radiyallahu anh’den gelen rivayeti muallak olarak bab başlığı verir. Bu rivayetin aslı Said b. Mansur ve İbn Ebi Şeybe’nin eserlerinde sahih isnadla gelmiştir ve şöyle geçer:
“Biz güneşi görüyorduk, Ebu Said el-Hudri radiyallahu anh’ın yanına girdik, iftar ediyordu.”
Yani yaşadıkları şehrin tamamında güneş batmamıştı. Bu da gösteriyor ki kişinin bulunduğu yerde güneş bir binanın, dağın veya ağaçların arkasında kaybolsa dahi oruçlu iftar eder. İftar ve sahur vakitlerini takvimlerdeki saatlere bağlamak da bid’attir.
İlim ehlinin açıklamasına ikna olmayıp da, cahillerin kuşkularına ikna olan çeşitli nifak söylemlerini duyarız.
Allah Azze ve Celle’nin sevip razı olduğu şey iftarda acele edilmesidir. Güneşi görmemek için yerini değiştirmemek ile iftarda acele maksadıyla güneşin görünmeyeceği bir yere geçmek arasında fark yoktur. Zira iftarda acele etmek Allah ve rasulü tarafından emredilmiş bir fiildir.
Fakat ne yazık ki kalplerinde şirk ve nifak hastalığı olan bazı kimseler, yalnız Allah’ın razı olduğu oruçtan memnun olmamakta, insanların da razı olup kabul edeceği bir oruç arzulamaktadırlar. Bu yüzden sünnette sınırları açıklanmış oruç yerine, sınırları takvimlerde belirlenmiş bir orucu veya en azından takvimdeki saatlere yakın bir orucu murad etmektedirler. Çünkü Yahudi kaynaklı olan bu mantığa göre iftarda böylesi bir acele takvaya uymaz!
Ey Allah’tan korkmaz! Rasulün emrine muhalefet edip Yahudi ve Hristiyanlara benzemek mi takvaya daha uygun?
Orucunu açarken utanmadan: “Allah’ım! Senin için oruç tuttum…” diyorsun! Aslında hal dilinle: “Allah’ım! Senin için oruç tuttuğum gibi, fitne çıkmasın diye fazladan da başkaları için oruç tuttum” diyorsun!
Ey cahil ahmak! Allah’a ortak koşmaktan daha büyük fitne var mı?
Allah Azze ve Celle orucun yalnız kendisi için olmasını buyurmuştur. Oruç da Allah’ın birlenmesi gereken bir ibadettir. Oruçta Allah’ın tevhid edilmesi, yalnız O’nun rızasının gözetilerek oruç tutulması, buna başkalarını memnun etme gayesinin katılmamasıdır. Oruçta ittiba tevhidi; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Allah’ın muradını beyan ettiği şekilde, sahur ve iftar vakitlerine rivayet edilmesiyle ve bu iki vakit arasında orucu bozan davranışlardan kaçınılmasıyla yerine gelir.
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in iftar ve sahur vakitlerini beyan etmesine rağmen, rasulün beyan yetkisine diyaneti, Abdulaziz Baygındırı, Suud’lu sapıkları, re’y ehlini, mezhepleri, takvimleri ortak koşmak orucu iptal eder. İsterse fazladan tutulmuş olsun, o oruç geçersizdir. Zira Allah için olmadığı gibi, rasule de ittiba edilmeden tutulmuş bir oruçtur o. Diğer ifadeyle insanların kabul ettiği, fakat Allah’ın kabul etmediği bir oruçtur.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)