Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 ez-Zeria Şerhi
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 el-Albaniyyât Şerhi
Saat 20:00 Sahih Tefsir Şerhi
(Dersler Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)
https://www.youtube.com/channel/UCC_Lmx060zjKmHNfEBTIbWw



3 Eylül 2013 Salı

Salih Selefin Bid'atler hakkındaki sözlerinden


Ömer b. Abdilaziz rahimehullah insanlara yaptığı bir hutbesinde bid’atlere karşı cesur olmaya teşvik etmiş ve şöyle demiştir: “Allah’a yemin olsun ki öldürülmüş bir sünneti ayağa kaldırmış, diriltmiş, bir bidati öldürmemiş olsaydım, aranızda bir an bile yaşamak istemezdim.” (Şatıbi, el-İtisam (1/43)

İbn Vaddah, Hadisu’l-Evzai’de Hasen el-Basri’den rivayet ediyor: “Allah’ın yeryüzünde nasihatçı kulları daima bulunacaktır. Bunlar, kulların yaptıkları amelleri vahye arz edecekler, vahye uygun gelirse Allah’a hamd edecekler, ona aykırı görürlerse delalette olanın delaletini, hidayette olanın hidayetini Allah’ın kitabıyla bilip tanıyacaklardır. İşte onlar Allah’In halifeleridirler.”

Aynı eserde Sufyan’ın şöyle dediği nakledilir: “Hakkın yolunu tutunuz, hakkı tutanların sayısının azlığı sizi ürkütmesin. Aksi halde iki görüş arasında tereddüt vaki olur.”

Meymun b. Mihran şöyle demiştir: “Seleften biri sizin içinizde dirilmiş olsaydı, şu kıbleden başka hiçbir şeyi tanıyamazdı.”

Salih seleften bu konuda pek çok uyarı rivayet edilmiştir. Nitekim Ebu'd'Derda radıyallahu anh’den de şöyle dediği rivayet edilmiştir: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şayet sizin yanınıza çıkıp gelmiş olsaydı, kendisinin ve ashabının üzerinde olduğu/yaptığı şeylerin içinde namazdan başka hiçbir şeyi tanıyamazdı. Evzai dedi ki: Ebu'd-Derda bu günü yaşasaydı nasıl derdi acaba? İsa İbn Yusuf dedi ki: Evzâî de şu zamana yetişseydi ne derdi acaba?

Ümmü'd-Derda'dan rivayet edildiğine göre o şöyle dedi: Ebu'd-Derdâ bir gün öfkeli bir vaziyette içeri girdi. Ona" Neye öfkelendin? Dedim. Şöyle dedi: "Allah'a yemin olsun ki insanların içinde, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in yaptığı işlerden hiçbir şeyi tanıyamıyorum. Sadece onların cemaatle kıldıkları namazı tanıyabiliyorum."

Enes İbn Mâlik'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Lâilâhe illallah" demenizin dışında Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında gördüğüm, bildiğim şeylerin hiçbirisini sizde göremiyorum." Biz dedik ki: Gerçekten öyle mi ey Ebu Hamza?” O şöyle dedi: “Güneş batıncaya kadar namaz kılmaktasınız; Rasulullah'ın namazı böyle midir?”

Yine Enes radıyallahu anh'den rivayet edilmiştir: O şöyle dedi: Şayet bir adam ilk selefin (yani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin zamanı) yaşadığı döneme yetişmiş olsa da sonra bu güne tekrar gelse İslam' dan hiçbir şeyi tanıyamaz” Râvi der ki: Enes elini şakağına koydu ve şöyle dedi: Sadece şu kıldığınız namaz hariç (yani bir bu namaz Rasulullah'ın zamanındakine benziyor.) Enes daha sonra şöyle dedi: Vallahi, doğrusu buna göre kim ki önceden görülmemiş ve sâlih selefin bilmediği şeylerin içinde yaşarsa, bir bid'atçinin Bid'atine çağırdığını ve dünyaperestin dünyasına çağırdığını görürse Allah onu bundan korusun, onun kalbi bu sâlih selefin hasretiyle dolsun, büyük bir sevaba nâil olmak için onların yollarını sorsun, öğrensin, izlerinden gitsin ve yollarına tâbi olsun. İnşaallah siz de böyle olun.”

Bid'atçiler Arasındaki Sünnet Bağlılarının Durumu


Şatıbî rahimehullah şöyle anlatır: “Ben acaba ne yapacaktım? Ya insanların adetlerine ters düşerek sünnete uyacak, ama böyle yapınca da, takip edegeldikleri adetlerin sünnet olduğunu iddia edenlerin hışmına uğrayacaktım. Fakat bu ağır yükün altına girmenin karşılığında büyük mükafat vardı. Ya da sünnete ve selef'i salihe uymayıp bidatçilerin yoluna girecektim. Böyle davranınca da, her ne kadar adetleri takip ettiğim için onlara muhalif değil aksine uyumlu bireyler arasında sayılsam da, Allah korusun dalâlete/sapıklığa düşmüş olacaktım. İşte bu iki tavır arasında ben sünnete bağlılık yolunda ölmeyi bir kurtuluş olarak görürüm. İnsanlar Allah'ın takdir ettiği hiçbir şeyi benden savamazlar. Bazı konularda ben bid'atle mücadelede tedriç metodunu uyguladım ve üzerimde kıyametler koparıldı. Sürekli kınandım. Ayıplanma ve kınanma oklarının hedefi oldum. Bid'atçilik ve sapıklıkla itham edildim. Câhiller ve aptalların seviyesine indirildim. Şüphesiz ben bu bid'atler için bir çıkış yolu (yani onlara meşrutiyet kazandıracak bir yaklaşım tarzı) çare aramış olsaydım, mutlaka bulurdum. Ancak dar görüşlülük ve akıllı adamların yokluğu beni zor olana yöneltti ve hareket alanımı daralttı. Zahirî anlamıyla bu söz, âdet ve geleneklere ters düşmemek için ilk dönem Müslümanlarının tavrına muhalif bile olsa müteşabihlere uymanın apaçık şeylere uymaktan daha kolay olacağına işaret eder. Bazan benim tuttuğum yolu kötülemede kalplerde tiksinti uyandıracak ölçüde ileri gittiler. Ya da beni sünnet dışı bazı fırkalara nisbet etmeye kalktılar. Onların bu şahitlikleri yazılacak ve kıyamet günü bunun hesabı kendilerinden sorulacak. İmamlık yaptığım zaman namazların arkasında topluca dua etmek şeklini uygulamadığım için bazı insanlar, benim duanın hiçbir yararı olmadığını söylediğimi iddia ettiler…”

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)