Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



7 Şubat 2015 Cumartesi

Münafıklarla Cihad


İbn Mes’ud radıyallahu anh şöyle demiştir:

لَمَّا نَزَلَتْ: {يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ} أُمِرَ رَسُولُ اللهِ صَلى الله عَلَيه وَسَلم أَنْ يُجَاهِدَ بِيَدِهِ, فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَعَلَيْهِ بِوَجْهٍ مُكَفَهِرٍّ

Ey Nebi! Kâfirlerle ve münafıklarla cihad et” (Tevbe 73) ayeti indiği zaman Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem; el ile cihad etmesi, buna gücü yetmezse onları asık suratla karşılamakla emrolundu.” Sahih. Taberî (11/566) Beyhaki, Şuabu’l-İman (7/38)

İmam Ebu Cafer et-Taberi dedi ki: “(Tevbe suresi 73. Ayetine dair) Bu görüşler içinde bana göre en isabetlisi İbn Mes’ud radıyallahu anh’ın, Allah Teâlâ’nın, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e münafıklarla cihad etmeyi emrettiğine dair sözüdür. Bu, müşriklerle cihadı emretmesinin benzeridir.

Eğer birisi: “Nebî sallallahu aleyhi ve sellem ashabı arasında bulunan münafıkları bildiği halde onları nasıl bıraktı?” diyecek olursa, denilir ki: “Muhakkak ki Allah Teâlâ onlardan küfür sözünü ortaya açıkça koyan kimselerle savaşmasını emretti. O münafığın zahire vurduğu şeye göre davranılır.

Onlardan küfür sözünü söylediklerinden haberdar olunanlar yakalandığı zaman inkâr eder ve bu sözden dönerek: “Ben Müslümanım” derse diliyle İslam’ı izhar eden herkes hakkında Allah’ın hükmü onun malının ve kanının koruma altında olmasıdır.  İtikadında başka bir şey gizlese bile, onların sırları Allah Azze ve Celle’ye bırakılır. Halkın gizlilikleri araştırmasına yol bırakılmamıştır.

Bu yüzden Nebî sallallahu aleyhi ve sellem münafıkları bilmesine ve Allah’ın kendisini onların içlerinde gizledikleri şeylerden ve kalplerindeki itikatlardan haberdar etmesine rağmen, bu kimselerin ashabı arasında bulunmasını onaylamış, onlarla olan cihadda, Allah’a ortak koşan (kâfirlere) harp açması gibi bir cihad yolunu tutmamıştır. Münafıklardan birisi, Allah’ı küfr/inkâr içeren bir sözünden haberdar olunup yakalanınca, inkâr etmiş, diliyle Müslüman olduğunu izhar etmiştir. Nebî sallallahu aleyhi ve sellem de onu, daha önce söylediği sözden ve içinde gizlediği itikattan değil, ancak kendisinin huzurunda söyleyerek ortaya koyduğu sözle sorumlu tutmuş ve buna göre hüküm vermiştir.

Allah hükümde hiç kimseye insanların içlerinde gizlediğine göre hükmetmeyi mubah kılmamıştır, içte gizlenenin hükmünü yalnız kendisine ayırmıştır.” (Taberi Tefsiri 11/567)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)