Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Darussune Kitapları

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 Şeytanın Akidevî Tuzakları
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 Yâkûtetu'l-Mesânid Şerhi
Saat: 20:00 Sahih Tefsir Şerhi



23 Ağustos 2016 Salı

Namaz Kılmayan Kimsenin Nikahı


Soru: Namaz kılmıyorken evlenen kimsenin nikâhı sahih midir? Tevbe ettikten sonra nikâhın yenilenmesi gerekir mi? Nikâh yenilenmeden önce meydana gelen çocukların hükmü nedir?

Şeyh Muqbil b. Hadi’nin cevabı: Âlimlerin görüşlerinden sahih olanına göre namazı terk eden kâfir sayılır. Zira Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Kul ile küfr veya şirk arasında namazın terki vardır” buyurmuştur. Ebu Davud’un Sünen’inde Burayde radiyallahu anh, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Bizimle onlar arasındaki ahid namazdır. Namazı terk eden kâfir olmuştur.”

Buna göre ilim ehlinin görüşlerinden sahih olanı; bu nikâh akdinin batıl oluşudur. Nikâhın yenilenmesi gerekir. Çocuklara gelince, bunlar onun çocuklarıdır. Zira nikâh bir şüphe üzerinedir. Yine ilim ehlinin cumhuruna göre onlar namazı terk edeni kâfir görmezler. Fakat sizler namazı terk etmenin kâfir olmayı gerektirdiğini işittiniz. Sahih olan onun kâfir olduğudur. Allah yardımcımız olsun.”

Kaynak: Es’iletu Ehli Teris


Tercüme: Ebu Muaz

* Bu fetva hakkında uyarı: Sitede tercüme edip yayınladığım fetvaların bütün içeriğini onayladığım veya bunları tamamen doğru bulduğum anlamına gelmez. Nakil sorumluluğundan dolayı fetvaları olduğu gibi tercüme ve naklediyorum. Okuyuculara düşen şey, delile mutabık olanı kabul etmek, delile aykırı olanı ise sözün sahibine bırakmaktır.
Şeyh Muqbil rahimehullah'ın bu fetvası ile ilgili olarak da şunları hatırlatmak gerekir: Sorumluluk ancak ilimle başlar. Dolayısıyla namazın terkinin küfür olduğunu bilmeden önce kıyılan nikahın geçersizliğinden söz edilemez. Nitekim Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem cahiliyye döneminde kıyılan nikahların yenilenmesini emretmemiştir. Namazın terkinin küfür olduğunu öğrendikten sonra namazı terk etmeye devam eden ve Müslüman olduğunu iddia eden kimseler ise münafık hükmündedirler, dünyadaki hüküm olarak nikahları ve akitleri geçerlidir. Ancak bu kimselerin Allah katındaki hükümleri hallerinin hakikatine göre olur. Buna göre eşlerden biri namazın terkinin küfür olduğunu bilmekle beraber namazı terk ediyorsa, o kişinin eşi, nikahının bâtıl hale geldiğini ve insanlar katında nikahı geçerli sayılsa bile bu nikahı devam ettirmenin zina olduğunu bilmelidir.

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)