Sözlerin en doğrusu Allah'ın kelamı, yolların en hayırlısı Muhammed Aleyhisselam'ın yoludur. Dinde her sonradan çıkarılan şey bidattir.Her bidat sapıklıktır ve her sapıklık da cehennemdedir (Muslim no: 867)

Duâ

Duâ

Öne Çıkan Yayın

Âlimler Hakkında Dengesiz Tutumlar

Bazı kimseler ilim ehlinin bazı muhalefetlerine dair yaptığım uyarılardan dolayı şahsıma karşı saldırgan bir tutum içine girmişlerdir. Ben...

Daru's-Sunne Ders Programı


Çarşamba
Saat 19:00 ez-Zeria Şerhi
Saat 20:00 el-Câddetu'l-Beydâ Şerhi

Cumartesi
Saat 19:00 el-Albaniyyât Şerhi
Saat 20:00 Sahih Tefsir Şerhi
(Dersler Youtube kanalından canlı yayınlanmaktadır)
https://www.youtube.com/channel/UCC_Lmx060zjKmHNfEBTIbWw



11 Temmuz 2014 Cuma

Sigara En Çok Neye Yarar?

Şimdiden bana birçok hayır kazandırdığına inanıyorum. Hatta bundan hiç şüphe etmiyorum.
Sigara içtiğimi dillerine dolayan birçok insanın gerçek yüzlerini tanıdım. Tabi ki beni eleştirmelerinden dolayı değil! Kendimi eleştirilemez görecek bir nefsin şerrinden Allah’a sığınırım.
“Allah için sigaradan buğz ediyormuş!”
… Kimisi ne kadar samimi olduğuna inandırabilmek için kenara çekip nasihat eder.
… Kimisi arkadan çekiştirir, aleyhimde kullanabileceği ilk fırsatta insanların yanında yüzüme karşı söyleme cesaretinde bulunur ve  “İşte bakın, ben yüzüne de söyledim” diye kendini rahatlatır, ne kadar mert olduğunu da(!) ispatlar.
Ben sigarayla beraber yanar, onunla beraber tüterim. İnsan zannettiğim pek çoğunun, her defasında ateşle yakıp üzerine basmama rağmen, yine her defasında benim için kendini yakmaya gelen sigara kadar değeri olmadığını seyreder dururum.
Neden mi değersiz? Neden mi sahtekâr? Neden mi münafık bunlar?
Sigaradan Allah için buğz ettiklerini söylüyorlar ya, işte en büyük sahtekârlık bu!
Bu sözümden şu kimseleri hariç tutuyorum: Bazı kimseler vardır, meselenin şer’î hükmünü bilmez, âlimlerin birçoğunun sigaraya haram dediğini işitmiştir, delilleri tahkik etmemiştir, haram olan her şeye gerçekten buğz ettiği gibi, sigarayı da haram zannettiği için buğz eder. Kendisi için istediği hayrı benim için de ister, nasihat eder vs. sözüm asla bu kimselere değil!
Bu sahtekâr dediğim bazılarının “Sigaradan Allah için buğz ediyorum” dedikleri yalandır! Tabiatleri tiksinmiştir, ondan buğz ediyordur. İnsanların eleştirilerine dayanamamıştır, sigarayı bırakmıştır, ondan buğz ediyordur.
Yoksa hiç kimse bir şeyden Allah’tan daha fazla buğz edemez. O Allah Azze ve Celle ki, milyonlarca kulu sigara müptela olmasına rağmen sigaradan buğz ettiğine dair tek bir ayet indirmemiş, rasulünün dilinden tek bir hadis söyletmemiştir!
Allah’tan ve rasulünden; haram kılındığına dair elinde hiçbir bürhan olmaksızın Allah için buğz ettiğini iddia eden bu kimseler, Allah’ın kitabında, rasulünün sünnetinde ağır tehditler ve lanetlerle gelmiş günahlardan Allah için buğz etmemektedirler. İşte sahtekarlık budur! Kişisel olarak nefret ettiği bir nesneye, Allah’ı, dinî argümanları alet etmek budur!
Asrın modern kerhaneleri haline gelmiş okullara, liselere, üniversitelere çocuklarını göndermeye Allah için buğz etmez! Neden buğz etsin ki, insanların çoğu, çocuğunu okula göndereni kınamaz, bilakis göndermeyen topa tutulur! Öküzlerin altlarında buzağılar aranır, bulunamazsa, buzağılar tutulup öküzlerin altlarına sokulur.
Müslümanın gıybet edilmesinden Allah için buğz etmez, gıybet edenin elinden tutup köşeye çekerek nasihat edecek yüreği yoktur. Yahut ona “sus gıybet ediyorsun” diyecek mertlikte değildir. Zira bundan nefsi de haz almaktadır. Fakat sigaradan Allah için buğz ettiğini söyler, ister aleni, ister gizlice, bundan dolayı her türlü nasihati yapar!
Kadınların yüzlerini açmalarına Allah için buğz edemez, bunu fısktan bile saymaz. Zira kitap, sünnet ve sahabe icmaı bunun haramlığında ittifak etmiş olsa da “Âlimler ihtilaf etmişlerdir” Sigaradan ise Allah için buğz eder! Çünkü hakkında kitap ve sünnetten delil olmasa da kimi bazı bir kısım âlimlerin fetvaları beyimizin hevası ile ittifak etmiştir!
Allah’ın dinine kıyası sokuşturana, helal ve haramlar icat edenlere Allah için buğz edemez. Fakat sigara içene buğz etmek kolaydır, ne hayatı ne ölümü Allah için olabilmiştir, lakin sigaraya buğz etmesi bari Allah için(!) oluversindir!
Evlerde, düğünlerde, seminerlerde, konferanslarda, çeşitli mekanlarda kadın-erkek karışmasına, oturumlarında, misafirliklerinde haremlik selamlık yapılmamasına Allah için buğz etmez beyimiz! Çünkü kendisi de bu konuda nefsine uymaktan geri duramamakta, “yapamıyoruz, edemiyoruz” palavralarıyla kendini avutmaktadır. Hoca kılığındaki toramanların kadınların huzuruna çıkarak ders yapmasına da Allah için buğz edemez. Hatta “Kadın dahi erkeklerin huzuruna çıkıp ders verebilir” denilmesine de Allah için buğz edemez.
Birisi de çıkıp “bu deyyusluktur, eğer deyyusluk değilse önce kendi karını, kızını çıkar erkeklere ders yapsın” şeklinde nebevî üslupla uyarıda bulunduğunda derhal Allah’ı hatırlar, Allah için buğz etmeye başlar! Ama kime? “Yıllardır Tevhid davetine (Hakikatte ise tevhidi yok etmeye) hizmet etmiş hocamıza dil uzatmaya cüret eden şu üslupsuz(!)a” Allah için(!) öfkelenir, dini için buğz edivermeye başlar! Gıybeti de caiz görülür artık bunun, zaten sigara içmekle alenen günah işleyen bir fasık olduğu akla geliverir birden onun! Pisliği deşip kokutmasaydı sigarasının dumanına tahammül edilebilirdi. Lakin bu haramların, bu pisliklerin kokusunu bastırmaktadır sigaranın iğrenç (!) kokusu! Buna tahammül edilemez!
Sizi bilmem! Sigara benim çok hayrımı artırdı. İnsanları tanıdım. Her köşede gıybetimi edip, işlemeye gücümün yetmediği amellerin sevaplarını bana gönderdiler. Bu durumdan gayet memnunum. Memnun olmadığım tek şey, bana bu kadar çok hayır kazandıran insanların kendilerinin bu hayırdan nasipsiz kalmaları.
Bu yüzden samimi olarak nasihat ediyorum: gelin, Allah’ın buğz etmediği bir şeye “Allah için buğz ettiğinizi” iddia ederek dini kullanmayın.
Davetin sahibi olan Allah’ın eleştirmediği sigaraya “Davete mani oluyor” gibi yalanlarla sahtekârlık etmeye kalkmayın. Sizin gibi düşünenler dışında davete mani olan bir unsur yok. Ve Allah’a hamd olsun ki içtiğim sigara, sizin gibi engelleri benden uzaklaştırmaktadır.
Nefsiniz için tiksindiğiniz sigaradan – ki sigaradan tiksinmek de herkesin en doğal hakkıdır, dini bu konuda âlet etmediği sürece – o kadar çok buğz ettiniz ki, Allah için buğz etmeniz gereken birçok haramlara, bid’atlere buğz edemiyorsunuz bile. Derneklerden çıkamıyor, mescide yanaşamıyorsunuz. Eğer buğz hak için yapılmazsa işte böyle bâtıl için buğz etmeye başlarsınız! Kim bilir bu yaptıklarınızdan bir de sevap umuyorsunuzdur!
Bu bozuk zihniyetinizin ürünüdür ki; “Namazın terki küfürdür” demenin insanları uzaklaştırdığını keşfettiniz. Merhametiniz kabardı(!) Bu gibi sözlerin davete zarar verdiğini söylemeye başladınız. “Neden üç mezhep imamının buna küfür dememesini kullanmıyoruz” dediniz, yine yılana sarıldınız. Namazı terk eden bir sürü “Selefî(!) görmeye başladım! Daha neleer neleeer…
Demek ki Allah için buğz ettiğiniz tek şey sigara değil! Siz Allah rasulünün sözlerine de “Allah”(!) için buğz etmeyi becerebilen bir topluluksunuz. Tıpkı Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in “deyyus” tarifine olanca hıncınızla buğz ettiğiniz gibi –
Ne diyelim!!!
Buğz edilen şeyler içinde en mazlumu sigara! Sigara gariptir! Tıpkı benim gibi... Onun derdini ben anlarım... Derdimin ortağıyla yalnız bırakın bizi! Rahatsız edilmek istemiyoruz.   
Sözümün sonunda kalbi olana, zikre kulak verene ve sözün en güzeline tabi olana şu hadisleri zikredeceğim:
Abdullah b. Mes’ud radıyallahu anh’den: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz İblis Arap topraklarında putlara ibadet edilmesinden ümit kesmiştir. Lakin bundan aşağı olan küçük gördüğünüz fakat helak edici günahlar olan amellerinizden razı olur. Gücünüz yettiği kadarıyla haksızlıklardan sakının. Zira kul kıyamet gününde kendisini kazandıracak zannettiği iyiliklerle gelir. Sürekli bir kul: “Ya rabbi muhakkak falan bana haksızlık yaptı” der durur. Ona: “Bunun iyiliklerinden al” denilir. Ta ki onun bir iyiliği kalmaz.” Sahih. Hakim (2/32) Beyhaki Şuabu’l-İman (6/51)
Enes radıyallahu anh’den: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde kusurlu davranan ve haddi aşan yöneticiler getirilir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Sizler arzımın bekçileri ve sürülerimin çobanları idiniz. İstediğimde (adaletle hüküm vermek) sizlerin elindeydi.” Hüküm vermede zulmedip aşırı gidene şöyle denilir: “Aşırı gitmene seni kim zorladı?” Hakim: “Ey rabbim! Senin adına öfkelendim” der. Allah Azze ve Celle ona: “Senin öfken benden daha mı çok?” buyurur. Hüküm vermede gevşeklik gösteren hakime ise: “Yaptığın şeye seni ne zorladı?” denilir. Hakim: “Kullarına acıdım ey rabbim” der. Allah Azze ve Celle ona: “Sen kullarıma benden daha mı çok merhametlisin? Alın götürün şunları! Cehennem direklerinden birine bağlayın” buyurur.” Hasen. İbn Ebi’d-Dunya, el-Ahvâl (241)
Huzeyfe radıyallahu anh’den: Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kıyamet günü âdil ve zalim idareciler getirilecek ve cehennem köprüsü üzerinde duracaklar. Allah Teâlâ onlara şöyle hitap edecektir: “Benim asıl istediğim sizlersiniz; hüküm verirken zalim davranan, rüşvet alan ve hasımlardan (taraflardan) kayıran herkes yetmiş yıllık cehennem uçurumuna yuvarlansın. Herhangi bir kişi bir kişiyi on kişi üzerine âmir kılar da, o kişiler içerisinde tayin ettiği kişiden daha üstün olan birisi bulunursa Allah Teâlâ'yı ve Resulünü aldatmış olur. Cezayı gerektiğinden çok uygulayan kimse huzura getirilip kendisine şöyle denilecektir: “Kulum! Niçin sana emrettiğimden fazla ceza uyguladın?” O da: “Öfkelendim” diyecek. Bunun üzerine şöyle denilecek: “Senin öfken benim öfkemden daha mı güçlü idi?” Daha sonra Allah Teâlâ'nın koyduğu cezayı yeteri kadar uygulamayan kimse çağrılıp kendisine şöyle denilecektir: “Kulum! Niçin cezayı tam uygulamadın?” O da: “Suçluya acıdım” diyecek. Bunun üzerine kendisine Allah Teâlâ şöyle diyecek: “Senin rahmetin, benim rahmetinden daha mı güçlü idi?” Daha sonra emredilip ikisi de cehenneme atılacaktır.” Hasen ligayrihi. Ebu Ya’la’dan naklen: İbn Hacer, Metalibu’l-Aliye (2153-55)

Meclislerin Keffareti

Meclislerin Keffareti
"Subhâneka'llâhumme ve bihamdik ve eşhedu en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk" (Taberani 10/164, el-Elbânî Sahîhu'l-Câmi (4487)