Şimdiden bana birçok hayır kazandırdığına inanıyorum. Hatta bundan
hiç şüphe etmiyorum.
Sigara içtiğimi dillerine dolayan birçok insanın gerçek
yüzlerini tanıdım. Tabi ki beni eleştirmelerinden dolayı değil! Kendimi
eleştirilemez görecek bir nefsin şerrinden Allah’a sığınırım.
“Allah için sigaradan buğz ediyormuş!”
… Kimisi ne kadar samimi olduğuna inandırabilmek için kenara
çekip nasihat eder.
… Kimisi arkadan çekiştirir, aleyhimde kullanabileceği ilk
fırsatta insanların yanında yüzüme karşı söyleme cesaretinde bulunur ve “İşte bakın, ben yüzüne de söyledim” diye
kendini rahatlatır, ne kadar mert olduğunu da(!) ispatlar.
Ben sigarayla beraber yanar, onunla beraber tüterim. İnsan
zannettiğim pek çoğunun, her defasında ateşle yakıp üzerine basmama rağmen,
yine her defasında benim için kendini yakmaya gelen sigara kadar değeri olmadığını
seyreder dururum.
Neden mi değersiz? Neden mi sahtekâr? Neden mi münafık
bunlar?
Sigaradan Allah için buğz ettiklerini söylüyorlar ya, işte
en büyük sahtekârlık bu!
Bu sözümden şu kimseleri hariç tutuyorum: Bazı
kimseler vardır, meselenin şer’î hükmünü bilmez, âlimlerin birçoğunun sigaraya
haram dediğini işitmiştir, delilleri tahkik etmemiştir, haram olan her şeye
gerçekten buğz ettiği gibi, sigarayı da haram zannettiği için buğz eder. Kendisi
için istediği hayrı benim için de ister, nasihat eder vs. sözüm asla bu
kimselere değil!
Bu sahtekâr dediğim bazılarının “Sigaradan Allah için buğz
ediyorum” dedikleri yalandır! Tabiatleri tiksinmiştir, ondan buğz ediyordur.
İnsanların eleştirilerine dayanamamıştır, sigarayı bırakmıştır, ondan buğz
ediyordur.
Yoksa hiç kimse bir şeyden Allah’tan daha fazla buğz
edemez. O Allah Azze ve Celle ki, milyonlarca kulu sigara müptela olmasına
rağmen sigaradan buğz ettiğine dair tek bir ayet indirmemiş, rasulünün dilinden
tek bir hadis söyletmemiştir!
Allah’tan ve rasulünden; haram kılındığına dair elinde
hiçbir bürhan olmaksızın Allah için buğz ettiğini iddia eden bu kimseler, Allah’ın
kitabında, rasulünün sünnetinde ağır tehditler ve lanetlerle gelmiş günahlardan
Allah için buğz etmemektedirler. İşte sahtekarlık budur! Kişisel olarak nefret
ettiği bir nesneye, Allah’ı, dinî argümanları alet etmek budur!
Asrın modern kerhaneleri haline gelmiş okullara, liselere,
üniversitelere çocuklarını göndermeye Allah için buğz etmez! Neden buğz etsin
ki, insanların çoğu, çocuğunu okula göndereni kınamaz, bilakis göndermeyen topa
tutulur! Öküzlerin altlarında buzağılar aranır, bulunamazsa, buzağılar tutulup öküzlerin
altlarına sokulur.
Müslümanın gıybet edilmesinden Allah için buğz etmez, gıybet
edenin elinden tutup köşeye çekerek nasihat edecek yüreği yoktur. Yahut ona “sus
gıybet ediyorsun” diyecek mertlikte değildir. Zira bundan nefsi de haz
almaktadır. Fakat sigaradan Allah için buğz ettiğini söyler, ister aleni, ister
gizlice, bundan dolayı her türlü nasihati yapar!
Kadınların yüzlerini açmalarına Allah için buğz edemez, bunu
fısktan bile saymaz. Zira kitap, sünnet ve sahabe icmaı bunun haramlığında
ittifak etmiş olsa da “Âlimler ihtilaf etmişlerdir” Sigaradan ise Allah için
buğz eder! Çünkü hakkında kitap ve sünnetten delil olmasa da kimi bazı bir
kısım âlimlerin fetvaları beyimizin hevası ile ittifak etmiştir!
Allah’ın dinine kıyası sokuşturana, helal ve haramlar icat
edenlere Allah için buğz edemez. Fakat sigara içene buğz etmek kolaydır, ne
hayatı ne ölümü Allah için olabilmiştir, lakin sigaraya buğz etmesi bari Allah
için(!) oluversindir!
Evlerde, düğünlerde, seminerlerde, konferanslarda, çeşitli
mekanlarda kadın-erkek karışmasına, oturumlarında, misafirliklerinde haremlik
selamlık yapılmamasına Allah için buğz etmez beyimiz! Çünkü kendisi de bu
konuda nefsine uymaktan geri duramamakta, “yapamıyoruz, edemiyoruz”
palavralarıyla kendini avutmaktadır. Hoca kılığındaki toramanların kadınların
huzuruna çıkarak ders yapmasına da Allah için buğz edemez. Hatta “Kadın dahi
erkeklerin huzuruna çıkıp ders verebilir” denilmesine de Allah için buğz
edemez.
Birisi de çıkıp “bu deyyusluktur, eğer deyyusluk değilse
önce kendi karını, kızını çıkar erkeklere ders yapsın” şeklinde nebevî üslupla
uyarıda bulunduğunda derhal Allah’ı hatırlar, Allah için buğz etmeye başlar!
Ama kime? “Yıllardır Tevhid davetine (Hakikatte ise tevhidi yok etmeye) hizmet
etmiş hocamıza dil uzatmaya cüret eden şu üslupsuz(!)a” Allah için(!)
öfkelenir, dini için buğz edivermeye başlar! Gıybeti de caiz görülür artık
bunun, zaten sigara içmekle alenen günah işleyen bir fasık olduğu akla geliverir
birden onun! Pisliği deşip kokutmasaydı sigarasının dumanına tahammül
edilebilirdi. Lakin bu haramların, bu pisliklerin kokusunu bastırmaktadır
sigaranın iğrenç (!) kokusu! Buna tahammül edilemez!
Sizi bilmem! Sigara benim çok hayrımı artırdı. İnsanları
tanıdım. Her köşede gıybetimi edip, işlemeye gücümün yetmediği amellerin
sevaplarını bana gönderdiler. Bu durumdan gayet memnunum. Memnun olmadığım tek
şey, bana bu kadar çok hayır kazandıran insanların kendilerinin bu hayırdan
nasipsiz kalmaları.
Bu yüzden samimi olarak nasihat ediyorum: gelin, Allah’ın
buğz etmediği bir şeye “Allah için buğz ettiğinizi” iddia ederek dini
kullanmayın.
Davetin sahibi olan Allah’ın eleştirmediği sigaraya “Davete
mani oluyor” gibi yalanlarla sahtekârlık etmeye kalkmayın. Sizin gibi
düşünenler dışında davete mani olan bir unsur yok. Ve Allah’a hamd olsun ki
içtiğim sigara, sizin gibi engelleri benden uzaklaştırmaktadır.
Nefsiniz için tiksindiğiniz sigaradan – ki sigaradan
tiksinmek de herkesin en doğal hakkıdır, dini bu konuda âlet etmediği sürece –
o kadar çok buğz ettiniz ki, Allah için buğz etmeniz gereken birçok haramlara,
bid’atlere buğz edemiyorsunuz bile. Derneklerden çıkamıyor, mescide
yanaşamıyorsunuz. Eğer buğz hak için yapılmazsa işte böyle bâtıl için buğz etmeye
başlarsınız! Kim bilir bu yaptıklarınızdan bir de sevap umuyorsunuzdur!
Bu bozuk zihniyetinizin ürünüdür ki; “Namazın terki
küfürdür” demenin insanları uzaklaştırdığını keşfettiniz. Merhametiniz
kabardı(!) Bu gibi sözlerin davete zarar verdiğini söylemeye başladınız. “Neden
üç mezhep imamının buna küfür dememesini kullanmıyoruz” dediniz, yine
yılana sarıldınız. Namazı terk eden bir sürü “Selefî(!) görmeye başladım! Daha
neleer neleeer…
Demek ki Allah için buğz ettiğiniz tek şey sigara değil! Siz
Allah rasulünün sözlerine de “Allah”(!) için buğz etmeyi becerebilen bir
topluluksunuz. Tıpkı Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in “deyyus”
tarifine olanca hıncınızla buğz ettiğiniz gibi –
Ne diyelim!!!
Buğz edilen şeyler içinde en mazlumu sigara! Sigara gariptir! Tıpkı benim gibi... Onun derdini ben anlarım... Derdimin ortağıyla yalnız bırakın bizi! Rahatsız edilmek istemiyoruz.
Sözümün sonunda kalbi olana, zikre kulak verene ve sözün en
güzeline tabi olana şu hadisleri zikredeceğim:
Abdullah b. Mes’ud radıyallahu anh’den:
Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz İblis Arap
topraklarında putlara ibadet edilmesinden ümit kesmiştir. Lakin bundan aşağı
olan küçük gördüğünüz fakat helak edici günahlar olan amellerinizden razı olur.
Gücünüz yettiği kadarıyla haksızlıklardan sakının. Zira kul kıyamet gününde
kendisini kazandıracak zannettiği iyiliklerle gelir. Sürekli bir kul: “Ya rabbi
muhakkak falan bana haksızlık yaptı” der durur. Ona: “Bunun iyiliklerinden al”
denilir. Ta ki onun bir iyiliği kalmaz.” Sahih. Hakim (2/32) Beyhaki Şuabu’l-İman (6/51)
Enes radıyallahu anh’den: Rasûlullah sallallâhu
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde kusurlu davranan ve haddi
aşan yöneticiler getirilir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Sizler arzımın
bekçileri ve sürülerimin çobanları idiniz. İstediğimde (adaletle hüküm vermek)
sizlerin elindeydi.” Hüküm vermede zulmedip aşırı gidene şöyle denilir: “Aşırı gitmene
seni kim zorladı?” Hakim: “Ey rabbim! Senin adına öfkelendim” der. Allah Azze
ve Celle ona: “Senin öfken benden daha mı çok?” buyurur. Hüküm vermede
gevşeklik gösteren hakime ise: “Yaptığın şeye seni ne zorladı?” denilir. Hakim:
“Kullarına acıdım ey rabbim” der. Allah Azze ve Celle ona: “Sen kullarıma
benden daha mı çok merhametlisin? Alın götürün şunları! Cehennem direklerinden
birine bağlayın” buyurur.” Hasen. İbn Ebi’d-Dunya, el-Ahvâl (241)
Huzeyfe radıyallahu anh’den: Rasûlullah
sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kıyamet günü âdil ve zalim idareciler
getirilecek ve cehennem köprüsü üzerinde duracaklar. Allah Teâlâ onlara şöyle
hitap edecektir: “Benim asıl istediğim sizlersiniz; hüküm verirken zalim
davranan, rüşvet alan ve hasımlardan (taraflardan) kayıran herkes yetmiş
yıllık cehennem uçurumuna yuvarlansın. Herhangi bir kişi bir kişiyi on kişi üzerine âmir kılar da, o kişiler
içerisinde tayin ettiği kişiden daha üstün olan birisi bulunursa Allah Teâlâ'yı
ve Resulünü aldatmış olur. Cezayı gerektiğinden çok uygulayan kimse huzura
getirilip kendisine şöyle denilecektir: “Kulum! Niçin sana emrettiğimden fazla
ceza uyguladın?” O da: “Öfkelendim” diyecek. Bunun üzerine şöyle denilecek: “Senin
öfken benim öfkemden daha mı güçlü idi?” Daha sonra Allah Teâlâ'nın koyduğu
cezayı yeteri kadar uygulamayan kimse çağrılıp kendisine şöyle denilecektir: “Kulum!
Niçin cezayı tam uygulamadın?” O da: “Suçluya acıdım” diyecek. Bunun üzerine
kendisine Allah Teâlâ şöyle diyecek: “Senin rahmetin, benim rahmetinden daha mı
güçlü idi?” Daha sonra emredilip ikisi de cehenneme atılacaktır.” Hasen ligayrihi. Ebu Ya’la’dan
naklen: İbn Hacer, Metalibu’l-Aliye (2153-55)